18 Mart 2009

Angelina'lar da aldatılır

Vay annasını dünyanın çivisi çıkmış. Boşu boşuna güzelleşmeye, gençleşmeye çalışıyor bu kadınlar. Adam adam olmayınca neye yarasın köfte dudaklar.
Çok gözümden düştün Brad. Çık dışarı! Kart zampara seni...


18.03.2009 @Radikal:

Amerikan magazin dergisi Star'ın sağlam kaynaklardan elde ettiği bilgiye göre Oscar töreninden sonraki hafta Angelina ile Brad Pitt birbirine girdi. Angelina, gündüz eve geldiği zaman çocuklarının yatak odasında Brad Pitt'i ikizlerinin bakıcısına masaj yaparken yakaladı. Bu manzara karşısında çılgına dönen seksi yıldız akciğerlerini parçalayacak şekilde bağırdıktan sonra Brad Pitt'e sağlam bir tokat yapıştırdı ve ardından bakıcıya dönerek, "Hemen defol ve bir daha da bu eve asla gelme" dedi. Olay karşısında şoke olan Brad Pitt ise , "Sadece ona ağrıları için yardımcı olmaya çalışıyordum" dedi.

Bubble!!

Her zaman yastığa başımı koyar koymaz uyumamla ve telefonun alarmı çalar çalmaz yataktan fırlamamla övünürüm. Asla erteleme kullanmam. Bu sabah, hayatımda 3.defa, alarmı kapatıp geri yatmışım. Tatlı tatlı uykudan uyandığımda ise servisin gelmesine 3-4 dk olduğunu farkettim. Hemen şoföre bir mesaj "Ben sabah yokum." Gelsin metro, otobüs çilesi...
İlk defa alarmı kapatıp geri yattığım gün bir salıydı, sallandı. Bir gün önce, pazartesi tatildi (29 Ekim miydi neydi) ve ben o gün evimi taşımıştım. Yorgunluktan gebermek üzere olan bir insan için gayet normal bir durum. Turumcu'nun telefonuyla uyanıp fırlamıştım, gene kaçan servis, gene metro-otobüs...
İkincisinde sanırım akşamdan kalmaydım. Ya da hastaydım. Ya da sevdiceğim hastaydı. Hangisi olursa olsun gene mazur görülebilir bir durum. Üçüncüsü, yani bu sabahki ise tamamen dalga geçmelik. Aerodinamikyar'ın sitesinde gördüğüm kafadan baloncuk patlatmaca olarak nitelendirebileceğim salak oyuna takılıp 02:00'ye kadar oynayıp sonra 06:30'da uyanmayı beklemek en hafif tabiriyle naiflik değil midir?? Türlü türlü oyun oynamışlığım var da şu baloncuk patlatmacalı, sevimli karakterli, 3'lüyü bir araya getirtmeceli oyunlar kadar hiçbirine takılmışlığım yok. Kendimi yaktığım yetmiyor gibi sevdiceğime de gönderiyorum oyunları, linkleri sonra hep birlikte sapıtmaca. Dün gece kaçta yattın bilmiyorum ama affet beni canımın içi :p
Benim gibi bu salak oyunlara bayılanlara önerim, beni en çok oyalayanlardan Zuma ve Chuzzle. Ama crackini bulup kurup bağımlısı olursanız benden bilmeyin. Gidin insan gibi Knight Online filan oynayın, hiç değilse bir komünitenin parçası olursunuz.

17 Mart 2009

Kanıt

Hayatının bir dönemi Boğaziçi'nde ya da çevresinde geçenlere acı duyurudur:
Mandarin kapanmış.

Ahanda krizin cort diye delip geçtiğinin kanıtı.

Kedililere Müjde!



Kendimi gündemden kopmuş, 70 yaşında tonton nene gibi hissettim.
Droncit artık Türkiye'de bulunuyormuş yahu! Boşu boşuna istetiyormuşuz Alamanya'lardan, İngiltere'lerden. Vış...
Turumcu'nun dediği gibi, "Özal sağolsun. Ne istersek alabiliyoruz."
Ya yaa.. Hortlasın Özal mümkünse...

16 Mart 2009

Ohannesburger



Şu kadının 65 yaşında olduğuna kim inanabilir?
Ebenin şeyi yani Nebahat Çehre...

Öneri

Cuma gecesi sızmadan 2 dakika önce aklıma gelen ve sırıtarak uyumama neden olan önerim:
Ruhani Lider yerine Yuhani Lider.
Yeni dönemler için daha uygun değil mi ama?

Stop!

Bu sabah farkettim ki otobüsle bir yere giderken eğer işlek bir durakta ineceksem asla Dur düğmesine ben basmıyorum. Bekliyorum ki millet kalksın, düğmeye bassın, inip yolu açsınlar, ben de teşrif edeyim, kalkıp otobüsten ineyim.
Tembellik mi insan kullanmak mı bilemedim.

13 Mart 2009

13th Friday sıkıntısı

Severim giyinmeyi retro
Ülker olmasaydı yerdim belki Metro
NCIS izleye izleye olacağım bir Jethro
Yıllarca nedir bu diye merak ettiğim şey UND Ro-Ro

Okulda var kapalı da açık da bir sürü kort
Astım oldum ya çekiyorum içime Symbicort
Ne zaman olacağız belli değil ki mort
Excel'de en sevdiğim formül Sort

Haftalardır elimde bir dosya
Artık bıraksam blog okumayı da çalışsam ya
Bu gidişle ne müdürlük kalacak ne para
Ölümüne Galatasaray forza

Aşık Alice der ki acıktım
Yemeğe de kaldı 15 dakika dayanamadım
Açtım çekmeceyi kremalı biskivüyü aldım
Yiyiverecektim de sabahki zor kapanan fermuarı hatırladım

Zihniyete Çay Demle

12.03.2009 @Hürriyet:

Afyonkarahisar'ın ilçelerine ziyaretlerde bulunan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, kendisinden iş isteyen kadınlara “Evdeki işler yetmiyor mu?” karşılığını verdi.

Eskiden sözlerini seçerken az da olsa dikkat eder, modern, laik, eşitlikçi, iyi insan portresi çizmeye çalışırlardı bunlar. Artık en ufak bir beyin süzgecinden geçirmeye de gerek duymuyorlar cümlelerini. Hala AKP şeriatçı parti değil diye saf salak ortada dolaşanlara duyrulur, duymak işlerine gelirse...

12 Mart 2009

Güllü

Biliyorum kızmamam lazım, ekmek parası sonuçta. Ama kızmaktan geri alamıyorum kendimi. Olayı anlatayım size.
2002-2004 yılları arasında kapıcımızın kardeşi temizliğe gelmişti evimize. 2 haftada bir gelir, heryeri temizler, bulaşıkları yıkar, nevresimlerimizi değiştirir, pırıl pırıl yapar giderdi. Sonra ben başka eve taşındım, o zamanki ev arkadaşım para ödemek istemedi, koptuk gitti. Fakat o zamanlar da birsürü arkadaşıma Güllü'yü tavsiye etmiş ve hergün gideceği bir işi olmasını sağlamıştık.
Aradan yıllar geçti, Güllü'yü tekrar buldum. Birkaç aydır 2 haftada bir cuma günleri gelip kedileri odaya kapatıp evi tertemiz ediyor, çamaşırları asıp bulaşık makinesini boşaltıyor, dubleks bir ev olmasına rağmen 4 gibi işlerini bitirip çıkıp gidiyor. O kadar güveniyorum ki ona, evin anahtarını da verdim, girip temizleyip çıkıyor. Süper düper hüper dağınık ev arkadaşımın bile arkasını toplamaya yetişiyor. Mucize yani!
Geçen hafta aradı beni Güllü, cuma günleri için başka bir müşteri daha çıktığını, bize salı günleri gelmesinin uygun olup olmayacağını sordu. Bir müşteri daha kazanmış ne güzel diyerek "Peki, deneyelim bakalım" dedim, ama böyle bir oldu bittiden de hoşlanmadım. Geçen salı geldi, pırıl pırıl yaptı evi gene. Bizim evde oturabildiğimiz yegane zamanlar olan haftasonu geldiğimizde ise 1'i pislik torbası 3 kedi yüzünden evi pok götürüyordu, temizlik onlara yaramıştı yani. Bunun üzerine aradım Güllü'yü, denediğimizi ama olmadığını, haftasonu bizim bir daha ortalığı temizlediğimizi, yine cumaya geçmemiz gerektiğini söyledim. Bizim günümüze talip olan kadın her hafta çağırıyormuş onu, cuma olmazsa da almayacakmış Güllü'yü, "Ne yapayım ki şimdi ben" dedi. "Ne yapacağını ben söyleyemem, sen karar ver "dedim. "O zaman size gelmeyim ben artık" dedi. "İyi, sen bilirsin" dedim. Bir tarafta her hafta alacağı para, diğer tarafta bunun yarısından biraz fazlası (Herkesin verdiğinden fazla para veriyorduk biz). Parayı tercih ettiği için yargılayamam onu, ama kızmaktan da geri duramıyorum işte. Şu anda gittiği bir sürü işi de ben bulmuştum ona, fakir insandan vefa beklemek naiflik sanırım.
Baştan bir daha okudum da, uzuun uzuun da anlatmışım iyi mi, düşündüğümden daha çok bozulmuşum sanırım. Yayınlasam mı diye tereddüt ettim şimdi. Neyse her zaman mantıklı yazılar yazacak değilim ya :p

My Guys!



Meredith Dittmar ismini daha yeni duydum sayılır ama yaptığı işleri gördüğümde kendisinin en yakın arkadaşı olmayı istedim. My Guys dediği ve kendi yarattığı karakterleri ve bu karakterleri kullanarak yaptığı panolar için 2 ay aç gezebilirim. 3 de olabilir.
Ne büyük bir şans ki Tünel'de yeni açılan Milk isimli mekanda kısa bir süreliğine (5-28 Mart 2009) bu çılgın bağyanın işlerini görebilir ve ruhunuzu doyurabilirsiniz. Satın alma imkanı da var ama neyse... Bu bloğu okuyanlardan çıkarıp şraak diye $550 verebilecek olan olduğunu sanmıyorum. Varsa bana mail atsın, kendisi ruh eşim olabilir.

- Nerde bu Milk be?!
- Yazıcam çatlama. Galip Dede Caddesi, Balkon Çıkmazı, No:8/A, Tünel. Sanki şimdi şıp diye bulacaksın peh!


