15 Temmuz 2009

Gross

Dün İstanbul'un bir ucundaki hastaneye gidip resmi olarak "Astım hastasıdır" raporu almak için bindiğim belediye otobüsünde gördüğüm bir detay midemi kaldırmaya yetip de artıyorsa hassas bir insan olduğum rahatlıkla söylenebilir herhalde.
Lütfen, lütfen rica ediyorum, Allah'ın adını veriyorum, hatta yalvarabilirim de; yağlı alın ve kafa derinizi otobüs camlarına yaslayıp orada bir tabaka ve hatta kimi partiküller bırakmayın. Sizden sonraki kişi gayri ihtiyari dışarı bakmak için kafasını sağa çevirdiğinde karşılaştığı fluluğun sebebini kavradığında orta yere kusarsa sizden bilinmeli mecali.

13 Temmuz 2009

Eğitim şart

Biv kavav vevdim sanki!
Master yapayım ben ya, durduğum kabahat!
Dur bakıyım burs bulabilecek miyim...

Stiletto Run

13.07.2009 @Radikal:

Berlin’de moda dergisi Glamour’un sponsor olduğu bu ilginç koşu yarışına Almanya’nın dört yanından birçok insan akın etti. ‘Stilleto Run’ adlı koşu yarışının bu seneki galibi 18 yaşındaki Julia Plecher, 99 rakibini geçerek 100 metre uzunluğundaki koşu parkurunu 14.2 saniyede tamamladı ve yarışın yeni rekoruna da imza atmış oldu. Yarışmacıların yüksekliği en az 7 santimetre, kalınlığıysa 1.5 santimetreyi geçmeyecek şekilde topukları olan ayakkabı giymek zorunda olduğu yarışmada önceki rekor Ağustos 2007’de kırılmıştı. Eski rekoru 0.5 saniyeyle geçen Plecher’in ödülü 10 bin avro (21 bin 700 TL) değerinde bir alışveriş çeki.


Ben 7 puntoyla ancak, 11 puntoyla sendeleye sendeleye, 13 puntoyla geyşa adımlarıyla yürüyebilirken hatunlar at gibi koşturup rekor kırmışlar. Yarışmayı düzenleyip ödülü belirleyenler de erkek olmalı. Bu eziyete €10 bin ödül yetmez!

Numero

Mutluymuş gibi davrana davrana buna kendini inandıran, sonra da hakkaten mutlu olan bir arkadaşım vardı. Komik gelirdi eskiden, belki de en mantıklısı buymuş. Du bakalım, bi de böyle deneyelim ;)

12 Temmuz 2009

Bazen, başlık bulmakta çok zorlanıyorum bazen.

Üzülmesinler diye ne annemin, ne babamın, ne kardeşimin, ne sevdiğim adamın yanında ağlayabiliyorum, derdimi anlatabiliyorum.
Telefon ederlerse biraz nezle gibiyim, ondandır sesim diyorum.
Bloğa yazıp birilerine anlatmışçılık oynamak deliliğe girer mi?

11 Temmuz 2009

3'ün 1'i

Hayatımdaki en önemli erkeklerden 2'si dediğim adamların biri sebebini bilmediğim bir şekilde uzaklaşıyor benden. İkincisi Danimarka'ya gidiyor.
Olsun, 1 numara babam burda. O bana yeter.

a.s.a.p.

Kendi yalnızlığımla barışmam gerekecek, yine.
En kısa zamanda.

9 Temmuz 2009

Kalpazanın dondurması yatsıya kadar

09.07.2009 @ Radikal :

Merkezi İstanbul'da bulunan Panda dondurma firması, Panda Stix'lerde bulunan ‘bedava’ yazılı çubuklarından kendi bastırdıklarından daha fazla geri dönüşüm aldıkları şikayetiyle polise başvurdu. Konuyla ilgili çalışma başlatan Antalya Polisi, İzmir'deki bir fabrikada şirketin bastırdığından fazla çubukları alarak kentte piyasaya süren Yusuf Ay'ı gözaltına aldı. Zanlının evinde yapılan aramada, 3 çuval içerisinde 30 bin adet ‘bedava’ yazılı dondurma çubuğu ele geçirildi.

Sizin de hayatınızda duyduğunuz en naif, en komik kalpazanlık değil midir bu? Adamlar bakkalara gidip para ya da dondurma alıyorlarmış bu sahte çıbıklarla. Dondurma alıyorlarmış ya! Sevimli de birşey, kızamıyorsun ki :D

8 Temmuz 2009

Arama Moturu

Google'ı hepimiz seviyoruz amenna ama işin içine biraz daha görsellik katmak da fena olmamış hani?
Çek dis out : http://www.spezify.com/

7 Temmuz 2009

Minik

Anesteziden sonra 12 saat boyunca uyanamayan, sürekli altına kaçıran, sesi çıkmayan ama evin içinde dolaşmaya çalışan Mina'mla bütün geceyi ayakta geçirdik. Kulaklarının içindeki geçmeyen iltihap yıkanırken kanayan yaralardan bembeyaz kürkü kirlendi bebeğimin. Bütün gece evin içinde dolanmaya çalıştı, alt kata inen merdivenlerin kenarına yaklaştı, düşmesin diye 1 adım arkasındaki benle devr-i hane yaptık. 1 damla su koymadı ağzına, 1 tane kuru mama yemedi. Şırıngayla ıslattığım dilini ağzının içine bile alamadı. Sıcakta rahatsız olmasın diye ıslattığım başını sağa sola sallayıp kulaklarındaki ilaçlardan kurtulmaya çalışırken dengesini kaybedip düştü kaç kere. Sabah 7 gibi sızdık beraber, 11'de de - anestezik iğneyi vurulduktan 16 saat sonra - ilk mamasını yedi. İçim rahatladı, işe gitmek için evden çıkabildim.
Gözlerim kan çanağı, ellerim kollarım tutmuyor, sırtım ağrıyor, uykusuzluktan dikkatimi toplayamıyorum. Şunu anladım ki ben bir gün anne olursam ölüp giderim.

6 Temmuz 2009

Izgara İstavrit

Balık yapalım dedi haftasonu. İstavriti, salata malzemelerini, kömürü aldık geldik eve. Ben ayrı ayrı marul ve roka salatasını yaptığımda daha anca ızgarayı yakıp temizleyecek kadar ateş elde edebilmişti. Kömür adi, tozlu herhalde, belki ıslak, bu kadar saatte bu kadarcık yanmaz derken o yanan da 3-4 dakikada söndü bitti. Yakıcam diye inat edip yelpaze niyetine kullandığı salata tabağıyla elini su toplatmış. Siz erkekler aslında çok çocuk gibi varlıklarsınız ya :)

Kendimi oyalamak ve inandırmak için gerizekalı gibi bir nakaratı söyledim durdum:

Gurbetçi, gurbetçi
Gurbetçi sevgilim

Sessizce, o konuya dokunmamaya çalışarak, hiçbir şey olmuyormuş gibi hayatımıza devam edip patlayacak fırtınayı bekliyoruz. Mahkum gibi hissediyorum kendimi. Hakkımda verilecek hükmü bekliyorum gibi.
"Bana da iş bu orda." dedim. "Gelir misin ki, çok soğuk diyordun hani?" dedi.
"Gelirim." dedim.

