Hayatımda ilk defa kayak yaptım. İlk günümde Uludağ'a teleferikle 4 kere çıkıp 4 kere kaya kaya indim. S çizmeyi ve kar sapanını öğrendim. Toplamda 4 kere düştüm, ama 4'ü için de bahanem var. (Birinde telefonum çaldı açmaya çalışıyordum-tipe bak kaymayı becerdi de telefonla kayacak!, birinde bir snowboardçu geldi tepeme çıktı, diğer ikisinde de ilk iki olay aynı yerde vuku bulduğu için gene birşey olacak endişesiyle uçtum) Sonuç olarak ilk defa deneyen birine göre çok başarılı bulundum. Yetenekli bir hatunum. Seneye gene uçarsam dahi aynı anda parende atarak gene beğeni toplamayı düşünüyorum.21 Şubat 2008
IF(Ski=Kayak, Snow=Kar; Selami=Kelami)
Hayatımda ilk defa kayak yaptım. İlk günümde Uludağ'a teleferikle 4 kere çıkıp 4 kere kaya kaya indim. S çizmeyi ve kar sapanını öğrendim. Toplamda 4 kere düştüm, ama 4'ü için de bahanem var. (Birinde telefonum çaldı açmaya çalışıyordum-tipe bak kaymayı becerdi de telefonla kayacak!, birinde bir snowboardçu geldi tepeme çıktı, diğer ikisinde de ilk iki olay aynı yerde vuku bulduğu için gene birşey olacak endişesiyle uçtum) Sonuç olarak ilk defa deneyen birine göre çok başarılı bulundum. Yetenekli bir hatunum. Seneye gene uçarsam dahi aynı anda parende atarak gene beğeni toplamayı düşünüyorum.14 Şubat 2008
Aziz Valentin Allah belanı versin
14 Şubat.Birileri kırmızı ve güllü şeyler satıp para kazansın diye uydurulmuş bir gün.
Ticari bir al gülüm-ver gülüm mevzusu yani. İşbu yüzden, bu iyi bir arkadaşımın da doğum günü olma özelliği benim için daha anlamlı olan günde, ne bir hediye alırım ne bir hediye veririm. Yemişim Sevgililer Günü'nü derim. Ne anlamı var derim.
Kendimi kandırıyormuşum, popüler kültürün yemlemelerine kanmıyorum diye. Bu akşamı tek başına oturup antep fıstıklı dondurma yerken babaanne donum ve podufuk pijamalarımın içinde Comedy Max izleyerek geçireceğim. Amerikanvari-bunalımda-yalnız-hüzünlü-kedili kadını oynayacağım. Belki eğlenirim.
8 Şubat 2008
Gaziyim
Bünyede hasar oluştu.
Benim sol bilek gitti, e herifimin de sağ bilek haşattı.
İki kişi anca bir 2 ayaklı ediyoruz!
Çok romantik :p
29 Ocak 2008
İyi ki doğdun siiteemm
ama bu seferki güzel oldu.
yeni adresimizle de yayındayız efenim : http://www.lasantaroja.com/
17 Ocak 2008
Kürklü Merkür
Oyun için "1984" ya da "A Clockwork Orange" tarzı klasik distopik eserlerin tahtına aday gibi bir yorum yapılmış Tiyatro Dot'un sayfasında. Bu yorumu abartılı bulmakla birlikte felaket senaryosu yazmakta yazarı çok da başarısız görmedim. Üzerinde konuşula konuşula klişeleşmiş ve eskimiş bir "devlet komplosu"nu al, üzerine "uyuşturucu bütün kötülüklerin anasıdır"ı ekleyip biraz ensest, bir tutam da marazi aşk kat, ocaktan alırken de ince kıyılmış şiddet serp ki diri kalsın. Sizlere de yerseniz afiyet olsun, ama dikkat! Yemezseniz de kokusundan bir yerleriniz şişmesin, zira başkaldırı çekicidir.