11 Mart 2009

5 dakikalık mola

Daha 16 yaşındaki stajerimizin böbrek yetmezliği çektiğini ve 3 ayda bir diyalize bağlandığını öğrendim az önce. Ya çok klişe ama hayatımıza girip çıkan insanların ne dertleri var, hiç mi hiç haberimiz yok. Ne dertleri, ne hayalleri, ne umutları, ne hırsları, ne yılgınlıkları, ne mutlulukları var hiiiç bilmiyoruz. İşin kötüsü bilmeye de çalışmıyoruz. Ben de bu kendi içime döndüğüm 5 dakikanın sonunda unutacağım ve bir sonraki şoka kadar umursamayacağım.
İnsan denen varlık mı rezil birşey yoksa hayat mı boktan bilemedim.

Mizahçıları Sevelim, Onları Koruyalım

9 Mart 2009

Kankaa

Tanı

Allerjik astımmışım.
Vatana millete hayırlı olsun.
Derhal iş ve ev değişikliği yapmam gerekiyor. Tüysüz, tozsuz bir iş ve yerden ısıtmasız bir ev. Mina ve Üzüm ağzımın içinde yatmaya devam edecek ama... Onlarınki tüy değil cennet partikülü :p

Memleketimden politikacı manzaraları

* Enerji Bakan Hilmi Güler, "Karlı bir havada bakanlığın bahçesine güneş panelini kurduk. Ardından ise hamsileri üstüne dizerek hamsi ızgara yaptık. Hamsiler çok güzel kızardı. Bu panelleri böylece denemiş olduk" dedi.

* Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Gaziantep’te yerel basınla buluşma toplantısında doların tırmanışıyla ilgili soruya, “Ben her gün size ekonomik değerlendirme yapmak zorunda değilim” diyerek tepki gösterdi.

* Başbakan Erdoğan’ın “Ananı da al git” dediği çiftçi Mustafa Kemal Öncel gözaltına alındı. Gerekçe: Başbakan yine Mersin’e gelecek. Ya eylem yaparsa?

* MHP “AKP’nin mitingine katılım düşüktü” deyince AKP Manisa İl Başkanlığı basın açıklaması yaparak basına fotoğraf dağıttı. Ancak fotoğraflarda ‘Photoshop’ marifetiyle insanların kopyalandığı ortaya çıktı.

* "Biz Ankara'dan izin vermediğimiz sürece siz burada taş üstüne taş koyamazsınız.. Onun için eğer birileri size gelip de ben şunu yapacağım, ben bunu yapacağım diyorsa inanmayın. Yapamazlar; bize rağmen yapamazlar" diyen AKP Kırıkkale milletvekili Prof.Dr. Mustafa Özbayrak, dinleyenleri şoke etti.

Tek bir günde bu kadar malzeme veren Türk politikasının yılmaz neferleri!!
Artık komik de gelmiyorsunuz...

6 Mart 2009

La Famili de Unakıtan

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan Amerika'da Cleveland Kliniği'nde bypass ameliyatı olmuş. "Neden Amerika? Neden Cleveland? Neden müzik?" sorularına bakanın zevcesi çok muhterem şahıs, ulu Türk ve İslam bilgini kadın, aziz St.Ahsen Unakıtan "Allah'a dua ettim, nerede bu derdimize en iyi çareyi bulabiliriz diye. Ondan sonra içimde Cleveland yazdı." diye cevap vermiş.
Bisigtiringidinafedersin.
Serviste zaman geçirmek için belki bir bildiği vardır muhterem bağyanın diyerek ben de kapadım gözlerimi, şu aralar en büyük sıkıntım olan geçmek bilmez bronşitimi düşündüm. Hani çaresi yazacak ya içimde. İçimde değil de gözümün önünde bir yumurta görüntüsü belirdi. Benim maneviyatım bu kadar olur deyip konsantrasyonu sağlayıp tekrar kapadım, bu sefer gözümün önünde sahlep yazdı. Ulan arsız bünye! Kahvaltı edicez bir 15 dakka sonra zaten ne bu ne bu?! Bir de peynir, sucuk filan gösterseydin. Elalemin içinde Cleveland doğruyor, bana da hiç olmazsa Süper Loto sayıları görükseydi ya...
Bahtsızım.
Ha Unakıtan Jr. "One Minute" markasını tescil ettirmek için başvurmuş. İlk etapta gıda ürünlerinde kullanılması düşünülüyormuş. Sıvı yumurtadan sonra bakalım nasıl bir zeka küplüğü gelecek.
"One Minute kaybolmayan sakız" çıktı!! Davos hariç tüm bakkaliyelerde!

5 Mart 2009

Süpper Lotto

Yeni birşey öğrendim. Sayısal Loto'da bir sınırlama varmış, bilmemkaç hafta kimse 6 bilemezse toplanan ikramiye devlete kalıyormuş. Aynı haltı Süper Loto'da da uygulamaya karar vermişler.
Zaten toplanan paradan kesintiydi, vergiydi bir sürüsünü cebe indragandi yapmıyor musunuz bre doyamayasıcalar?! İnsanların umutlarına da mı göz diktiniz, Allah binbir türlü belanızı versin de oturduğunuz yere yığılıverin! İşbu sebeple bugün çekilecek hiper ikramiyeli Süper Loto'dan sonra şans oyunlarına para yatırmamaya karar vermiş bulunuyorum. Benim umut arayışım Çankaya'ya yapılacak imitasyon heykelleri finanse edemez kusura bakmasınlar.
Beddua konusunda kendimi geliştirmem lazım. Bir de yeni bir umut kapısı bulmam...

4 Mart 2009

Sığınmacı Alice

29 yaşından küçük olup son 2 yıl içinde alınmış 2'den fazla Schengen vizem olmadığı için Almanya beni potansiyel olarak ülkelerinde kaçak olarak kalabilecek biri olarak görmüş.
Kıçıkırık bir iş vizesi için üniversite diplomamın aslını (Bak seen!), işe giriş bildirgemin aslını (Ohaa!), şirketin ticari sicil belgesinin aslını (Ebesinin...), Almanya ile ticari ilişkimizi gösteren anlaşmaların asıllarını (Şakasın!) vb. bir dolu ek belge istemiş.
Son pasaportumda 4 Schengen, 1 Bulgar, 1 Macar vizesi varken... Bu 4 Schengen'in 3'ünde Almanya'ya iş için gitmiş ve geri gelmişken... İş seyahati için gidildiği davetiye mektuplarından, şirket teminatlarından belliyken... Yanımda Genel Müdür ile seyahat edecekken... Bir akıllı siz misiniz?
Hepsine tamam da... Kaçacak olsam Almanya'ya mı kaçarım a aklı evveller?

2 Mart 2009

Alacağı olsun

38,4 derece ateşim varken,
Soğuk duşlarla bunu düşüremeyip polikniğine gidip serum yemişken,
Akşam üzeri bir şişe daha serum yiyecekken,
Böbreklerim, safra kesem, diş köklerim, başım, gözlerim, saç diplerim, midem ve eklemlerim ağrıyorken,
Tek başına yürüyemeyecek durumdayken,
Yanımda sadece benim yaptığım yemeği ısıtmaktan başka birşey beceremeyen ama iyi niyetli teenager kardeşim varken,

Yardıma gelmeyen, anca bir ihtiyacın olursa haber ver diyen sevgili, ne olsun? Şıkları alayım...

28 Şubat 2009

Msn 101

Babam, msn adresini listesine ekleyen apaçiyi acemilikten kabul etmiş. "Kamera aç, kamera aç!" ısrarlarına verdiği yanıt;
- Ben emekli bir adamım. Gazete okuyorum, beni rahatsız etme.

"Ben evli bir adamım"ı biliyorduk da bu yeni oldu :)

26 Şubat 2009

They call it night

Beirut - Gulag Orkestar
Dinlemediyseniz çok fazla şey kaçırıyor olsanız gerek.

Yalnız biraz üzüyor, benden söylemesi.
Bu akşamki 5.dozumu alıyorum ve hayatıma ağlamak üzereyim.
Bunda bütün götü boklu beyinsiz lise arkadaşlarımın İngilitere'lere, Amerika'lara gidip yüksek lisans yaparken, dondurmacıda çalışmak için gidip vatandaşlık kazanmak üzereyken benim hapishanede gün doldurur gibi zaman/hayat geçirmemin etkisi de oldukça yüksek.
Zeki olan, başarılı olan, mutlu olan, istediğini elde eden, parmakla gösterilen, gururlanılan, ödüllendirilen, özenilen, gıpta edilen bendim.
Böyle olmaması gerekiyordu.

24 Şubat 2009

Test Me

Sabahtan beri sapık gibi aşk, sevgili, kişilik vs vs testleri yapıyorum.
Sonuç olarak yaratıcı zekaya sahip, ruh ikizini bulmuş, doğru kişiyle birlikte, yerine göre flörtöz, deli romantik (deli, çok manasında değilmiş), eski hayatında Fransa'da şarap üreticiliği yapmış, tam bir yalancı, aşkta ciddi, başkaları tarafından "doğuştan lider" olarak nitelendirilen, seçici dost (seçici geçirgen gibi ehuehe aa ne ayıp), planlı savurgan (Nahh! Nerden çıktı o kadar kredi kartı borcu o zaman?!) ve İstanbul çıktım.
Ey yukardaki, bana meşgul olacağım ve çokça çalışmamı gerektirecek bir iş ver. Yoksa yakında burç haritalarına filan saracağım bak, uyarmadı deme.

23 Şubat 2009

3 korner 1 penaltı

Kocaeli'de doğan ve büyüyen bir Galatasaray'lı olarak dün gece hakkında tek yorumum var;
Tanerin Gülleri senin için çok güzel laflar hazırladım. Ama daha güzellerini Sabri'ye ayırdım. Sezar'ın hakkı Sezar'a.
6-7 yıl önce olsa her maçtan sonra arayıp sinir eden tiplerin şerrinden kurtulamazdım. Thanks God yaşlandık, olgunlaştık.

In da system

Pasaportumun geçerlilik süresini uzatmak için Emniyet Müdürlüğü'ne gittim bu sabah. Pasaport Bürosu'nda sağ tarafta iki polis ve kutu kutu pense bir dolu alet gelenleri önce bir elden geçiriyorlardı ki ne olduğunu sıra bana gelince anladım; parmak izlerini alıyorlarmış! Biraz itiraz edecek oldum ama bunun 5 aydır yürütülen bir uygulama olduğunu, kendimi suçlu gibi hissetmemin yersiz olduğunu, parmak izi alma işleminin artık ehliyet alırken de uygulandığını, Allah korusun bir kaza olduğunda üzerimizde kimlik yoksa kim olduğumuzu tespit etmekte kullanılacağını filan zırvaladılar. İtiraz işe yaramadı tabii, paşa paşa verdim 10 parmağın ayrı ayrı izini. Ama polis hatun iki serçe parmağımın ve sağ başparmağımınkileri alamadı, çok bilgisayar kullanmaktan aşınmış, kaliteli bir iz alınamıyormuş muhahah. Bu tespitten sonra parmaklarıma baktığımda ben bir aşınma görmedim, gayet güzel parmaklardı. Halt etmiş o makine.
Sam Amca sana geliyorum!