Danimarka'da iş bulun bana.

3 Temmuz 2009

Olan Biten

-Bu şirkete girdiğimde oryantasyonumun Maliyet Muhasebesi ayağını gerçekleştiren, kibar mı kibar, davudi sesli, sabırlı, iyi niyetli, yakışıklı, 11-12 yaşlarında bir kız çocuğu babası ve 50 yaşındaki beyefendinin cenazesine gittim dün ikindi vakti. 24 saat önce hayatta olan bir adamı toprak altına koyduk.
-2. köprünün Avrupa-Anadolu geçişinde olan kazada kamyonun biçtiği aracın içinde, ön yolcu koltuğunda sıkışıp bağıran sarışın kadını gördüm az önce de. Sürücü ileride yerde yatıyordu, kolu budu sarılı. 100 metre ilerde çekicinin üstünde bir hurda daha vardı.
-O gidiyor, gurbetçi olacakmış. Yurtdışına gitmeyi isteyen ben, ülkesinde yaşamayı istediğini söyleyen o iken bu durum hem üzücü hem de üzücü.

Konsept monsept benim neyime. Şöyle rahat rahat, yaya yaya yaşadığım bir hayatım mı var ki blogda hareket olayına girmeye çalışıyorum?

2 Temmuz 2009

Ice Age 3 : Dawn of the Dinasours

Süper hüper düper eğlenceli Ice Age, 3.filmiyle 1 Temmuz'dan itibaren sinemalarda gösterilmeye başlandı. Kahramanlarımız buzların altındaki dinazorlarla dolu bir paralel evrende bizi güldürmeye devam ediyorlar. Mamutlar Manny ve Ellie, doğacak bebeklerini beklerken Manny çocuğu için mükemmel dünya tasasına düşer. Komik yaratık Sid, bulduğu dinazor yumurtalarından çıkan yavrularla, kan bağı olmaksızın da aile olunacabileceğini çocuklara öğretirken Kılıç Dişli Kaplan Diego, orta yaş krizine girip artık yaşlandığını, bundan sonra yaşamlarını hakimiyet altına alacak olan huzurlu aile ortamını istemediğini ve bütün bunların kendisine uygun olmadığını düşünmektedir.
Sid'in sorumluluk sahibi olduğunu arkadaşlarına ispat etmeye çalışırken bulduğu dinazor yumurtalarını kendi dünyasına taşıması, yumurtalarını aramaya gelen dinazorların Sid'i de alıp kendi dünyalarına götürmeleriyle, Sid'in peşinden dinazorların dünyasına inen ekibe bu filmde dinazor avcısı gelincik Buck da katılıyor. Elbette sıçanvari Scrat yine meşe palamudunu kovalıyor ama bu kez aynı zamanda da aşk peşinde.

Haftada 1

Hani 23 Nisan'da el kadar bebeler, at kadar sakallı danalar çıkıp Milli Eğitim Müdürü'nün, Sağlık Bakanı'nın, Boşbakan'ın koltuğunu oturuyorlar da 1 günlüğüne o oluyorlar ya masusçuktan... Hah işte, canı sıkılan ve dağlar kadar işi olduğu halde yapmak istemeyen Alice bu klişeden esinlenerek birşey uydurdu. Bundan kelli haftada 1 gün "birşey bloğu"ymuşçuluk oynayacağım. Maksat "Allam naadar çok yönlü bir insanım, herkesin yaptığını yapabiliyorum"culuk değil, insanın bilgisi pek olmayan konuda fikri olursa ne çıkar ortaya, onu görüp kendi kendime eğlenmek.
Mesela yarın, hmmm bir sinema bloğu olabilirim. Gerçi zaten öyle bir bloğum da var, kolaydan başlıyorum ama olur o kadar ;)
Ama bugün serbest kürsüden sallamaya devam. Yarına enerci topluyorum.

Cuğara

Bugünden itibaren geçerli olacak zamla kısa Marlboro olmuş 5,5 TL. Ben birkaç ay önce sigarayı bıraktığımda 4,80 TL idi.
Yakında kapalı alanlarda sigara içme yasağı da geliyor zaten, İngilizler gibi bar önüne çıkıp soğukta tir tir titreyerek iki nefes çekmeye çalışmak hiç çekici değil. Sanırım sigarayı bırakmanın zamanı geldi herkes için. Hem cüzdana, hem terli terli dışarı çıkılıp üşütülen böğre, hem de ciğerlere dokunacak.
Zorla temiz toplum yaratıyorsunuz ya!

Şehrin içine etmek

Bu sabah saat 07:42'de servisle Mecidiyeköy'den geçerken ortadaki metal panellerin arasına kavruk bir adamın girdiğini, köşeye geçip kimse kendisini görmüyor sandığında pantalonunu indirip oturup ŞEHRİN GÖBEĞİNE SIÇTIĞINI görmemiş olmak isterdim.
İstanbul'a vizeyle girme fikri o kadar da abes değil galiba.

1 Temmuz 2009

Denizyıldızı

Miniğe bakılacağı, koşturup oynayarak, sevilip okşanarak büyüyebileceği bir yuva bulundu.
Tanrı Lori'den ve ailesinden razı olsun.
Çirkin kedilere de yaşam şansı veren insanların taa dünyanın öbür ucundan yardıma koşması, biz İstanbul'da oturup bebeği sahiplenemeyen onca insanı biraz utandırır mı ki?

Minik Denizyıldızlarının göbüşü de pek tatlı olurmuş.

Tatu

Dövmem geldi!
Derin derin nefes alıp sonbaharı beklemem gerektiğine kendimi inandırmalıyım. Henüz perfect kanatlı perfect peri ile de karşılaşamadık zaten!
Ama yeri hazır ;)

Suu

29 Haziran 2009

Forever Homesick

Doğduğum, büyüdüğüm, 20'li yaşlarımın ilk birkaç yılının geçtiği ve şimdi yaşadığım şehirler hep farklı. İstanbul'da yaşadığım 9 yıl içinde 4.evimdeyim ve 5.sini arıyorum.
Kendimi yersiz yurtsuz hissetmem doğal galiba.
Anası, dadısı, anaokulu, lisesi, çocukken gittiği park, ilk öpüştüğü köşe, ne bileyim ilk sigarasını içtiği kuytu aynı yerde olan insanları çok kıskanıyorum.

Tembellik yadsınamaz bir yönümdür

Bir akşam daha Ebru ile Pilates DVD'si ile bakışıp durduk.
Wrestler izlerken bacağımı kaldırıp indirdim ama, sayılır mı ki :p

28 Haziran 2009

O oo ooo oo o

Bildiğin obsesif bir insan olduğumu farkettim.
Kaldırım taşlarının çizgilerine basmadan yürümeye çalışmak değil benimki, o da vardı küçükken ama geçti. Benim takıntım daha zararlı;
O.