Oyundan gözüme çarptırılan ayrıntılar:
*Bütün oyuncuları ordaki burdaki salak Türk dizilerinden tanıyoruz. Fena olan kısmı, seyircinin karşısına çıktıkları mecra icabı daha önce hiçbirinden böyle performanslar beklenebileceği aklımın ucundan geçmemişti. Şaşırdım ve sevindim.
* Tek kadın oyuncu sanıyorum 35-40 yaşlarındaydı. Aman yarabbim o nasıl bir vücut, o nasıl bir endam! O yaşa geldiğimde süngere benzeyecek olmam ne acı!
*Sfenks rolündeki Engin Altan Düzyatan adlı oyuncu çok pis kas çalışmış. O karın ve kasık kasları aseksüel olanın dahi gözünü çeker yeminlen! Tabii bunda göbeğinin hemen altındaki uzun ve ne yazdığını anlamaya çalıştığımız Latince dövmenin de rolü büyük. Ha, bir de o kallavi sesi.
*Ruffles reklamındaki "Kalınlaştıı kalınlaştııı" diye çığıran çocuk da meğer ciddi ciddi oyuncuymuş. O hastalıklı makyajlı hali çoook başarılıydı. Makyaj ekibine de tebrik.
*Homofobik olabilirim. Ya da sadece estetik anlayışımdan ötürü, iki kalasın öpüşmesi bana güzel gelmiyor be kardeşim!
*Oyun bitişinde oyunculara "Çok güzeldi, teşekkürler" deyince şaşırıyorlar. Kendilerine teşekkür edilmemiş sanıyorum daha önce. "Parasını verdim, oynaaa!!" mentalitesinin orta yerine tükürmek istiyorum.
*Tavsiye eder miyim? Kesinlikle.
*Koyu mor ya da gece mavisi bir kelebek ister miyim? Mümkündür.
*Oyun hakkında daha detaylı bilgiyi nereden bulabiliriz? Ahanda buradan:
http://www.go-dot.org/
*Bir de birkaç resim görsek nasıl olur? Tadından yinmez!
http://www.go-dot.org/mercury/mercury_goruntu.html
15 Ocak 2008
Durumumdur
Neymiş, oldskool rocks.
11 Ocak 2008
Mşl mşl
Problemin kaynağını buldum. 28 Aralık 2007
Zinhar günah!
Haberin devamı için: http://www.ntvmsnbc.com/news/430706.asp
25 Aralık 2007
Artı+k
24 Aralık 2007
Fly fly little fly
5 Aralık 2007
Melancholia
Ben doktora gitmedim, sonunda bronşit oldum.
Uçak düştü, Berkol öldü.

22 Kasım 2007
Moodest
Hava buz gibiydi ya, gözlerimi yaşartan şey rüzgar mıydı yoksa şu salak duygusallık denen şey mi bilemedim. Bu aralar fazla mı mood'dayım, yoksa iş sadece kendimi buna inandırmaktan mı ibaret bilemedim. Love için mood gerekli midir, yoksa o mood-proof mudur onu da bilemedim. Keman sesi inceden işe işlerken buz gibi rüzgara karşı görüşüm bulanık bulanık servise koştum. Kapıyı açınca stop'a bastım. Hepsi bitti.
12 Kasım 2007
Ya şundadır ya bunda
1 Ekim 2007
Zaman dediğin...