21 Şubat 2009

Kendimi bunun için mi yorcam ben?

Günlerdir serviste kakara kikiri gürültü arasında parça parça yakaladığım şarkıyı buldum.
Nil Hanım'la yıldızımız normalde pek barışmaz ama arada kendini sevdirdiği de olur. Bu da onlardan biri olabiler.
Seviyorum Sevmiyorum, buradan dinleyebilirsiniz.

Ha, emeğe saygı :p

20 Şubat 2009

Gee-mail!

Bir gmail accountunun altın kadar değerli olduğu günler geldi aklıma durup dururken.
Davet ile üye alındığından hesabı olan ama aslında hiç haz etmediğim bir tipitipe nasıl iyi davrandığımı, salak monologlarına kafa salladığımı filan hatırladım.
1. Çok fena oportunistmişim.
2. Devir çok değişti azizim.
3. Dün akşam da bambaşka bir konuda benzer bir hareket biçimi benimsediğime göre, hala çok oportunistim.
4. Ama bu konuda çok başarılıyım, çok doğal duruyorum :p

Ne pis hatunmuşum be!

18 Şubat 2009

I love you more than...

Şu siteyi görünce "Love is..." yazılı sakızlar geldi aklıma. Şıpsevdi idi sanırım adları?
Şunları bana gönderen olsa da vışşş derdim hani;


14 Şubat 2009

Maruzat

Sevgililer Günü kanun hükmüyle haftaiçine gelsin Hakim Bey!
Sevgi manyağı çılgın çiftler yüzünden ne Taksim'e çıkabiliyoruz, ne sinemaya gidebiliyoruz, ne de yemek yiyebiliyoruz! Evde kaldık kukuman kuşu gibin. İstirham ederim.

13 Şubat 2009

Kimlik problemi

Yazar adım; La Santa Roja
Sitemin adresi; La Santa Roja
Bilimum kullanıcı adlarım; La Santa Roja
Blog başlığım; Alice in Wonderland
Blogger adresim; Wonderworlder.blogspot.com
Msn nickim; Alice

Kimlik bunalımı yaşıyorum a dostlar! Ne yardan geçebiliyorum ne serden aaa!!

Süslü Raziye

Netbook almadan skin aldım.
Araba almadan tekerlek almak gibi bir manyaklık.
Ama şunların güzelliğine bakar mısınız!!!

Aradaki 7 farkı bulun

Herşeyimiz çakma a.k.

10 Şubat 2009

!f !

Bu yıl 12-22 Şubat arasında gerçekleşecek olan !f İstanbul için hala bilet almadıysan yuh sana!
Ben almadım mesela, kendime yuh'u çektim bile. Ama filmlerimi seçtim. Öneri ister misin bilmem ama buyur;

Sita Sings the Blues
Wellness
Edison & Leo
Synecdoche, New York
Tokyo!

Gördüğünüz üzere daldan dala atlarım da bilet bulabilecek miyim bakalım. Ha Ankara'lılar, size de göstereceklermiş filmleri hadi yine iyisiniz :)

Yılın Şarkısı

Başlığım gaykedi'nin Haftanın Şarkısı yazılarını andırdı ama ben başlığımı Radikal'den çarptım.

Coldplay - Viva La Vida

Afferin Grammy komitesine. Gözüme girdiler.


De Adele'miş, John Mayer'miş, Ne-Yo'ymuş, Jennifer Hudson'mış, kim bunlar Allasen? Bir de ödül almışlar iyi mi... (Kendi bilmediğini yok sayan insan modeli çizdim size)

4 Şubat 2009

Out of Office

Antalya'da olmak ama toplantı için gelinmiş olduğundan hiçbir halt yapamayıp salonlarda hapsolmak iğrenç birşey. İstanbul'da olunca turist görmüyoruz bol bol hiç değilse.
Kahrolsun kapitalizm! Ama maaşım yatmaya devam etsin bir zahmet :p

30 Ocak 2009

Fizy!

http://fizy.org

Sadecik, kompaktcık, bir küçücük fıçıcık içi dolu turşucuk.
Müzik parçaları, video klipler, reklamlar, youtube videoları...

Ha bir de made in Turkey.

A Kasımpaşalı in Davos

Gece gece sevdiceğim haberiyle birlikte geldi; Davos'ta kıyamet kopmuş! Açtık televizyonu hemen, izlemeye başladık. Hemen hemen bütün kanallarda boşbakanımız ve Şimon Peres'e yaptığı çıkış, peşinden de kendisini karşılamak için havaalanında toplanan kalabalık gösteriliyordu. Şimon Peres'in konuşmasını dinlemedim, zira onu tekrar tekrar göstermeye gerek duymamıştı televizyonlarımız. Önemli olan bizdik ve bizim boşbakanımızdı!
Şimdi, bir paneldeki moderatörün görevi herkese eşit davranıp daha önce tespit edilmiş konuşma sürelerini konuşmacılara hatırlatmak ve herkesin eşit süre söz hakkı almasını sağlamaktır. Bu bağlamda moderatörün yaptığı götlüktür ipneliktir; sen birine 25 dakika söz hakkı ver diğerine 8 dakika. Bunun yanında Şimon Peres'in R.T.E.'nin konuşması sırasında lafa girip sesini yükseltmesi de affedilecek bir durum değil, sanırsın evde çocuğunu azarlıyor moruk. Ama kendisi lafa karışmadan önce R.T.E.'nin söyledikleri de lafa karışılmayacak şeyler değildi, bunu da kabul etmek gerek. Ne olursa olsun, "Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz." Davos gibi bir mecrada başka bir ülkenin yöneticisine söylenebilecek bir laf değildir. Peres'in sesinin yükselmesi sonrasında boşbakanımızın "Yaşınıza hürmetim var." demesi de karşısında kendi yaşlarında biri olsa kafa göz dalacağına işaret ediyor olabilir, amman dikkat.
Moderatörün elle müdahelesinden sonra "Davos benim için bitmiştir." diyerek ortamı terkeden R.T.E. bana yine yıllar önce "Avrupa Birliği'ne bizi almıyorlarsa üyeliğimizi de geri çekeriz, bize ne küstük oynamıyoruz." kartını çeken Mesut Yılmaz'ı hatırlattı. İki tepki de ezik Türk halkı tarafından kahramanca olarak nitelendirilmiş ve iki lider de yerlere göklere sığdırılamamıştır. Demek ki formül basit; git uluslararası bir mecrada birine kafa tut, gel oyları topla.
R.T.E.'yi karşılamaya giden halk zorluk çekmesin diye metronun gece 3'e kadar uzatılması, AKP il başkanlıkları tarafından cep telefonlarına "Davos fatihi İstanbul'a geliyor.", "Uyumayın, dünyanın yeni liderini karşılamaya gelin." gibi mesajların gönderilmesi de bu durumun tarafımdan oy kokan hareketler olarak nitelendirilmesi sebep oldu.
Son bir not, bütün Türkiye çalkım çalkım çalkalanırken televizyon kanallarından birinin Amerika ile yaptığı canlı telefon görüşmesinde muhabirin "Amerikalılar olaydan habersiz, sorumuz sayesinde öğrendiler olanları." sözü de nasıl kendi kendimize gelin güvey olduğumuzu, küçük dağları yarattığımızı, dağa küssek de dağın ipinde olmadığımızı şaak diye gösterdi yine. (Evet çok pis atasözleri ve deyimler dağarcığım vardır.)
Ya bildiğin fesat oldum görüyor musun şu gündemin yaptığını... :p

28 Ocak 2009

Ah Arena Vah Arena

Yılların Uğur Dündar'ının artık kafasına bone takıp kamerayı kapıp pastane basmamasının sebebini bu sabah öğrendim.
Dünyada bir ilk ve teklik yapan RTÜK, kamu yararına da olsa gizli kamera çekimi yapmayı yasaklamış. Maazallah bir vakıfa, bir ihalenin arka odasına, tekkeye zaviyeye sokarlar kameraları da al sana bir dolu bela. Olan Arena'ya oldu...

27 Ocak 2009

Mina & Üzüm

Kızımızın mümükleri azaldı, görücüye çıkma vakti geldi.
Beşiktaş'lı değilim, kırmızı kedi olsa bir de yanına sarman alırdım ama şunların uyumuna bakar mısınız!



Lost in the Middle

Hayata geliş amacınızı sorguladınız mı hiç?
Ulan geldik yaşıyoruz, gideceğiz, ne fark yarattım/yaratıyorum/yaratacağım diyor musunuz?
Ben çokça diyorum. Ürettiğim tek şeyin fikir olduğu ama bu fikirlerin kitlelere yayılmak şöyle dursun, bir sezonluk moda olup raflara dizildiğini görmek tatmin değil kalp ağrısı yaratıyor. Üretmek istiyorum dediğimde "Gel bir çocuk üretelim" diyen canım sevgilim, ben maalesef çok ciddiyim bu kaygılarımda. Kalbimi sıkıştırıyor, nefesimi kesiyor hatta. Ot gibi yaşayıp sabah kalkıp işe giden akşamları eve gelip televizyon karşısında sızan bir garibana dönüşüyorum. Daha 26 yaşındayım ama şimdiden emeklilik hayalleri kuruyorum. İşimi sevmiyorum sanıyordum ama asıl sevmediğim şey bu şekilde çalışmak. Dolayısıyla bunun yerine bulacağım bu tip herhangi bir iş de aynı sıkıntıyı yaratacak bünyemde. Dans öğretmeni olsaydım mesela ya da kayak hocası. Stilist olsaydım ya da iç mimar. Bir bar grubunda vokal ya da seslendirme sanatçısı. Tiyatro dekoru yapsaydım ya da kostüm. Bir kitabevinde editör olsaydım. Ol şimdi istediğini olmuyor işte. Kim n'etsin kapitalist bir işletmeciyi? Daha gencim diye kimi kandırıyorum ki, ulan hayatım bitti be! Öleyim ben be!

Öğretmen mum gibidir

23 Ocak 2009'da "siyah ayakkabı ile kahve çanta takılır mı" Google aramasıyla bloğuma ve ilgili yazıma gelmiş biri var a dostlar. Ciddi ciddi halkı bilgilendirme ve aydınlatma misyonu edindim kendi kendime. İlk yumurtasından civciv çıkmış bir tavuk yetiştiricisi gibi hissediyorum kendimi. Midemde kelebekler...

26 Ocak 2009

Gazze ağlamasın mı?