27 Haziran 2009

Külah sütyen ve pantolon üstü külot

Michael Jackson'ın öldüğünü duyduğum ilk anda dudaklarımdan dökülen "Madonna çok üzülmüştür" cümlesi çocukluğumun kısa bir özeti olabilir.

Kamil Koç

Elektriği, dolayısıyla asansörleri, klimaları, lambaları ve ups'e bağlı olan bilgisayarlar dışındaki prizleri; telefon hattı, dolayısıyla interneti, maili ve telefonları çalışmayan bir ofise yazıhane demek çok da acımasızlık değildir, di mi?
İnsan haftaiçi haftaiçi 3 gün ofise gidip çalışmadan dönünce bir hoş oluyor :)

23 Haziran 2009

Placebo Konseri konusunda hevesin kursakta kalmasına iyimser bir bakış

İşten koşa koşa gel, duşunu al, üzerini giy, tam saçları kurutacakken bir telefon:
Konser, ekipmanlar sınır kapısına takıldığından yarına ertelenmiş.
Buna da şükür. Gidip mal mal kapıda dikilmek de olabilirdi bu akşamki etkinlik.

Yuvasız Kuşlar Gibin

Bu miniğe bir yuva bulamayan blogger alemine Püü diyorum.

22 Haziran 2009

Otobüs Mehebbeti

- Kanlıca'ya kaç durak kaldı Abi?
- Sayılamayacak kadar çok.

Bazı Abi'ler çok feylezof oluyor.

IK'cılara açık mektup

Saat 16:30. Portecho'dan In This Town dinleyerek eller kollar havaya gerizekalı misali dansediyoruz. Çok sıkıldık. Daha 1 saat var ve inanılmaz tıkalı köprü yolu eve gidişi epey geciktirecek gibi görülüyor. Portekiz'den arayan Graca'ya masamda bulunamadığımı söylettirip sapıtmaya devam ediyorum. İşe de 11'de geldim zaten.
Yeni bir işe ihtiyacım var. Help me.
Şimdi sırada Without You I'm Nothing var. Yarına hazırlık. Jilet getirin.

19 Haziran 2009

Minik Fare gene kafeste

Bulduğum minik kediyi süt annesi bu kadar zaman sonra dövüp emzirmeyi reddetmiş. Daha 3 haftalıkken yaş mamaya geçmek zorunda kaldı miniğim. 1-2 hafta sonra da kuru mamaya geçebilecekmiş. Hala bir yuva yok. Veterinerde demir bir kafesin içinde tek başına oturuyor.
Evinde kedi besleyen çok insanın hayvan sever değil, cins hayvan sever olduğunu düşünmeye başladım. Bu minik kız bembeyaz bir Chincilla, ya da sapsarı bir İran kedisi olsaydı ilk günün akşamı yuvasına gitmişti bile. Yazık...

Behlül kızı öp öp öp

Vallaha da seviştiler sonunda!
Bir diziyi final bölümüyle izlemeye başlamak da ilginç oluyormuş :p

18 Haziran 2009

Naruto vs. Wolverine

Esinlenmenin de bir şeyi var.

Ben kalp yatak

Yatağın sağında ya da solunda yatmak direk çocuklu/çocuksuz olmakla mı alakalıdır? Çocuklu kadınlar illa kapıya yakın mı yatar mesela? Ya da direk sağ/sol seçmecesi midir, böyle beynin o tarafının daha gelişmiş olması hikayesi?
Ben neden koca yatakta kapı tarafında yatıyorum o halde? Natural born mother da değilim ki :)
Not : Saat öğlen 12'de aklıma yatak gelmesi libidomun yüksekliğiyle değil dün gece aptal bir filme takılıp 2 buçukta yattığım için uykuya duyduğum özlemle alakalıdır.

1+1 olsun benim olsun

Evde alerjik astımlı biri varken,
3 adet kedinin mevcudiyeti yüzünden kapı pencere rahatça açılıp ev havalandırılamıyorken,
Kedileri halledip kapı pencereyi açsak dahi evin alt katının bir tarafı yerin altında olduğundan hava akımı sağlanamıyorken,
Gecenin 12'sinde,
Yaprak kıpırdamayan bir gecede,
Evin en kuytu ve havalandırmasız bölümünde,
BADANA YAPILIR MI A BENİM GERİ ZEKALI EV ARKADAŞIM!!!!

Nefes alıyoruz ve 10'a kadar sayıp katil olmaktan kurtulmaya çalışıyoruz. Ev arıyoruz.

17 Haziran 2009

Mickey Mouse

Ben bu adama hastaydım bir de. Zaman erkeklere daha mı acımasız ne? Mickey Rourke olmuş Mickey Mouse.

16 Haziran 2009

Bir gidin çay koyun ya

Ayağımın altına yapıştıracakmışım. Yok artık.

7 basamak

7 basamakta alışverişi bırakmak :

1. Kredi kartlarının ekstrelerine ve kalan limitlere bakın.
2. Hesap bakiyenize bakın.
3. Takvime bakıp aybaşına kaç gün kaldığını hesaplayın.
4. Ayakkabılıklarınızdaki sıkışıklığa göz atın.
5. Gardolabınızdaki sıkışıklığa bakın.
6. Kozmetik dolabınızdaki fazlalıkları attıktan sonraki kalabalığa bakın.
7. Kumbaranızı boşaltıp yükte ağır pahada hafif ganimetinizi cüzdanınıza doldurun, o hafta bundan başka para harcamamaya çalışın.

İşte alışverişi bıraktınız!

15 Haziran 2009

Otobüs Manzarası

4 yıl sonra ilk defa şehirlerarası otobüse bindim. Öyle dandik bir firma da değildi hani, ismi lazım değil baş harfi Metro.

Yoldan gelen araçtaki boş koltuğa binmek üzere paramı ödedim. Otobüs perona yaklaştığında içeri girip boş koltuk aramaya başladım. Orta kapının bir önündeki koltukta tek başına oturan 22-23 yaşlarındaki elemana "Burası boş mu?" dedim. Çocuk dilini yuttu, konuşamadı. Ağzını açtı balık gibi, kapadı. "Boş mu?" diye yineledim, kafasını salladı. Tam koltuğa geçecekken orta kapıdan leş gibi sigara kokan ve son nefesini otobüs içine üfleyen azıcık daha büyükçene bir tip "Hayır boş değil" diyerek çat oturdu koltuğa. Arkaya doğru ilerledim, az sonra kendisinden bahsedeceğim ağırcana hostes ablanın yer göstermesiyle "bayan yanı"na oturdum.

Yukarıdaki paragraftan Adriana Lima gibi birşey olduğum sonucuna varılmasın. Ortalamanın üzerinde bir tipim ve dikkat çekebilen renkler taşıyorum bünyemde. (Turuncu saç, mor pantolon, siyah-beyaz benekli çanta vb.) Yine de kimsenin nefesini kesip kekeme yapacak potansiyelde olduğumu sanmıyorum. Olaya anlam verememem yerime oturup çevreyi süzmeme kadar sürdü. Zira kısa kol tişört ve görünen saç telli iki insan ben ve yanımdaki kızcağızdı. Meğer ağırca hostes abla bizi birbirimize uygun görmüş.