Bu sabah bir Özel Halk Otobüsünün arkasında "Bugün Filistin'e yardım için çalışıyoruz." yazılı bir afiş gördüm. Keza "Gazze ağlamasın" sloganlı Türk Kızılayı ilanları da billboardlarda.
Bu ne saçmalık yahu?
Yanlış anlaşılmasın, İsrail'in Filistin'de yaptıklarını destekliyor filan değilim. Göz göre göre sivil halk vuruluyor, adeta bir katliam gerçekleştiriliyor, yasaklanan/daha yeni denenen silahlarla insanlar kırılıyor, kimse takılmadan insanlık suçu işlenmeye devam ediyor. Gariban Filistin halkı perişan, bombaların altında bir şehir inliyor. Tablo berbat. Ama ben gene de Türkiye'deki bu galeyanı anlamlandıramıyorum.
Bosna'da soykırım yapıldı, kadınlar kızlar toplu tecavüzlere uğradı, insan aklının en ücra köşelerinin bile akıl edemeyeceği işkenceler yapıldı, annelere çocuklarının etleri pişirilip yedirildi, bilinçli bir etnik temizlik yapıldı, insanlık tarihine kara harflerle işlenecek bir trajedi yaşandı. Gazze'ye verilen desteğin kaçtı kaçı verildi?
Endonezya'yı bir yıl arayla iki kere deprem, tusunami vurdu. Onbinler öldü, çocuklar annesiz-babasız kaldılar. Açlık, salgın hastalıklar, evsizlik, parasızlık mahvetti bu yanık tenli adamları. Gazze'ye verilen desteğin kaçta kaçı verildi?
Bu iki örneği de Müslümansa bunlar da Müslüman demek için verdim. Daha pek çok trajedi yaşanırken dünyanın dört bir köşesinde, herşeye gözlerimizi kapatıp Gazze'ye ağlamamız nedendir ey Türk Kızılayı?
Filistin halkı perişan, yeni doğmuş bebek kadar saf/günahsız da ondan bu kadar üzülüyoruz, kahroluyoruz desek... I-ıh, o da değil. Şöyle ki; (Maddeleyim de bir Güneri Civaoğlu tandansı yakalayım)
1. Filistin halkı, topraklarını parça parça İsrail'e satmadı mı da şimdi "Aaa nerden çıktı burnumuzun dibinde bu Yahudiler?!" havasındayız?
2. "Filistin çok barışçıl bir halk, ellerine silah almışları yok." mu acaba? Dini, ırkı okul servislerinin önüne kendini atıp patlatan adam yüzünden ölen çocukları geçersiz mi kılıyor? Özellikle hastaneler, okul önleri seçilmiyor mu intihar bombacıları tarafından?
3. "Filistin halkı bizim tarih boyunca dostumuz olmuştur, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmemiştir." mi diyorsunuz? O yüzden mi bu sempati? 1.Dünya ve Trablusgarb Savaşlarını bir daha okumalı o halde. Osmanlı ordusunu sırtından vurup binlerce askerin ölümüne sebep olmadılar mı? Tarihi birliktelik bu mudur?
4. Ümmetçisiniz de ondan mıdır bu Gazze hassaslığı altındaki Arap hayranlığı? Ha, o zaman birşey diyemeyeceğim.

Eminim bu yazıma çok hiddetli ve şiddetli tepkiler de gelecektir. Ama zulme, savaşa, acımasızlığa düşmansanız bunu böyle ikiyüzlülükle yapmayacaksınız. Yiten, işkence gören, öldürülen can dini, dili, ırkı ne olursa olsun dokunacak kalbinize. Herkesin yaşamaya hakkı olduğunu ve her insanın değerli olduğunu kabul edeceksiniz. Karalar bağlayıp "Gazze ağlamasın!" diye inlerken at gözlüğünüzü çıkarıp dünyadaki bütün haksızlıklara üzülmüyorsanız da bir sittirin gidin. Gazze yerine siz ağlayın.

Having a Drink

22 Ocak 2009

Çan çin çon

Paran ve zamanın olsa İstanbul dünyadaki en eğlenceli ve yaşanılası şehir bence. Ama ikisinin de yokluğunda ancak pisliğini, tehlikesini, keşmekeşini, pahalılığını çekiyoruz. Yine de seviyorum onu, eşek sıpası. Ahanda sevme nedenlerimden birine bir örnek;

6. İstanbul Japon Filmleri Festivali
Levent Kültür Merkezi’ndeki 6. İstanbul Japon Filmleri Festivali, hem Kurosawa’nın filmlerini perdede görme fırsatı sunuyor hem de olası yeni keşiflerin yolunu açıyor. Bölüm başlıkları şöyle; ‘Büyük Ustalar’, ‘Tanınmayan Seçkin Japon Filmleri’, ‘Günümüz Japon Sineması’ ve ‘Japon Animasyonunun Başyapıtları’.
25 Ocak'a kadar, Ücretsiz.

Ankara'lılar, kıskanmayın. Çözüm basit, taşının! :p

20 Ocak 2009

Gıdı gıdı

Şu vücut denen nesnenin en uyuz olduğum hareketi boğazın gıdıklanması ve kaşınması. Bir maşa alıp bademciklerimi kurcalayasım geliyor. Ha bir de ayakkabı içindeyken ayak tabanının kaşınması var. İkincisini bilmiyorum ama ilki gene hasta olduğuma işaret. Hayat beni neden hasta edip duruyorsun Allahasen?


PS. Deviantart'ı bile Adult/Sexually Explicit diye engelleyen bir Safe@Office uygulamamız var. Bu şirketten nefret ediyorum.

15 Ocak 2009

Uyumsuz musunuz kızlar?

Bir moda ikonu değilim. Hatta modayı yakından takip de etmem, fakat bazı temel doğru ve yanlışlardan haberdarımdır. İşim gereği de yeni trendleri, moda renkleri filan bilirim. Bu konudaki altyapımı sıraladıktan sonra size bu aralar gözüme çok takılan ve de tırmalayan bir ayrıntıyı belirtmek ve aynı yanlışa düşmenizi engellemek boynumun borcudur.
Sabah servise giderken yaklaşık 6 dakika süren yol boyunca bu yanlışla 7 defa karşılaştım. Gözünüzde canlandırmanız için tarif ediyorum; siyah palto, siyah pantolon, siyah çanta, kahverengi ayakkabı. Bu ne be?! Bir, simsiyah kıyafetin altına kahverengi giyilir mi? İki ve daha önemlisi siyah ayakkabıyla kahve ayakkabı eşleştirilir mi?! Kimsenin dolabında aynı tonda ayakkabı ve çanta yok, ama bari yakın tonları eşleştir be gülüm. Kahverengi ayakkabıyla kahve, taba, yeşil, camel filan çanta tak n'olursun. Yapma etme, benim gözlerimi kör etme.
Sosyal sorumluluğumu yerine getirerek uyarımı yaptım. Erkekler siz de kemer ve ayakkabılarınızı uydurun, pantalonla da çorabınızı almayım ayağımın altına. Canlarım benim.
Gavur bir ablamızdan da bize nasıl iğrenç olunur konusunda modellik yapmasını rica ettim, beni kırmadı. Buyrun.


Haftasonu programınız Alice'den!

Bu haftasonu için konser programınız benden :

16 Ocak Cuma : Brazzaville @ Ghetto , 22:30
Client @ The Hall , 23:00

18 Ocak Pazar : Cesaria Evora @ İş Sanat Kültür Merkezi , 20:30

Ben mi? Para biriktirme işlemim inatla sürüyor. Brazzaville ve Cesaria mp3'lerimle evde oturup Efes Kış Birası içeceğim. O biterse de evdeki stoklardan Mastika'dır, Crema Catalana'dır, Absolute'dur ne bulursam...

Seagate sux

Bilgisayarımın 200 gb'lık bir partition'ı çöktü. Başıma ilk defa gelen böyle bir felaket karşısında dilim tutuldu, gözlerim doldu, sinirlendim kedilerime bağırdım, hayata olumsuz bakmaya başladım. Birkaç forum araştırmasından sonra başıma gelen saçmalığın ve hata mesajının çok büyük oranda Seagate'te rastlandığını farkettim. Bir de kaliteli diye eşek yüküyle para verip Seagate alıyoruz?? Adamlar dataları kurtarmak için bir program yapmışlar, iyi hoş, ama 100 küsür dolar. Hem kıçı kırık bir hdd yapamıyorsun cortlayıp duruyor, hem de onu düzeltmek için program yapıp parayla satıyorsun?! Öldürürüm seniiii!! Şey gibi bu, hani Güllüşah camlara taş atar da İbo da camcı olarak tesadüfen(!) o sokaktan geçmektedir. Olaylar gelişir...
Maxtor'u Seagate satın almış. Akıllanmamış biri olarak gidip Maxtor external hdd aldım, Seagate bir kere "kaliteli" diye yerleşmiş ya kafaya... Amma velakin 1 tb 219 TL. E-mule bekle beni anacığım!!

12 Ocak 2009

Yo nigger!!

Cumartesiden beri çok tedirginim a dostlar. Çelik kapı takılacaktı sabahtan, adam kapıyı 2 dk boyunca (yataktan kalkıp saçıma toka takıp kapıyı açana kadar) yumruklaya yumruklaya evdeki herkesi zıplattı. "Ne var alacaklı gibi ne yumrukluyosun kapıyı?!" diye çıkışınca da işte duymadınız sandım da öyle de böyle de diye kıvırdı ama güne bir baş ağrısıyla başlamamıza sebep oldu. Yanında 2 tane zenci yardımcı getirmişti bir de. Bilmeyenler için bir hatırlatma, ben az buçuk ırkçıyımdır. Şöyle ki, Türkiye'deki zencilerden korkarım. Adamların kendi yaşam alanlarında (bir Afrika'dır, bir Amerika'dır, Fransa'dır) korku duymam ama buradakiler Afrika'dan gelip genelde pis işlerle uğraşan adamlar olduklarından uzak durmaya çalışırım. Bir nevi yamyam, bir nevi yerli, diğer nevi tamtamcılar yahu. İşte bu zencilerden biri bana bakıp durdu bütün kapı takma olayı boyunca, ben de bir iki kere "Ne var? Bir şey mi lazım?" filan dedim. İşin bitmesine yakın bir kartvizite yazdığı numarasını bana uzatıp "Call me" dedi ki benim bet beniz attı. Kartı bırakıp "No" dedim, bir 10 dakka sonra giderken gene kartı uzatıp "Pshtt Call me" demesiyle de "No I won't, go away!" şeklinde son derece ne yapacağını bilemez bir cevapla yolladım. Şimdi şikayet etsem ustasına, Müslüman takılan adam belki tutup işten atacak herifi sonra al başına belayı. Bir de evdekilerin alay konusu olmak var :p
Ertesi gün akşam biri kapının ziline bas bas bir hal oldu, Melo'ya "Beklediğimiz biri yoksa açmayalım" demiştim ben de nedense?? Bu kadar basınca birşey var herhalde deyip kapının gözetleme deliğinden baktım; siyah bereli bir kafa. Kilidi çevirip açana kadar koşa koşa merdivenleri çıkıp apartmandan dışarı kaçtı. Ben arkasından bağırsam da durmadı ve yan sokağa sapıverdi. Paranoya konusunda bir efsane olan bendenizin etekleri tutuştu tabii. 9 yıldır tek başına yaşayan bir hatun olarak oldukça rasyonel paranoyalarım olsa da bu mantıksızlıktan kurtulamadım yahu. 2 gün önce takılmış kapının kilidini değiştireceğiz artık :p

8 Ocak 2009

Natacha Atlas in Town

Şimdiden haber vereyim de neden söylemedin demeyin. Gerçi ben de yeni öğrendim ama olsun.
Natacha Atlas bir kez daha Türkiye'de imiş. Cuma ve Cumartesi akşamları son albümü "Ana Hina" (Ben Buradayım) için çıktığı dünya turnesi kapsamında Babylon'da konser verecekmiş. Biletler 25-35 YTL imiş. Bu son albümü dinlemedim ama elektronik öğeleri tamamen kaldırdığı ve akustik bir konser vereceğini duydum. Meraklısına...