Şaka maka otobüs Kabil'den geliyor olsa böyle olurdu herhalde. Molla kılıklı dedeler, çember sakallı deliganlılar, başörtülü teyzeler ve çarşaflı ablalarla doluydu araç. Ağırca hostes abla ben yerime oturur oturmaz bir bardak kolayı burnuma uzatıp gitti, havalandırmanın ayarıyla oynayan veletlere gelip kızdı, ellerine vurdu, babalarına nasihat etti, çöpleri toplamak için bir poşetle dolaşıp herkesin çöpünü kendisinin poşete atmasını istedi, benden önce o koltukta oturan kişinin alıp yemeden bıraktığı bisküviyi "Yiyecek misin bunu?" diye burnuma uzattı, kolonyayı suratıma suratıma sallayınca etil metil dinlemeden mecburen avuç açtırdı. Toplam 1 saat 45 dakika süren yolculukta bunlar oluyorsa 6-7 saatliğine tahmin edemedim ben de.

Sonuç? Uzun yolda uçağa devam, kısa yol için de inadı kırıp en kısa zamanda bir araba alınmasına karar verilmiştir.

10 Haziran 2009

iPhone 3Gs

iPhone'u sevmem ama sevenlerle de bir problemim yok. İşbu nedenle yeni modelin çıktığını, eski modelin fiyatının yarıya düştüğünü duyurmakta beis görmüyorum. İlk modele göre çok daha hızlı sörf yapabilen bu arkadaşın adı iPhone 3Gs (Speed'in s'si), aynı zamanda ilk modeldeki bir eksiğini giderip video da çekebilmeye başlamış. Amerika, Kanada ve Avrupa'da 19 Haziran'da satışa sunulacak bu yeni arkadaşın fiyatı $199-299 olacakken eski model de $99'a inecek. Tabii ki biz Türk'lerin en öncelikli görevi vergi adı altında politikacıları, ebelerini, dedelerini doyurmak ne kelime, çatlatmak olduğu için bu fiyatları göremeyeceğiz. Maaşımızın %30'unu çat diye elimize bile ulaşmadan direk vergi olarak kesmeleri kafi gelmediğinden, %18+%20 indirek vergi de yetmediğinden bu telefonu kullanmak için de her ay faturaya yansıyan %18+%25'i verip dünyanın en pahalı elektriğiyle de şarj etmemiz gerek.
Kameraymış, internetmiş, telekomünikasyonmuş neyine senin be Türk??!

9 Haziran 2009

Ricci

Severim bu kızı Adams Ailesi'nden beri. Ama bu, ayak parmaklarıyla izci selamı verebilir olmasını çok komik bulmama engel değil. Ama tutup dalga da geçmem. Zaman zaman fena bir insan olabilsem de özümde iyiyimdir :p

8 Haziran 2009

Fotoğraflar yalan söylemez!


"Angelina Jolie çok çirkinleşti, artık güzel kategorisinde bile değil" deyince tipik kız tribi diyorsunuz bir de. Stan Smith çenesine, Wildenstein Gelini dudaklarına, David Spade alnına bakıp kim hala güzel diyebiliyor ki?

Fare'nin süt annesi!

Son haberler gelmeden birşey yazmak istemedim, ama mutlu bir haftasonu geçirdik ailecek. Cumartesi günü bebeği yeni doğum yapmış bir annenin yavrularının arasına kattık, anne kabul edecek mi dövecek mi diye beklerken yavrunun gidip diğer yavrulara sokulup uyuduğunu görüp rahatladım. Tam eve dönecekken son kez bakayım ne alemde dedim, kafesin üzerindeki örtüyü kaldırıp baktığımda bebek de beni gördü, hemen kalkıp kafesin kenarına gelip miyavlayıp patilerini bana uzatmaya çalıştı. Çok üzüldüm, bu görüntü de 2 gün gözümün önünden gitmedi ama dün akşama doğru gelen haberle annenin bebeği kabul edip emzirdiğini öğrendiğimde rahatladım. 1 ay kadar anne ile kalacak yavru, 1 ay sonra da yeni yuvasına uçacak. Yardımcı olmaya çalışan herkese çok teşekkürler.

5 Haziran 2009

Bir fare gördüm sanki!


Minik faremiz tek başına geçen 1 günü atlattı. Bugün 2.gün. Bugünü de atlatırsa yarın süt annesinin yanına gidecek!!
Sonrasında bir yuva lazım ama küçük sıçana. Haber edin sağa sola olur mu? Çok dayanıklı ve inatçı bir pisi bu. Sevilmeyi hakediyor.

4 Haziran 2009

Ufacık Tefecik Pisicik

Ben bir halt yedim.

Kapının önüne bir koli içinde bırakılmış annesiz yavru kediyi aldım veterinere götürdüm. 1 haftalık filanmış, gözlerini zor açıyor. Fareye benzeyen bir yaratık. Ciyak ciyak miyavlıyor. Erkek mi dişi mi olduğu anlayamadı veteriner, o kadar küçük herşeyi yani. Biberonla Kitty Milk'i içirince haline kılığına bakmadan büyük kedi gibi gurlamaya başlıyor. Islak pamukla pıtısını silince çiş yapabiliyor. Sıcak su doldurduğum şişeye sokulup deliksiz uyudu tüm gece. Evdeki canavarlar da giremedikleri odadan gelen tiz ses ve benim o tiz sese gösterdiğim ilgi yüzünden küstüler, tüm akşam uzaktan bakmakla yetindiler.
Şimdi saat 1. Sabah 7'de sütünü içirdiğime göre 6 saattir aç. Ve 5 saat daha aç kalacak. İşe getirmeyi düşündüm ama çok ötüyoo! Var mıdır 1 haftalık kapkara, sadece ağzının kenarında sarı tüyleri olan bir bebek isteyen?

2 Haziran 2009

Ne işimiz var elalemin sitesinde!

02.06.2009 @Radikal :

Atatürk'e hakaret içeren video nedeniyle 5 Mayıs 2008'de yargı kararıyla kapatılan Youtube'un yöneticileri, bir yılda hiçbir gelişme olmayınca Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'dan randevu istedi.
Türkiye’nin kendi video paylaşım sitesini kurmasını öneren Yıldırım, “Ne işimiz var elalemin sitesinde?” dedi.

"Türkiye kendi kendine yeten bir devlettir" düsturunun boku nasıl çıkarılır, okuyunuz görünüz.

1 Haziran 2009

Dingin Alice

Hayat galiba o kadar da zor değil.
Bazen onu rahat bırakıp kendi yoluna girmesini izlemek gerek.
Her zaman değil ama ;p

29 Mayıs 2009

Gıccık Kız Vol.8

Kendini kurnaz sanan işgüzarların bloglarında özel alışveriş sitelerini tanıtıp okuyucularına isterlerse davetiye yollayabileceklerini yazmalarına gıcık oluyorum. Markafoni, Limango gibi ancak davetiye ile üye olunan bu sitelere insanların katılmalarına olanak sağlayan bu yüce şahsiyetler, dayetiyeleri kabul edilip alışveriş yapıldığında kendilerinin kazanacakları 10 TL'den bahsetmeyi unutuyorlar herhalde. Ben canciğer arkadaşlarıma bile bu sebeple yanlış anlaşılabilir diye sormadıkça dayetiye göndermeyi teklif dahi etmezken bu yüce gönüllü çöl tilkilerinin utanmadan arlanmadan, bir de insanlara iyilik yaparmış gibi görünerek davetiye saçmaları en sonunda benden okkalı küfürler içeren mesajlar almalarına sebep olacak. Az kaldı.

Death Cab for Cutie - Little Bribes by Ross Ching

Yetenekli insanları gerçekten seviyorum. Adam işsizmiş, oturmuş, uğraşmış, 2 haftada bunu çekmiş. Alnından öperim.

Death Cab for Cutie - Little Bribes from Ross Ching on Vimeo.

28 Mayıs 2009

Yawn

İnsan spesifik bir kişinin konuşmacı olduğu tüm toplantılarda uyukluyorsa, o kişi gerçekten sıkıcıdır diyebilir miyiz? Yoksa bu insanın o kişiye alerjisi falan mı vardır?

27 Mayıs 2009

Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dildir.

İnsanların telaffuzlarıyla çok fena dalga geçen biriyim. Biliyorum ayıp ama yapabileceğim birşey yok. Ben spiker Türkçesi mi konuşuyorum, pek tabii ki hayır. İnsanın annesi Türkçe örtmeni olunca küçük yaştan itibaren dikkat etmeye başlıyor böyle şeylere. Ha bir de ben düşene de gülerim, kişiliğimde pisliklik de mevcut yani. Bu sebeple bu dikkatim de ukalalığımla eş güdümlü gitmekte.

Şimdi aklıma gelen birkaç örneği yazayım da siz de düşünün gülmekte haksız mıymışım?

Liseden ismi lazım değil bir arkadaş :
Ekşi : Okunuşu Eşki
Şemsiye : Okunuşu Şemşiye

Dreamweaver öğrendiğimiz web-designer hocamız :
Horizon : Okunuşu Hornizon
Vertical : Okunuşu Veritikal

Harvard masterlı, Stanford doktoralı, Sabancı'nın danışmanlığını yapan "Managing the Global System" hocamız :
Also : Okunuşu Also
Although : Okunuşu Aldo

Pazar yerindeki teyze :
Getirdim : Okunuşu Götüverdim
Götürdüm : Okunuşu Götüverdim

26 Mayıs 2009

Ucuz!

Kız bloğu konseptine bir adım daha yaklaşmak uğruna sizlere Strawberry'den sonra ikinci ucuzcu kozmetik/parfümeri alışveriş sitesini tanıtmaktan gurur duyarım : Cheap Smells.
Sevil'e, Tekin Acar'a, hatta ve hatta Freeshop'a o kadar para vermem, orjinal parfümlerimi ucuz ucuz alırım diyenlere duyrulur.

Acil Durum

Hayatımda duyduğum en komik şeylerden biri az önce '93 doğumlu, staj başvurusu için gelmiş bir Meslek Lisesi muhasebe bölümü öğrencisinin dudaklarından döküldü.

Başvuruyu alan sekreter : Başvuru formuna yazmamışsın, acil durumda aranacak numara nedir?
Veled : 112.

25 Mayıs 2009

Pop Quiz

1. Geçmişe özlem duyarak yaşarken geleceğin hiç parlak görünmemesi normal midir?
2. Herkes gibi mutsuz olup giderek yaşlandığına göre evren için hiçbir özelliği olmayan, sıradan biri olduğunu görmek insanın canını sıkıyorsa şımarık yaratılışlıyız diyebilir miyiz?
3. İnsan ne istediğini gerçekten bilebilir mi?
4. Kendi yapmak istediklerimizi "kalbimizin istedikleri", diğerleri tarafında belirlenen yapılması gerekenleri de "beynimizin söyledikleri" olarak adlandırdığımıza göre kalbimizi beynimizden daha çok mu kişiselleştiriyoruz ve benimsiyoruz? İnsan olan kendi organları arasında ayrımcılık yapar mı?
5. Neden herşeyi bu kadar dramatikleştiriyoruz? Hepimizin içinde sahne özlemiyle yanıp tutuşan küçük aktörler/aktrisler mi yaşıyor?
6. "Dünyada en önemli şey sevgidir" zırvalığını tek bir kez bile dile getirmiş insanlar, neden birbirlerini seven ama muhtaç durumda olanlara kredi/burs vermiyor?
7. "Ya hep ya hiç"çiliğin ikili ilişkilerdeki uygulamasının hep'le sonuçlanma olasılığı nedir?
8. Benzer yaşam standartlarında yaşayabilmek için elin Amerikalısının garsonluk yapması yeterken Türk insanının it gibi çalışması insalığa sığar mı?

Süreniz 1 ömür.
Çalıştığınız yerden çıkmış mı?

Alice in Chains

Duygusal boşluğumu doldurmak için para harcıyorum. Çok para...
Ne yazık ki cüzdanımın dibi, içinde bulunduğum garip yoksunluk kadar derin değil.
Lan sevgili, ya adam gibi düzelt herşeyi ya da para bul bana!

2+1=2

Birlikte bir plan yapıldığında haber vermeksizin, kendi kafalarına göre unutanlara ya da daha beteri sallamayanlara nefret etmekle eş düzeyde bir kızgınlık besliyorum. Bu tipte insanlar yüzünden dün Redbull Soapbox'ı izlemeye gidemedim. Neymiş, tam uyanmış da kalkası gelmemişmiş de geri yatmış da canı istememiş de...
Hayır dikkat ettim bunu yapanlar da genelde çiftler oluyor. Sen kimsin dış kapının mandalı değil mi? O sevgilisiyle yatak keyfi yapacak diye birlikte planladıklarımızı da kendi kendine iptal eder, n'olcek?
Dün öğlen itibariyle çiftlerle birlikte hiçbir şey planlamama ve yapmama kararı almış bulunuyorum. Normal çiftleri tenzih ederim, kurunun yanında yanmalarına ise ses çıkarmam.

22 Mayıs 2009

Yetiş Beyno!

Sevgilinize mi sinirlendiniz? Ev arkadaşınız mı kafanızı bozdu? Müdürünüz gıcık mı etti? Kankanız yamuk mu yaptı? Politikacılara mı tepeniz attı? (Sizi hayalperest romantikler sizi)

Giriyoruz Pınar'ın sitesine, Beyn'n dişisi Beyno'dan Demet Evgar'ın sesiyle şikayetlerimize göre "Akıllı ol!" mesajımızı oluşturup ilgili kişiye gönderiyoruz. Ya da manyak gibi dinleyip dinleyip "Muhahaha" diye intikam kahkahaları atıyoruz. Orası psikopatlığımıza bağlı.