PS. Kim bu kadın lo diyenler için kendisi aynı zamanda Kim Ki-duk'un fena filmi Bin-Jip'de (3 İron a.k.a. Boş Ev) baş rol çocuğun sürekli CD'sini takıp çaldığı Gafsa isimli parçanın da yorumcusudur.

7 Ocak 2009

Elektrünk

Pazartesi günü eve gelip elimi elektrik düğmesine attığımda bir sürpriz bekliyordu beni : No electricity! Sevgili ev arkadaşım Melo, 2.kere, elektrik faturası otomatik ödemede olduğu halde, hesabında para bırakmayarak ödemenin gerçekleşmesini engellemiş. Son ödeme tarihi 05.01.2009 olan faturanın, mantıken 17:30'a kadar ödenmesi mümkün olduğu halde eve geldiğim saat olan 18:30'da elektriklerimizin üşenmeden gelinip kesilmiş olması gözlerimi yaşarttı. Güleryüzlü temiz Şişli Belediyesi çalışıyor...

En güzel kısmı en sona sakladım. Tam elektrikçi çağırıp saatteki mührü kırdırırken İtalya'da yaşayan ev sahibim apartmandan içeri girip bizi saati kurcuklarken gördü. İ-tal-ya'da ya-şa-yan! Bunun olma olasılığı nedir ya?!

5 Ocak 2009

Varlığı dert değil de yokluğu yara

Maaş daha hesaba yatmadan paranın gideceği yerleri belirlemek çok acı verici.
Gariban banka hesabım kendini ancak 9 saat zengin sanabiliyor; maaşın yatmasıyla benim bankanın sitesinin başına geçmem arasındaki süre...
İşbu duygular içerisinde yeni yılla ilgili ilk kararımı açıklıyorum : Para biriktirmeyi öğreneceğim! Bu yılın ilk çeyreği için kendime sadece bir netbook alacağım, o kadar. Başka birşey yok! No çizme, no elbise, no parfüm, no elektronik zamazingo, no haşhaş no vitamin! Para biriktirebilmek için kendime bir hedef belirlemem lazımmış, işten ayrılan müdürüm öyle dedi. Ev alayım desem nefesim yetmez, araba desem evin orda park yeri yok deli miyim neyim, motorsiklet alsam annem üşenmeden gelir döver öyle döner evine, 50.000 TL biriktirip sermaye yapayım desem ne fikrim ne azmim var, kısaca bütün koşullar benim para biriktirmemi engeller nitelikte. Hedef önerisi olan varsa beri gelsin.


PS. Domuzcuklu kumbaram da var, ama pembe değil mavi.

2 Ocak 2009

Anket kötü birşey değildir suser kardeşlerim

Tam 1 yıl süren anketimiz 01.01.2009 itibariyle sonuçlandı.
Sorumuz, "Alice'e sayısal çıkınca kimi Türkiye'ye getirtsin?" idi. 181 oy kullanılsa da birçok kişinin birden fazla oy vermesi yüzünden "Şike var!!" nidalarını dillendirebilirsiniz.

Yann Tiersen aldığı 40 oyla %22'lik bir orana ulaşarak birinci oldu. Mimi'nin azmini takdir ediyorum :p
İkinci sırada 36 oy alarak %19 oranda kalan Radiohead bulunuyor. Şu noktada bir gerçeği açıklamak istiyorum arkadaşlar, sizi kandırdım. Zira bütün sayısal paramı versem de bunların geleceği yok Türkiye'ye. Göt korkusu ne biçim birşeymiş anlamadım ki...
Rammstein, 28 oyla %15'te kalıyor ve müthiş sahne şovlarını izleme şansımız elimizden bir kuş misali uçuup gidiyor.
En sona ve dona kalan sanatçımız olan Feist, 14 oy alarak %7'de kalıyor. Oysa ki Feist candır. İnat sayısal çıkınca onu getirteyim de görün :p Zaten bunların içinde en ucuzu da odur.
Sayısal hayallerindeki şu bünyemi motive edip istiareye yatmadan sayıları tutturabilmem için yeni bir anketle karşınızdayım efenim. Thank you for voting. Bilinçli bloggerın da hali başka...

3-2-1-0000!!

Yeni yıl geldi de 2.günü yarıladık bile haaanııımmm!
Mutlu yıllar kafama esenleri okunmaya değer bulup zaman ayıran herkese.
Okumayanlara da mutlu yıllar, hadi ağlamayın :)

31 Aralık 2008

That's interesting...

Direktörüm Genel Müdür yapıldı.
Müdürümün işine son verildi.
Ben Ürün Müdürü oldum.

Oldukça ilginç bir gündü...

30 Aralık 2008

Başka Kapıya

Her Allahın günü "dünyanın en yakışıklısı"nı Google'da aratıp buraya gelen zat! Evet açıklıyorum; o benim! Dünyanın en yakışıklısı benim!!
(Nasıl anlarsan artık :p)

God bless me

Servisle işe gelirken bugün, birden çok sıkıntılı bir duygu geldi üzerime; vazgeçiş. Neden/kimden/ne sebeple/nasıl bilmiyorum ama bu sabah birşeyden vazgeçtim.
Sonu hayrolsun...

29 Aralık 2008

Ipod Shuffle Çekilişi

Oldukça gözde olan bir uygulama var son zamanlarda; blog/site üzerinde çekilişle hediye vermek. Bu tür bir cömertliği takdir ederek son karşılaştığım bir tanesinin haberini de geçiyorum. Çıkmaz demeyin, şansınızı deneyin :)

Yahşi Blog yılbaşında yapacağı çekiliş ile 1 kişiye IPOD SHUFFLE hediye ediyor.
Çekilişe katılmak için yapmanız gereken tek şey bloğun e-bültenine abone olmak. Ayrıca bu çekilişi blog ya da sitesinde duyuranlara extra 3 çekiliş hakkı daha. Buyrun burdan.

Kendimi pinti hissettim :p Bol şans herkeşe...

26 Aralık 2008

Kimsin seen?!!

Birisi "La Santa Roja" yazıp yanına ismimi de ekleyip google'da arama yapmış ve bloğa gelmiş.
Kullanıcı adımı ve gerçek adımı aynı anda bilip aratan birkaç kişi olabilir ancak. Sen! Çık ortaya!
Da benim adım geçmiyor ki blogda? Alala...

Hen-men

25.12.2008 @Radikal :

Seçmen tavuklar görev başında

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yaptığı adrese dayalı nüfus sayımında son skandal: Beylikdüzü’nde 10 kayıtlı seçmenin gözüktüğü Kavaklı Mahallesi’ndeki adreste bir kümes, içinde de 10 tavuk çıktı.

Ahahah yuuh!! Halk kuş beyinli ya, ne farkeder ki?

Kimlere aşık oluyormuşuz ki?

Esther'in bloğunda gördüğüm bir mim üzerine şu siteye girdim ve tipik Elle testlerinden birini yaptım; "Kimlere Aşık Oluyorsunuz?" Severim ben böyle zırvalıkları, denk geldikçe "Yemekteyiz" de izliyorum, fasıla gitmişsem kalkar göbek de atarım. Her ortama uyup eğlenmesini bileceksin arkadaşım.
Gelelim test sonuçlarına. Bu tarz testlerde, burç yorumlarında, fallarda zartlarda zurtlarda sürekli aynı çizgide şeyler çıkması beni sonunda böyle bir yaratık olduğuma inandıracak. Sonuçlardaki şey çok hoş bir yaratık değil.

La Santa Roja kimlere aşık oluyormuş?

Baskın Karakter
Siz doğarken yönetici vasıflarıyla doğmuşsunuz ve şimdiye kadar hep yönetmeye ve yönlendirmeye alışmışsınız.Bu yüzden hayatınıza girecek kişilerde sizin tercihlerinize uyması şartını gözetiyorsunuz. Sizin isteklerinizi gerçekleştirecek ve onlara uyacak karakaterde kişilere aşık oluyorsunuz. Başrolünde siz değilseniz o ilişki size mutluluk getirmiyor. Bu yüzden zaman zaman birlikte olduğunuzda birbirinizi çok daha iyi yerlere taşıyabileceğiniz ilkişkiler varken bunlara sırt çeviriyor ve çok daha azıyla yetiniyorsunuz. Bir gün birisi çıkıp size ilişkinin bir savaş olmadığını ve iki taraf da eşit olduğunda çok daha mutlu olunabileceğini farkettirecek.

Bildiğin bir Kleopatra, bir Madonna, bir Katerina'ymışım; acıların ve mücadelenin kadınıymışım, güce taparmışım, soğuk kanlıymışım da haberim yokmuş!

Webcam güzelleri

İnsanların webcamlerinden çektikleri fotoğraflarını kullandıkları bir mecra daha keşfettim. Oyuncu olmak isteyen yeni yüzler, gidin mahallenin fotoğrafçısı Hamdi Abi'den çiçekli böcekli bir arka planla fotoğraf çektirin bir zahmet. Bu fotoğraflarla, kamera açısındaki gudikliğin benzemesi bakımından peri, sihirbaz, büyücü dizilerine filan gidersiniz ancak.
Dost acı söyler.

23 Aralık 2008

21 Aralık 2008

Dandik kombinin gazabı - Sinemalarda!!!

Coşkun doğalgaz faturasının sebebi belli oldu! Bizim dandik kombinin ekran kartı bozulmuş. Biz de son günlerde zırt pırt çıkan "CO" uyarısının ne olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Meğer gerzek alet sürekli arıza verip yapabileceği maksimum sıcaklığa ısıtıyormuş hem kaloriferleri hem de sıcak suyu. Kullanım talimatnamesine bu uyarıyı ve anlamını koymayan Beretta isimli gudik kombi markasına "Püü!" diyorum.
200 küsürcük sıkışmış kapağına bir de. Allahtan demirbaş ya, ev sahibi ödeyecek. Tam bu noktada bugün gazetede gördüğüm bir saçmalığı sıkıştırayım, amman dikkat!