Konserzede

Gittiğiniz herhangi bir konserden sonraki sabah bel, taban ve ayak bileği ağrılarıyla uyanıyorsanız, büyüme bitip yaşlanmaya geçmişsiniz demektir. Geçmiş ossun...

21 Mayıs 2009

Oi Va Voi - Yesterday's Mistake



Babylon'da bu akşam 21:30, yarın akşam 23:30'da. Ben sizin yerinizde olsam kaçırmazdım ;)

Metrobis

21.05.2009 @ Radikal:

Hollandalı firma, sık sık arıza ve rampa çıkamama gibi eleştiriler alan metrobüsü savundu: Metrekare başına altı kişi hesaplandı. Balık istifi olacağını düşünemedik.

Ehehe ne sandın tarraam, Türk'üz ki biz.

20 Mayıs 2009

Make The Girl Dance - Baby Baby Baby

Müzik videolarını severim.
Muzırları daha da çok severim.
Siz de izleyiniz, siz de seviniz.

17 Mayıs 2009

Film gibi bişiy

Bir kadınla bir adam düşünün, saatler boyunca çoğunluğu sessizlikten oluşan bir konuşma yaptıktan sonra birbirine Hoşçakal diyen. Adam kapıdan çıktıktan sonra kadın olduğu yere çöküp ağlamaya başlamış, kadın acıdan ulurken adam kapının dışına oturup bir sigara yakmış. Kadın adamın peşinden koşup Geri dön demek istemiş ama istese zaten geri dönerdi diye vazgeçmiş. Kadın bunları düşünürken adam hiçbir yere gitmeden, gidemeden kapının dışında oturmuş sigarasını içip düşünüyormuş. Kadın bunu bilmemiş.
Hayat bazen tam da film gibi...

15 Mayıs 2009

Bu kadar çirkinlik kafi

O değil de enough ne çirkin bir kelimedir yahu.

Dua

"Son görüşme" düşüncesi bile kalbimin ağzımda atmasına sebepse ben bu adamı hala seviyorum demektir. Allam sen beni yarına kadar heyecan ve kederden ölmekten koru. Allamallam işalla subaneke işalla yareppim sübaneke işalla dinimiz amin.

Mini Pisi Pisi

Şurada bahsettiğim kedinin tıpkısının aynısının minyatürünü gördüm sabah. Ürkek de değildi, mıncıkladım hemen iki dakka. Doğa bize birşeyler anlatıyor da duymasını bilene :)

14 Mayıs 2009

Mike = Ali

Gmail spam filtresine takılan bir maildeki konu kısmında "Hi, Mike gave your address to me" (Merhaba, adresini bana Mike verdi)'yi görünce Ali bizim için neyse Mike'ın da gavur için o olduğunu daha bir net anladım.

Dave'e ne oldu?

Depeche Mode hayranlarına kötü haber. Dave hastalanmış, İstanbul konseri iptal edilmiş.
Ben zaten pek sevmem, gitmeyecektim de konsere ama gitmeyi düşünenlere yazık olmuş.
Allaam sen Placebo'yu ve Brian'ı koru. (Fingers crossed)

13 Mayıs 2009

Mezarda Emeklilik

SGK sitesine göre 31 yıl 2 ay 28 gün sonra emekli olabilecekmişim. 58 yaşını doldurunca yani.
Allaam sen büyüksün'den başka birşey diyemiyorum.
Bir de prim gün sayımı 16 yıl sonra dolduruyorum amma velakin yaşı da beklemem gerek diyorlar. Ağzı olan konuşuyor, çok bilinmeyenli denklem beni şaşırtıyor. Tübitak matematik sorularını çözdüm zamanında, şimdi bu emeklilik problemlerini çözemiyorum.

Aradaki 3 farkı bulun

12 Mayıs 2009

Küçüktüm küçücüktüm Vol.3

3-4 yaşlarındayken hayali bir arkadaşım varmış benim, ne yazık ki hatırlamıyorum. Adı Bakkal Amca imiş ve varlığı, kuzenim bir gün yanımdaki sandalyeye oturunca 3-4 saat aralıksız ağlamamla anlaşılmış. Bakkal Amca'yı ezdi diyormuşum hıçkıra hıçkıra. Deli miymişim çok mu şekermişim neymişim? Bu olaydan sonra Bakkal Amca'dan bir daha söz etmemişim, ölümünü çabuk kabullenmişim herhal.

Başlık

Hala ortaokuldaki gibi yazı yazdıktan sonra gidip konunun içeriğine göre başlık seçen kompozisyon kafalı blogger bir ben olmamalıyım, ha?

Sansüre Sansür

SansureSansur - 01 (Eng. Subt.) from adboy on Vimeo.



SansureSansur - 02 (Eng. Subt.) from adboy on Vimeo.



SansureSansur - 03 (Eng. Subt.) from adboy on Vimeo.



SansureSansur - 04 (Eng. Subt.) from adboy on Vimeo.



SansureSansur - 05 (Eng. Subt.) from adboy on Vimeo.

11 Mayıs 2009

Sabah Merakı

Ayağınızda tahta takunya ya da lastik tabanlı bir bot yoksa ve ıslak bir zemindeyseniz;
bir light-syber sizi değdiğinde elektrünk çarpar mı? Yoksa bu durumda bu çarpılma dert edeceğimiz son şey mi olur?

8 Mayıs 2009

Peh...

Anneler Günü'nde onun yanında olup yanağına kocaman bir öpücük konduramadıktan; hediyesini internetten sipariş edip pazar günü elinde olacak şekilde postalattıktan ya da pazar günü çıkarılıp gıyabınızda anneye verilmek üzere babaya ulaştırdıktan sonra, gelmişiz İstanbul'larda tek başına hayatta kalmışız, çalışıp kendi paramızı kazanıp ayakta durmuşuz, büyümüşüz de özgür olmuşuz; neye yarar?
O orda, siz burda; zaman ise kaçıp durmakta...

N'oluyoo?!

Ya bahar dediğin aşk zamanıdır, meşk zamanıdır, koklaşma sevişme zamanıdır.
Niye herkes ayrılıyor ak?!
Durdurun dünyayı len!!

Buyrun, beni aramışsınız?

Siz de telefonunuzdaki cevapsız aramaları "Buyrun, beni aramışsınız?" diyerek geri arayanlardan mısınız?
Yapmayın, etmeyin bundan sonra. Kimse o, tekrar arasın.

07.05.2009 @Radikal :

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, MHP Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un soru önergesiyle gündeme getirdiği "Alo" tuzağına ilginç bir yanıt verdi. MHP Adana Milletvekili Yılmaz Tankut, cep ya da sabit telefonlara +393 ile başlayan numaralardan cevapsız arama şeklinde yapılan "Alo" tuzağını soru önergesiyle gündeme taşıdı. +393 ile başlayan numaralardan yapılan cevapsız çağrıyı gören vatandaşların merak ederek geri aradığında karşılarına çeşitli dillerde bant kaydının çıktığını belirten Tankut, bu şekilde yapılan görüşmelerin dakikasının ise 50 dolar civarında bir rakam olarak faturalara yansıdığını söyledi.

7 Mayıs 2009

Yay!

Burnu açık bot mu olur ya.. Mantığa aykırı bir kere! Bu ne be öğk

Konser Alarmı!

Oğluumm 15 Temmuz'da IKSV Caz Festivali'ne Emiliana Torrini geliyormuş!
Biletler bu cumartesi saat 10'da satışta!

Ne güzel şey İstanbul'da oturmak :p

İndra!

14 Eylül 2007'de üye olmuşum indragandi'ye, o zamandan beri kaç alışveriş yaptım bilemiyorum. Bir süre önce bizlere yeterince karlı fırsatlar sunamadıkları için siteyi dondurmuşlardı. Birkaç gün önce tekrar yayına başlamışlar, temennim eski günlerine dönmesi. Her gün uğramakta büyük fayda var, demedi demeyin.


6 Mayıs 2009

Gözleri Kamaşan Melek & Kara Panter


a.k.a. Beyaz Fare & Kara Böcük

Alone

Yalnızlık nasıl da salak şeylerde kendini gösteriveriyor...

Closing Cycles by Paolo Coelho

One always has to know when a stage comes to an end. If we insist on staying longer than the necessary time, we lose the happiness and the meaning of the other stages we have to go through.
Closing cycles, shutting doors, ending chapters whatever name we give it, what matters is to leave in the past the moments of life that have finished. Did you lose your job? Has a loving relationship come to an end? Did you leave your parents' house? Gone to live abroad? Has a long-lasting friendship ended all of a sudden? You can spend a long time wondering why this has happened. You can tell yourself you won't take another step until you find out why certain things that were so important and so solid in your life have turned into dust, just like that. But such an attitude will be awfully stressing for everyone involved: your parents, your husband or wife, your friends, your children, your sister, everyone will be finishing chapters, turning over new leaves, getting on with life, and they will all feel bad seeing you at a standstill.
None of us can be in the present and the past at the same time, not even when we try to understand the things that happen to us. What has passed will not return: we cannot for ever be children, late adolescents, sons that feel guilt or rancor towards our parents, lovers who day and night relive an affair with someone who has gone away and has not the least intention of coming back. Things pass, and the best we can do is to let them really go away. That is why it is so important (however painful it maybe!) to destroy souvenirs, move, give lots of things away to orphanages, sell or donate the books you have at home. Everything in this visible world is a manifestation of the invisible world, of what is going on in our hearts and getting rid of certain memories also means making some room for other memories to take their place.
Let things go. Release them. Detach yourself from them. Nobody plays this life with marked cards, so sometimes we win and sometimes we lose. Do not expect anything in return, do not expect your efforts to be appreciated, your genius to be discovered, your love to be understood. Stop turning on your emotional television to watch the same program over and over again, the one that shows how much you suffered from a certain loss: that is only poisoning you, nothing else. Nothing is more dangerous than not accepting love relationships that are broken off, work that is promised but there is no starting date, decisions that are always put off waiting for the ideal moment. Before a new chapter is begun, the old one has to be finished: tell yourself that what has passed will never come back. Remember that there was a time when you could live without that thing or that person. Nothing is irreplaceable. A habit is not a need . This may sound so obvious, it may even be difficult, but it is very important.
Closing cycles. Not because of pride, incapacity or arrogance, but simply because that no longer fits your life. Shut the door, change the record, clean the house, shake off the dust. Stop being who you were, and change into who you are.

Ah Van Gogh Vah Van Gogh

Bir efsanenin çöküşüdür bu.

05.05.2009 @Radikal :

Dünyaca ünlü ressam Van Gogh'un kulağını, bir tartışma sırasında arkadaşı Fransız ressam Gauguin'ın kılıçla kestiği öne sürüldü.

Yakında Archimet'in değil tellağın kaldırma kuvvetini bulduğuunu da söyleyecekler. Bütün bildiklerimiz yalan çıkıyor!
Hem yumurta da kolesterolü arttırmıyormuş aaa

5 Mayıs 2009

Chance & Choice

Salıncakta İki Kişi'nin bloğunda gördüğüm bir siteden alıntıdır yukarıdaki. Gezin görün bayılın.

4 Mayıs 2009

Adore

Te 10 yıl önce beğendiğimi söylediğim tipte olanlarını görünce Avcılar'dan Şişli'ye 36 parça seramik yemek ve kahvaltı takımını taşımayı göze alan çılgın bir ana-babaya sahibim. Kendilerini çok sevdiğimi bir de buradan cümle aleme ilan etmek isterim. Kendi evime çıkana kadar takımlarımı kullanmamayı tercih etmek beni derinden dürtse de hayatlarını tehlikeye atıp sevgili Melo'mun kullanımına sunmamayı daha akılane buluyorum. Misafir odasında gizli gizli kutularından çıkarıp sevmek yasak değil ama.

2 Mayıs 2009

Emekçi(!)nin Bayramı


Asıl emekçi olan bakkalın, manavın camını indirmek; insanların kimbilir ne zorluklarla aldıkları arabaların camlarını parçalamak; herkesin yürümesi için yapılan yolların taşlarını söküp sağa sola fırlatmak... Emekçi olan benim, evden çıkamayan benim, sizin yüzünüzden kendi bayramımdan çekinen gene benim. Bu işte bir gariplik var ya...

30 Nisan 2009

Satlık

Şişli-Beyoğlu-Beşiktaş civarında, "şirin" değil normal bir evi olan ve uygun fiyata rağmen satmakta zorlanan arkadaşlar; çözüm ayağınıza geldi!
Bir mesaj bırakın evinize talip bulalım. Talip kişi çok iyi, hoş, güleryüzlü, azcık cazgır ve 2 kedili bir şahıstır. La Santa Roja olarak da kendisine kefilim yani :p

PS. Bodrum katları, çatı katları, Çingene mahallesi civarındaki evler aramasın. Elit bir kişiliğiz sonuçta :p

27 Nisan 2009

Hepsi Benim Olsuunn!!

İnsan neden herşeye aynı anda sahip olamıyor sanki?
Ailem yanımda, yakın zamanda bir ev sahibi olacağım, milletin çatır çatır işsiz kaldığı şu günlerde çok memnun olmasam da rahat ve fena kazandırmayan bir işim var, hep hayalini kurduğum bir siyah bir beyaz kedilerimle mutlu mutlu yaşıyorum, bir dolu arkadaşım var, aç değilim açıkta değilim, alerjik astımım kontrol altında... Daha ne olsun, değil mi?
Bir de kıymet bilen olsa ya.

İnsanoğlu çok açgözlü be...