20.12.2008 @ Radikal:
Borçlar Yasa Tasarısı'nda kiracıların canını yakacak bir hüküm yer aldı. Kira kontratında çatı badana, boya, asansör tamirat masraflarının kiracılar tarafından ödenmesinin yolu açıldı..

Lan oğlum bütün AKP'liler ev sahibi herhalde?!

20 Aralık 2008

Masumiyet

16 Aralık 2008

Eee

Televizyon karşısında otururken web based gudik oyunlardan oynamak, Starbucks'ta kahvemi içerken milleti dinler gibi yapıp maillerimi kontrol etmek, otobüste e-book'umu okumak adına şöyle birşey almayı düşünüyorum.
Biliyorum, şımarığım. Ama çok da sevimli birşeyim, kızamıyorsunuz da!

Natural Gaz-Unnatural Fatura

Geçen sene yaklaşık 75 YTL doğalgaz faturası gelen 12 Kasım-15 Aralık dönemi için bu seneki fatura tutarımız tam olarak 308 YTL olarak gelmiş bulunuyor. Hani %73 zam gelmişti??!!
Kombinin en düşük ayarda çalışmasında dahi bu kadar fatura geliyorsa ısıyı mecburen yükselteceğimiz ocak-şubat aylarında donumuza kadar alacak İgdaş sanırım.
Odun sobası alıp salona kurup orda yatmaya başlamayı planlıyoruz Melo'm ilen. Birer kediyi de aldık mı yorganın içine sıcak sıcak ohh...

11 Aralık 2008

Amnezi

Böyle uzuun tatillerden sonra para kazanmak için ne iş yaptığımı hatırlayamıyorum bir müddet.
Normal mi acaba??

8 Aralık 2008

Pega-SUS

Kaçtık ama saklanamadım, gene burdayım :p
Ve diyorum ki; kahrolsun Pegasus!!


2 kişi gidiş dönüş 1000 YTL fiyat çeken THY'ye nanik yapabilmek adına 730 YTL'ye Pegasus'tan almış idim biletleri. Aklım sıra 270 YTL kar edeceğim ya.. Az buz para da değil yani yine de, kişi başı 182,5 YTL ödemişiz her bir bilete.
Uçağa bindikten sonra da herşey normaldi, anons yapan elemanın "Bayanlar baylar ve sevgili çocuklar!..." şeklindeki 23 Nisan havasındaki girişinden gayrı. İkram arabası geldiğinde ise gördük hanyayı konyayı.

Hostes : Birşey alır mıydınız?
La Santa Roja (Alala sandviç mi salata mı diye sormadı??) : Opsiyonlarımız neler?
Hostes : Koltuk ceplerinde bulabilirsiniz listeyi.
La Santa Roja (Ding!!) : Ha, anlıyorum. Ücretli. Teşekkürler, birşey almayacağız. (Böylece kardeş de aç susuz bırakılır.)

Bunun üzerine sırf merakımdan açtım baktım menüye;
Fincan çay : 4 YTL
Kutu kola : 5 YTL
33 cl kutu Efes Pilsen : 6 YTL
Jambonlu kaşarlı sandviç : 10 YTL

Uzun süredir yürürlükte olan bir uygulamaymış sanırım bu, ilk defa Pegasus'a bindiğim için yeni karşılaştım. Bundaki amaç da güya masrafları kısmakmış. Ulan derdin masraf olsa maliyetine verirsin ikramları, bir fincan dallama çaya 4 YTL istenir mi? Aynı şirketin internetten check-in yapmak istediğinizde 5 YTL istediğini, kişi başı bagaj limitini 20 kg'den 15 kg'ye düşürdüğünü, ekstra bagajdan alınan ücreti 2 katına çıkardığını, iş başvurularından dahi 10 YTL ücret aldığını, 100 kişilik uçakları sıkışık tepişik koltuk doldurarak 120-130 koltuklu yaptıklarını da unutmamak gerek. İlk çıktıklarında ucuzdular bir de bunlar, şimdiyse iyice abartılmış durumda. Demem o ki bir daha Pegasus mu, noooo!!!

PS. Internetteki menüler ile uçaktaki menülerdeki fiyatlar birbirini tutmalı mı diyorsunuz yoksa? Aaa, ne münasebet ki??!!

6 Aralık 2008

Bayram


İyi bayramlar millet!
9 gün tatilde bir kaçamak yapalım ama, değil mi :)

5 Aralık 2008

Sağlık Köşesi

Günümüzde gençler "korunmak" deyişinden istenmeyen gebelik ya da en fazla AIDS'e karşı önlemleri anlıyor. Size en az onlar kadar tehlikeli bir konudan bahsedeceğim bugün; rahim ağzı kanseri.
Sadece ilişki sırasında değil, çok yakın tensel temas ile dahi geçebilen bir virüs olan HPV, bu hastalığa sebep oluyor. 4-5 yıl kadar süren bir aktivasyon süresinden sonra gaza gelen virüs, siğil ya da kanser olarak hortluyor.
Bundan korunmak için geliştirilen bir aşı mevcut. Erkeklerin taşıyıcı olduğu bu virüs, onlarda da penis kanserine sebep olabiliyor. Erkek jinekoloğumun kendine aşı yapması da bunun oldukça yüksek bir risk olduğunu gösteriyor zaten.
0-2-6. aylarda yapılacak 3 doz aşı ile ömür boyu %100'e yakın bir oranında koruyuculuk sağlanıyor. 9-26 yaş aralığı için önerilen aşının maliyeti biraz yüksek; tek bir dozu 250 YTL civarında. Aşı şu an pek çok sağlık sigortasının kapsamına dahil olmakla beraber, sigortalar bunu kapsamdan çıkarmak için uğraşıyorlarmış. Elleri çabuk tutmakta fayda var!
"Benim tek bir partnerim var" da bir savunma değil. Unutmayın, partnerinizin sizden önce kimlerle beraber olduğunu bilemezsiniz. Onların da daha önce kiminle beraber olduğunu. Onların da... Korkunç bir zincir!
Amerika'da 9 yaşındaki kız çocuklarına uygulanması zorunlu olan bu aşı, ilerideki çok can kaybını önleyecek gibi görünüyor. Tüm dünyada kadınlarda en yaygın görülen 2. kanser türü (1 elbette ki meme) olan rahim ağzı kanseri ile ilgili Sağlık Bakanlığı'mızın düşünceleri ise oldukça acıklı:
“Rahim ağzı kanseri aşısı Türkiye için çok gerekli değil. Bizim için tarama programları önemli. Çünkü rahim ağzı kanseri ülkemiz için şu an sorun değil. Kadın kanserlerinde 9’uncu sırada.”
Bizim kadınlarımız nasılsa evlenene kadar seks yapmaz. Evlendikten sonra kocasının kimbilir ne zaman bir Nataşa'dan kaptığı virüs ona bulaşırsa da kaderine razı gelip kırar dizini oturur. Aşı maşı onun neyine?! Analarımız, çileli analarımız...
Dikkatli olun gençler. Love yaparken kaka yapmayın.

4 Aralık 2008

Evlilik danışmanı Alice

İlişkileri ve evlilikleri kurtarmak adına bir önerim var; çift kişilik yatak yasaklansın.
Arada ne geçmiş olursa olsun, gece olduğunda kocaman yatağın iki ayrı ucuna kıvrılamasın çiftler. Mecburen kucak kucağa, nefes nefese uyusunlar.
Ten dokununca akıl kaçar malum...

Hak

Ağlamayan bebeye meme vermemek gerek.
Memeyi kolay bulunur birşey sanma ihtimali yükseliyor.

2 Aralık 2008

Bayram Tatili

01.12.2008 @Radikal:

Kurban Bayramı'nda tatil 9 gün
Bakanlar Kurulu toplantısının arından açıklama yapan Cemil Çiçek beklenen açıklamayı yaptı: 12 Aralık'ta kamu çalışanları idari izinli. Köprü ve otoyolllardan geçiş bedava.

Benim işine gelince kamu, işine gelince özel sektör gibi davranan şirketim ne yapıyor peki? 9 gün tatil OK, ama 1 gün yıllık izninizden düşülecek. İznim kalmadı ki ehehe neyse borç yiyen kesesinden yer :p

1 Aralık 2008

3-dimension

Julian Beaver ismi çok tanıdık gelmiyor olabilir ama tebeşirle sokaklara çizdiği 3 boyutlu resimlere çoğu internet kullanıcısı aşina. Kendisi Türkiye'de imiş haftasonu, Cevahir AVM'nin davetlisi olarak. İstanbul'u temsil eden bir resim yapılması istenmiş Julian Bey'den, öneri olarak da bir bina resmi yapması söyleniyor. (İstanbul'un sembolü bir bina mı olacakmış?! Durun bakalım tahmin edeyim, Cevahir Holding binası filan olabilir mi talebiniz??) Bunun üzerine ressamımız bina yapmaktan hoşlanmadığını söyleyip oturup düşünüyor, araştırıyor ve İstanbul'u "lale, tavla, nargile, Türk lokumu, cezve, çaydanlık, çay bardağı ve kilim" motifleriyle tasvir etmeye karar veriyor. (Tam da Turizm Bakanlığı'nın yaptırdığı Türkiye tanıtım reklamlarına benzemiyor mu? Derin araştırmalar reklamı izleyerek geçen 3 dakika sürdü herhalde?) Her neyse, binadan daha iyidir. İşte Türkiye'nin 3 boyutlusu :


Çok oryantalist!!

30 Kasım 2008

Put your hands up!

Taksim gecelerine akacak erkeklere tavsiyeler:
1. Moda mı oldu bilmiyorum ama siz yine de pırıl pırıl parlayan gümüşi şeyler giymeyin.
2. Etraf gavur şeyi gibi yanarken bere, atkı, deri mont, palto ile durmayın.
3. Kapşonlarınızı kafanıza takmayın.
4. Kıvırmayın.
5. Çizgili t-shirtler giymeyin. Çok klişe.
6. Sıkışık yerlerden geçerken karşınıza çıkan her hatunu yol alma bahanesiyle sıvazlamayın, okşamayın.
7. Sandalye tepelerine çıkmayın.
8. İlla jest yapacaksanız viski ya da Absolut filan açtırın. Binboa komik.
9. Güneş gözlüğü takmayın.
10. Takım elbiseyle dolanmayın.

PS. Bu gece kanlı canlı bir Japon emo gördüm ya, artık beni hiçbir şey korkutamaz.

29 Kasım 2008

Casusçuluk

Facebook'un sağ barındaki reklamlar hiç mi hiç dikkatimi çekmez normalde. Ama bu bambaşka:
Sevgilinizden mi şüpheleniyorsunuz?

Reklama tıkladığınızda açılan siteden sadece iki ürün şöyle:

* Bilgisayar İçin Casus Program : Uzaktan yüklenebilen, dünyada var olan HİÇBİR antivirüs programına YAKALANMAYAN, Dünyanın en iyi bilgisayar takip yazılımı. Yüklenen bilgisayardaki bütün işlemleri, yazışmaları, girilen internet siteleri, msn ve diğer bütün programlardaki sohbet konuşmalarını ÇİFT taraflı olarak düzenli bir şekilde sizin için açılan bir WEB HESABINA raporlar.
*
Cep Telefonu Casus Program : Cep telefonu için takip ve casusluk programı. Programı yüklediğiniz cep telefonun bulunduğu yeri ve görüşmeleri mesafe sınırı olmaksızın dinleyin. Alınan - gönderilen bütün mesajların, arama kayıtlarının bir kopyasını gizlice takip edin.

Lan oğlum/kızım manyak mısınız? Bu kadar paranoyaksanız neden hala "sevgili"siniz? Bir de bu programların ilkinin fiyatı 442.50, ikincisinin 1500 YTL. Bu kadar paralar dökeceğinize bir psikoloğa gitseniz daha faydalı olmaz mı? Cep telefonu programı daha pahalı olduğuna göre aldatmalar telefonla daha çok mu yapılıyor? İnternetleşmemiş bir toplumuz mu denmeye çalışılıyor? Ben size daha başka birşey demiyorum.

28 Kasım 2008

Kendi Evinde Kiracı Olmak

28.11.2008 @Gazeteport:

Ankara Büyükşehir Belediyesi, dünyada eşi görülmemiş bir uygulama ile Rusya’ya her ay 80 bin dolar para ödüyor. Rusya kendi toprağı sayılan ve ‘’Kremlin çıkmazı’’ olarak bilinen yolun trafiğe açılması için para istemişti. Ankara’lı, 16 ay kapalı kalan yolun açılmasıyla birlikte, dünyada ilk kez kendi ülkesindeki yolu parayla satın alıyor. Belediye 5 ayda 400 bin dolar ödedi.

Neymiş ulen bu diye bir arattım, şöyle bir şey çıktı:
Helsinki Sözleşmesi'ne göre Atatürk Bulvarı'nın sağındaki ve solundaki büyükelçiliklerin toprakları, o ülkelerin egemenliğinde ve tasarrufunda.

Helsinki Sözleşmesi hakkında yorum yapamayacağım, zira incelemedim. Amma velakin ortada böyle yazılı bir belge varsa sorarım. E be gülüm, koskoca ova Ankara'da o yolu oradan geçirmek zorunda mısın ki? Rusya'dan gelin mi alıcan da para yediriyon Moskova'ya Gökçek Bey??

27 Kasım 2008

Bitsin Artık!

Bitenekadar'da bugün stok temizleme günüymüş. Ellerinde kalan ürünleri bitiriyorlar. Her ürün bittikten max. 10 dk sonra yenisini vitrine çıkarıyorlar. Bir bakın isterseniz ;)

26 Kasım 2008

Anahtar - bölüm 3

Statcounter'dan gelen son verilere göre, gelenekselleşen keywords listemize bir göz atalım:

* begenmediğiniz 3 özelliğiniz : buradan anladığım kadarıyla tecrübelerime dayanarak daha detaylı bir mülakat rehberi hazırlamam icap ediyor. Bu soru sorulduğunda ne diyeceğiz evladım; "Mükemmelliyetçiyim, ayrıntılara önem veririm, doğru bildiklerimi söylemekten asla vazgeçmem."
* festivallere gidildiğinde nasıl davranılır : Sorunun şeklinden bahsi geçen festivalin bir müzik festivali olduğu intibasına vardım, zira sinema festivalinde ayrıca bir davranış biçimi benimsenmesi gerekmiyor. Ayrıca şu sıralar güzide ülkemizde bir festival yok diye biliyorum. Tutup Alamanya'da, Belçika'da, Hollanda'da, Bulgaristan'da bir festivale gidecek paran ve iznin var iken gelip böyle bir arama yapıyorsan da Allah belanı vermesin.
* televizyonun eski zamandan bu zamana değişimleri : Önce herşey abaküstü. Sonra siyah beyaz-renkli-projektör-plazma-LCD-HD şeklinde bir gelişim gösterdi. Önümüzdeki günlerde gözlük camlarımıza girecek.
* eski mutubi : Eskiden beri yapılan garip aramalara bir örnek daha. Yutub, mutub, eski mutub.. Ne yazmaya çalışıyorsun sen aylardır??!!
* topuklu sandalet videoları : Fetişiste geell!!
* holy shit inancı ne demektir? : Ehehe yemişler seni, çok ibadet etmemişsindir umarım shit shit :p
* dünyanın 5. yakışıklısı : Spesifik olarak 5.araman ilginç. İlk 4 sana bakmaz mı sanıyorsun? Hıh, kendileri kaybeder!
* hülya kocyigit pornosunu nerden bulurum : Bakın Hülya sapıkları, değişik aramalarla gelip duruyorsunuz buraya, sinirleniyorum. Kadın gelmiş kaç yaşına, gençliğinde de saflığın temizliğin sembolü bir Kınalı Yapıncak'tı. Yok porn morn! Git moron Hilton'u izle! Bok!
* beyaz çorap bacak rontgenı : Al sana bir fetişist daha! Beyaz çorap dediğine göre muhtemelen sübyancısın. Sana Penti'den 3 numara bir beyaz opak çorap alıp giymeni, sonra da bacaklarına bakıp bakıp kendinden geçmeni tavsiye ediyorum.
* hiç izlenmemiş süper sexler : Ve sen bunu internette arıyorsun? Hiç izlenmemiş olan henüz yapılmamış olandır beybi.
* kadınların çamaşır asma çilesi : Çok haklısın, katılıyorum sana. Her eve kurutma makinesi!
* halkbankın kişileri üzerinde bıraktığı etkiler : Kuyruklara tahammül edememe, bürokrasiye kaşıntı ile tepki gösterme, sesini yükseltme korkusu, halktan tiskinme.
* salak dayilar nasil beslenir : Eti cici bebe + Süt. Ayrıca dayıya salak denmez, ayıp!

Google'daki abiler de kendi ülkelerinden insanlara "Ne aramış bunlar?" diye bakıp eğleniyorlar mıdır ki? Ben olsam kesiin :p

İthaf

Dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe
Sırf sana benziyor diye
Usulca sokulup merhaba dedim.

Bu şarkıyı sevdiğimin eski sevgilisine ithaf ediyorum. Zira dün kendisinin yanında gördüğüm eli kolu durmayan adam, aşkımın adi bir kopyasıydı. Aynı saçlar, aynı bıyık, aynı boy, aynı kilo... Onu benden alamayınca 5.dereceden karbon kopyasına mı kaldın a canım benim...

Ottan Kale Düştü

25.11.2008 @ Radikal:

Uyuşturucu politikası konusunda serbestliği ile AB’nin “yaramaz çocuğu” olarak anılan Hollanda, bu konudaki uygulamaları değiştirmeye karar verdi. Ülkede esrar, marihuana ve joint satışı yapan dükkanların kapatılacağı açıklandı.

İleri gideceğimize geri gidiyoruz. Sigara yasal ama di miii??!! Nalçak Marlboro Man.

Mr. Tickli

Her bir iş görüşmemden ayrı birer makale konusu çıkarabilirim sanırım.
1. IK'cıların kendini tekrarlayan soruları
2. IK'cıların şımarıklıkları
3. Direktörlerde olması gereken fiziksel özellikleri

Tövbe yarabbim günah yazmasın da dünkü beyefendi çok fenaydı nitekim. İlk başta hoşuna gitmeyen birşeyler söylediğimi düşündüm yüzündeki ifadeyi görünce. İri açık mavi gözlerinden birini kocaman açıp kaşını yaklaşık 5-6 cm yukarı kaldırıyordu, Casper görmüş gibi. Aynı hareketi ben konuşmazken de tekrarlayınca ahanda dedim, bulduk tikliyi. Kalan 55 dakika boyunca o göze bakmamak ve gülmemek için insan üstü bir gayret sarfettim. Oldukça da başarılıydım diyebiliriz. "Bu pozisyona neler katabilirsin?" sorusunda gerçekte aklımda olan cevabı vermedim veremedim, o ise tatmin olmadığını söyledi. İçim kalktı öğh. Zihinden geçen rahatsız edici düşünce ve imgeleri kovuşturduktan sonra yaklaşık 1 saatlik görüşmenin sonuna gelmiştik ki ağzımdaki baklayı çıkardım:

-Şikayet olarak algılamanızı istemem, fakat IK bölümünüzle ilgili olarak söyleyeceğim birkaç şey var.
-Buyrun, La Santa Roja Hanım.
-Cuma günü arandığımda bugünkü görüşme için saat 14:00'ın uygun olduğu söylendi IK'cı ÇokHızlıveManasızKonuşan Hanım tarafından. Kendisine o saatte benim uygun olmadığımı söylediğimde ise en fazla 14:30'a alabileceğini belirtti. Ben çalışan bir insanım, sizin istediğiniz anda uygun olmak durumunda değilim, olamam da. Sizlerin bizi seçmesi gibi biz de sizi seçiyoruz bu tür kriterlere bakarak. Bugün 14:00'de çok önemli bir toplantım vardı (Yalaann!) ertelemek için çok fazla uğraştım. Sonuçta şu an o firmada çalışıyorum, işlerimi eksiksiz ve düzenli bir şekilde yerine getirmek durumundayım. Beni gerçekten çok büyük sıkıntıya soktunuz. Daha esnek olmak durumundasınız.
(Mr.Deli Göz Moody'nin yüzünden bir gülümseme geçer)
-Teşekkürler La Santa Roja Hanım, geri bildiriminiz için. Yanınızda bir fotoğrafınız var mı?
-Olacaktı, bir saniye.