24 Nisan 2009

Pisi pisi

Sabahtan beri unutmaya çalışıyorum ama ı-ıh, içim kabarıyor böyle ağlayasım geliyor, aklımı başka yere verip 5-10 dakika daha sakinliyorum.
Sokaktaki kedilerin en güzelini gördüm sabah. Minik vücudu, minik bir su birikintisinin içinde yüzü koyun yatıyordu. O güzelim pofidik tüyleri keçeleşmişti. Yarasını beresini göremedim, sokakta kedilere zarar veren kimse olmadığından başına ne geldiğini bilemedim, buz deposunun önünde yatmasından suçlunun bir kamyon olabileceği sonucunu çıkardım ama lanet olası servisi daha fazla bekletmemek için onu öylece bırakıp gittim. Tanrı beni affetsin. Ona bunu yapanları affetmesin.

Ne güzel kadındın sen Jane Abla


Bu hatun bile bu hale geldiyse bizim vay halimize. Ah Jane Birkin ah, en büyük kabusum oldun.

22 Nisan 2009

Bite Me one more time

10 Nisan'dan sonra 20 Nisan'da da aynı arama:
"alice wonderland deli la santa roja"

Zat-ı muhterem google'er, IP'ine block koyucam o olacak sonunda. Bu kadar uzun arama yapacağına aklında tutsana adresi! Birbirinize bakıp bakıp mı azıyorsunuz anlamıyorum ki...

Hiaa!!

Johnny Depp'in varlığı bile izlerken çığlık atmaya engel olamıyorsa bu müzikal denen şey hakkaten kötü birşey.

21 Nisan 2009

Lale Devri

Öğle yemeğini (yine) Hidiv Kasrı'nda yemek şımarıklık mıdır, elitlik mi?

Gıccık Kız Vol.7

Kimi otobüs ve metrobüslerde en önün bir arkasında ters şekilde bulunan 1,5 kişilik koltuklara gıcık oluyorum. Oraya oturduğumda yanımdaki bir karışlık yere kıçının bir dilimini zorla sığdırmaya çalışan insanlara daha da gıcık oluyorum. Git ayakta dur paşa dölü!

20 Nisan 2009

İstek

Hala radyodan istek yapılan devirlerde ve yaşlarda olsaydım bu sabah şöyle bir anons duyabilirdiniz:
La Santa Roja için çalıyoruz; Müslüm Gürses - Sensiz Olmaz

Öyle, geliyor bazı bazı...

17 Nisan 2009

Gıccık Kız Vol.6

Birşey satın alıp 2 gün sonra onun indirime girdiğini görmeye gıcık oluyorum! Adam mı şeediyosunuz siz be!

Küçüktüm küçücüktüm Vol.2

Küçükken sürekli düştüğüm için dizlerimden kocaman bandajlar eksik olmazdı. O yaralar iyileşir gibi olup bandajlar çıkınca da kabukları yolmak en büyük eğlencemdi. Manyak bebe!!

Azcık Yardım

Eskiden olmayan ya da sıkıldığım ama yepyeni duran kıyafetlerimi, ayakkabılarımı, çantalarımı temizliğe gelen kadınlara, kapıcılara, mahalledeki fakirlere dağıtsın diye evsahibine verirdim. Sonra gördüm ki yardım ettiğimi sandığım insanlar yardıma benden daha fazla muhtaç değiller. Bunun üzerine evin altını üstüne getirip bir ayıklama yapıp ortada yığılan 3 koli kıyafeti alıp depremzedelere göndermiştim. Yıl 2007 miydi neydi ve biz onları çoktaan unutmuşken orada depremin etkilerini hala yaşamakta olan insanlar vardı. Çok fena balık hafızalı insanlarız.

Bu yıl gene yaptım ayıklama işlemini, çıkan 2 büyük poşetin yeri farklıydı bu sefer. İşgüzar kaymakamlık kuş kadar ödeneklerini de kesince iyice mali sıkıntıya düşen Mor Çatı'ya gitti kazaklar, paltolar, botlar, çantalar. Sitelerine girip baktığınızda aslında hiç de aklımıza gelmeyecek neler nelere ihtiyaçları olduğunu görüp üzülüyor insan. Siz de bir ayıklasanız dolabınızı, odanızı, evinizi, mutfağınızı da ne kadar çok bir daha hiç kullanmayacağınız ama başkalarının işine yarayacak defineleriniz olduğunu görseniz... Gidip gönüllü çalışmaya vaktimiz yok, maddi yardım yapacak paramız yok, istihdam sağlayacak bir işimiz yok, hepsine eyvallah. Hiç giymediğiniz bir t-shirtümüz de mi yok?
Ülkemizdeki kadının halinden kadın/erkek olan değil insan olan anlar, anlamalı. Ne dersiniz, bu akşam 1 saatinizi ayırabilir misiniz bunun için?

Ayakkabıma Dokunma!

15.04.2009 @Radikal:

Diyanet: Topuklu ayakkabı giymek caiz değil

Dini Sorular Komisyonu, resmi internet sitesinde sorulan ‘Bazı din adamları ses çıkardığı ve dikkat çektiği için kadınların topuklu ayakkabı giymesinin dinen caiz olmadığını dile getiriyor. Bunun dinde bir yeri var mıdır? Kadınların topuklu ayakkabı giymesi dinen caiz midir?’ sorusuna şu yanıtı verdi: “Gösteriş amacı güdüldüğünde her türlü giysinin giyilmesi sakıncalıdır. Kadınların, dışarıda mümkün mertebe dikkat çekmeyen bir tarzda giyinip yürümeleri asıldır. Ses çıkartmak maksadıyla bir tür giysinin veya ayakkabının giyilmesi elbette caiz olmaz."


Bi gidip çay koyun ya. İşiniz gücünüz mü yok Allah'ın belaları! Sonra çıkıp konuşun siz sözde laik bozuntuları "Türkiye İran olamaz." Bok olamaz. Adamların kafalarının çalışma şekline bak! Topuk sesinin tahrik ettiği ırka İranlı, Suudi Arap ve Afgan diyorduk, Türk'ü de eklemeli...

16 Nisan 2009

Yemekteyiz

Üst katta adam gibi bir yemek masam ve yemek takımlarım olmasa, orta sehpaya sofrayı kurup insanları koltuk ve minderlerde yemek yedirecek olsam da, mutfakta annemden başka rakip tanımamam neticesinde sevgili arkadaşlarımı davet ettiğim Meksika gecesinin menüsünü sizlere takdim etmek isterim.


Başlangıçlar:
Salsa Sos + Mısır Cipsi
Gastpatcho çorbası

Ana yemekler:
Etli fajita + Guacamole + Sour Cream
Pilav (Arroz)
Meksika fasulyesi (Zıplayanından değil salata olarak zeytinyağı ve limon soslu)

Tatlı:
Flan

İçecek olarak da elbette ki margarita!!

Allaam ben ne fena birşeyim!

15 Nisan 2009

Küçüktüm küçücüktüm Vol.1

Küçükken ellerime uhu döküp kurumasını bekledikten sonra soymaya bayılırdım.
Az önce yanlışlıkla elime bulaşan uhuyu soyarken aldığım hazdan, kimi huyların derinlerde baki kaldığını anlayabiliriz.

Derdin ne senin

Kusana kadar (ciddi manada) tuza batırıp batırıp çağla yemek, sadece bana özgü bir davranış biçimi olmasa gerek değil mi?