Şimdi bu adam kapılara dağıtıp bir daha bu hatunu içeri almayın demek için mi istedi fotoğrafı, IK'cı kadına şikayet etmek için mi, aklında daha iyi tutabilmek için mi? Azarlanmayı seviyor sanırım :p

25 Kasım 2008

Interview Part.2

Şu cevaplara yakın şeyler söylediğim görüşmeden sonra beğenilmiş olacağım ki bugün de direktörleriyle görüşmek için çağırıldım. Lakin salak IK'cılarına uyuz olduğum için gitmeyebilirim. Ya da IK'cılarını şikayet etmek adına da gidebilirim. Kendisiyle aramızdaki dialog aşağı yukarı şu şekilde gelişti:

-Merhaba ben Blabla'dan arıyorum La Santa Roja Hanım, direktörümüzle görüşmek için Salı günü saat 14:00'de sizi bekliyoruz.
-O saatte uygun değilim daha geç bir zamana alabilir miyiz?
-14:30'a alabilirim ancak. Falanca Bey'in bir de 15:30'da görüşmesi var.
-14:00 ile 14:30 arasında bir fark yok. Toplantım olduğu için o saatlerde orada olmam mümkün değil.
-Anlıyorum fakat başka uygun bir zaman yok.
-İyi, o halde muhtemelen gelemeyeceğim.
-14:00'e mi yazayım 14:30'a mı?
-14:00 deyin ama söylediğim gibi muhtemelen gelemeyeceğim.
-Peki, iyi günler.
-İyi günler.
Telefonu kapattıktan sonra ben:
-Orrospu.

Adam gibi IK'cılar, görüşme yapacakları kişiler çalışıyor ya da gün boyu okula gidiyor olduklarında akşam kalıp 6'da 7'de bile mülakat yaparlar. Tayyareden IK'cılar ise "Bitse de gitsek" modunda şakada şukada halleder görevi. Adam gibi şirketler, şirketlerin çalışan seçmesi gibi çalışanların da şirketleri seçtiğini bilip "Şu saatte şurada olacaksın çünkü ben öyle istiyorum" direktifinde bulunmaz. Bu yazının anafikri; bu şirket tayyaredir. Nokta.

24 Kasım 2008

Tv karakterlerini içselleştirme üzerine

Bir Carrie Bradshaw, iki Meredith Grey. Çıkmayın karşıma ağzınızı yüzünüzü toparlayıp elinize vericem. Bu kadar mıymıy, bu kadar bencil, bu kadar geveze, bu kadar gerizekalı olur mu bir kadın yahu!!! Anti-kahramanlar sizi...

20 Kasım 2008

Dünyanın Eeenn Yakışıklısı

Ruh Gıdası

Jarabe de Palo - Bonito
Dinleyin dinlettirin. Ahanda buradan :)

19 Kasım 2008

547,5 gün

İş aramak için çoook güzel bir zaman seçmişim.
TOBB başkanı krizin en az 1,5 yıl daha etkili olacağını söylemiş.
Biiirrr buçuuukkk yııll!!! Ölelim a.k.

18 Kasım 2008

Benk

TaylanOV'un da bahsettiği Akbank'ın işten çıkarmalarından sonra sıra Citigroup'ta imiş.

18.11.2008 @ Radikal:
NEW YORK - ABD’li Citigroup 53 bin kişiyi daha işten çıkaracak. Planın kamuya henüz açıklanmaması nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen bir kaynak, bankacılık devinin gelecek çeyreklerde 53 bin kişiyi daha işten çıkarmayı planladığını bildirdi.
Bu arada, İngiliz Sunday Telegraph gazetesi JPMorgan Chase bankasının gelecek yıl dünya çapında 3 binden fazla kişiyi işten çıkaracağını yazdı.(aa)

İyi ki bankacı olmamışım :p

HaSiBeCe

Şurada da belirttiğim üzere çok pis bir Advantage Club Lounge kullanıcısıyımdır. Uçağımın kalkmasına 2 saat kala havaalanında olur, pasaport işlemlerini hallettikten sonra free shop filan dinlemem atarım kendimi Advantage'in beleş yeme/içme diyarına. Hatta Advantage Card'ı elimde tutmamın yegane sebebidir bu. Lakin bugün gelen hesap özetimin 2. sayfasında yazdığı üzere;
"1 Ocak 2009 tarihi itibariyle Advantage Club Lounge'ın ayrıcalıklı hizmetlerinden kişi başı 50 YTL karşılığında faydalanabilirsiniz."miş. "Hadi ordan!" diyoruz buradan kendilerine. Başka hiçbir lounge beni kabul etmediğine göre (Dokuz isimli şahıs yüzünden Bonus'un lounge'ını zorlamış fakat içeri alınmamışsızdır ki bundan sonra nasla nasla denemem böyle bir rezilliği) aşağıda McDonalds'ın iğrenç kahvesini içip freeshop freeshop dolaşacağım.
Sizin de bilginize, erkenden gidip kalakalmayın sonra :p

14 Kasım 2008

Sarıp sarmalanacak Sarman

Dün akşam uzun bir süreden beri ilk defa ağladım. Çok çaresiz hissettim kendimi.
Sorun iş, güç, para, aşk, ev filan da değil. Sorun uyutulacağı günü bekleyen sakat bir kedi ve benim onu alamamam. Evdeki 2 canavar ayakta bile zor duran bu zavallıyı paralar. N'olur google'dan ordan burdan bloğa birileri denk gelsin de benim gibi içi erisin, alsın evine götürsün, sevsin baksın ona. Ayrıntılı bilgi burada ve kedinin videosu da burada. Panter Emel değilim ama elinden bir şey gelebilecek olan varsa da vesile olursam...

12 Kasım 2008

Ah Nerede Vah Nerede

Bugün gittim görüşmeye süslenip püslenip son moda kısa botlarımı da ayağıma geçirip. Bir IK'cı, peşinden de ilgili bölümün pazarlama müdürü ile görüştüm. Görüştüm görüşmesine de...
Kocaman salonlar, odalar düşünün. Metal sandalyeler, camlarda eski -artık sararmış- jaluziler, boyası dökülmüş kapılar, buz gibi bir görüşme odası (mecazi değil kelime anlamıyla). Tam bir Hulusi Kentmen fabrikası girişi adeta. Hiç alışık olduğum sıcak renklerde döşenmiş, konforlu, yeni, rahat ofislere benzemiyordu. (Alışık olduklarına bak, haspam!) Zaten iş yine B2B, nihai tüketiciye bir ulaştıramadılar beni! Velhasıl kelam, ı-ıh gibi görünüyor. Kariyer.net bu aralar sık kullanılanlarımda yine...

Interview with the Yampire

Yarın bir adet iş görüşmesine gideceğim. Bunu en son 2 yıl 3 ay önce yapmıştım. Paslanmış mıyız göreceğiz bakalım.

- Neden bizi tercih ettiniz?
Siz en iyisiniz!!
- Neden sizi tercih etmeliyiz?
Ben en iyisiyim!
- 5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?
En iyi yerdee!
- Kendinizde beğenmediğiniz 3 özelliğinizi söyleyiniz.
Mükemmelliyetçiyim, ayrıntılara önem veririm, doğru bildiklerimi söylemekten asla vazgeçmem. (Ziee)
- Kendinizde beğendiğiniz 3 özelliğinizi söyleyiniz.
Sonuç odaklıyım, iletişim kabiliyetim yüksek, empati yeteneğim gelişmiş. (Vışş)
- Bu pozisyona neler katabilirsiniz?
Üçüncüyü... (Tövbe tövbee)

Allahım sana geliyorum. Şu IK'cı milleti ne zaman sıkılacak kendinden?

10 Kasım 2008

Dinci Derneklerden 10 Kasım boykotu

10.11.2008 @Radikal:

İslamcı dernek ve vakıflar ortak bir açıklama yaparak, 10 Kasım'dan başlamak üzere tüm resmi bayram ve törenlerin boykot edilmesi çağrısı yaptı. Çağrıda, resmi törenler "ilkel müsamere ve ayin" olarak tanımlanarak, "Kendisine saygısı olan, çocuklarına değer veren, onların kimliksiz, kişiliksiz birer fabrikasyon ürünler halinde şekillenmelerine karşı çıkan herkesi de önümüzdeki 10 Kasım'dan başlayarak bu saçma ritüellere, anlamsız propaganda ayinlerine, İslami kimliğimizin tahkir edildiği organizasyonlara tavır almaya çağırıyoruz" denildi.
...
"23 Nisan, 29 Ekim ya da 10 Kasım gibi tarihlerde Ulusal Egemenlik, Cumhuriyet, Atatürk'ü Anma gibi isimler altında gerçekleştirilen etkinliklerin ortak noktasında hep aynı hedefin öne çıktığının" belirtildiği açıklamada, resmi törenlerde islami kimliğin karalandığı iddia edildi.

Peki biz buna ne diyoruz Türkçe'de? Elini iyice altına salmak...

Eternity

7 Kasım 2008

Çalı çırpı

Bush'un 8 yıllık başkanlığının ardından orda burda yaptığı sakarlıklar, şapşallıklar, salaklıklar konuşuldu edildi. Radikal bir fotoğraf seçkisi hazırlamış ki kıh kıh güldürdü beni bu cuma günü.

Kıh kıh kıh...

4 Kasım 2008

Dua

Bu şirketten ayrılırken müdürümle yapacağım konuşmayı hazırladım az önce ayna karşısında. Muhtemelen az sonra unutacağım, olsun, self satisfaction oldu.
Allaam sen bana bunu gerçekleştirecek imkan, a.k.a. yeni bir iş, ver n'olursun.
Amin.

Lotus I Hate u!!

Hayatımda gördüğüm en problemli mail programı bu Lotus Notes denen zımbırtı.
Bu problemlerin başka sebepleri de olabilirdi, eleyerek gidiyorum:

1. Ben bilgisayardan zerre anlamıyor olabilirim. - Yanlıışşş
2. Ofisteki bilgisayarım Nuh Nebi'den alma, hatta yatay kasa! - Doğruu
3. İnternet bağlantısı poroblemli, gel-git akıllı bir nevi. - Doğruu
4. Kullandığım Lotus Notes 1999 sürüm falan. - Mümkündür.
5. Artık sabrım kalmadığı için en ufak takılmada Task Manager'a dalıp nlnotes'u harcamakta hiçbir sakınca görmüyorum. - Doğruu
6. Şirketi sevmediğimden şirketin hiçbir şeyini sevmiyorum. Sandalyesi de rahatsız, masası yamuk, kliması yetersiz, telefonu bozuk, printerı dandik, çaycısı Leyla, müdürü uyuzun önde gideni falan filan. - Çok mümkün!

As a conclusion, Lotus rezil bir programdır. Açarım gmail'i kullanırım daha iyidir. Acilen yeni bir iş bulmam lazımdır. Bugün daha salı sabahıdır ve haftasonuna 4 gün vardır. Oh my God'dır.

3 Kasım 2008

İstiridyenin Çilesi

Yareppim bugün fashion girl modundayım ve elimden birşey gelmiyor.
Daha önce bir takıyı bu kadar beğenip istediğimi de hatırlamıyorum. Hayır sanki döpiyeslerim, şifon bluzlerim, tafta tuvaletlerim filan var da gerdanıma da bunu takıcam tamamlayıcı babında. Şeyimin Prenses Diana'sı...

So-Chic sen bünyeye çook zararlı bir oluşummuşsun.