28 Eylül 2007
Oh Baby Baby
Ne zamandır görüyordum sağda solda, hatta profil fotoğrafı olarak kullanmışlığım dahi vardı bu cici bebekleri. Sonra Halep Pasajı'ndaki çerçi dükkanında 2 YTL'ye satılan süper düper cep aynalarının üzerinde de gördüm bu bağyanları. Bugün ofiste canım sıkılmışken dur bakıyım dedim, her ünlü gibi kesin iç burkan bir hikayeleri vardır bunların da.Araştırmacı kişiliğim yaklaşık 1 dakika 35 saniye içinde cins isimlerinin Blythe Dolls, özel isimlerininse bildiğin insan adı gibi Mary, Jane, Amanda, Julia, Rose diye gittiğini öğrendi. Acılı hikaye
konusunda da hislerime güvenmekle akıllılık etmişim, zira bu bebekler ilk piyasaya çıktıkları 1972 yılında tam bir hayal kırıklığı yaratıp hak ettikleri ilginin binde birini görememiş garibanlarmış. Kafalarının arkasındaki ipi çekince kırpışan gözleri ve kutudan çıkan bir çeşit lens sayesinde değişebilen göz renkleriyle sükse yapılacağı düşünülen bebeklerimiz, bunca ekipmanın ancak dana gibi bir kafaya sığabilmesiyle baştan denge ve estetik konusunda sınıfta kalmışlar o zamanın beğenisine göre. Sadece bir yıl üretimine devam edilen bu zuzaylı bebekler, o yıllarda koleksiyonerlerin ilgisini çekmekteymiş yalnızca.Çok sonra, 1997 yılında, Gina Garan isimli televizyon yapımcısı bir
kadına bir arkadaşı "Ahaha sen bu bebeğe benziyorsun" diyerek bir bebek vermiş. Gina da "Sen bana kocakafalı mı demek istiyorsun iblis" deyip bebeği arkadaşının kafasını vura vura parçalamak yerine evdeki eski kamerasını deneyeceği sırada ilk modeli olarak kullanmış. Sonra kadın delirmiş ve gittiği her yere bu bebekleri götürüp orda burda yüzlerce fotoğraf çekmiş. 1999 yılında Gina'nın, koca gözlere olan "hayranlığı" ile bilinen Japon ırkına mensup bir amcaya bu fotoğrafları göstermesiyle de amca bebeklere aşık olmuş ve kader yürrü ya kulum demiş adeta.Bir takım olaylar olmuş olmuş (üşendim şimdi, gereksiz detaylar) ve Haziran 2001'de bunca yıldan sonra ilk defa Blythe bebekleri tekrar üretilmeye başlamış. Başlangıç o başlangıç. Bugün bu bebeklerin en
çirkinleri e-bay'de 50 dolardan başlıyor, şanslı Gina da orda burda bebek fotoğrafları çekerek köşeyi dönmüş durumda.Kıyafetleri ve saçı başıyla her birinin farklı bir imajı olan bu bebeklerin kıyafetleri de ayrı bir dünya. Görünce çıkarıp giymek isteyeceğiniz kadar tarz ve şık bu kıyafetleri insanlar üşenmiyor örüyor, dikiyor, tadilatını yapıp bebeğine giydirip fotoğraflarını çekiyor, cümle elaleme internetten yayıyor.
O derece güzel ve imrendiriciler ki daha sonradan pek çok taklidi de piyasa sürülüyor Blythe kızlarının. En bilineni bu yaz gudik bir filmi de çekilen Bratz. Televizyonda gördüğümde -utanarak söylüyorum ki- baya komik bulup güldüğüm Koca Kafalar bile bunlardan çıkmış olabilir, o derece.
Ama itiraf edin, etkilenilesi değil mi hakkaten.
11 Eylül 2007
Mersi BOKu
Öğle yemeği vakti gelmek üzere, böyle iştah açıcı fotoğraflar koymamın sebebi ise ağzımın suyunun akması filan değil. Aksine gördükçe midem bulanıyor daha da (hayır, hamile de değilim). İşin mutfağını öğrendiğim an itibariyle gurme geçinen yamyamlardan da, Fransızlardan da, bu işi körükleyen zenginlerden de, züppelerden de, para için her boku yiyebilecek üreticilerden de, menülerine bu zımbırtıyı ekleyen
ahçılardan da, bu fotoğrafları çeken yemek fotoğrafçılarından da tiksiniyorum.Bu gıdanın adı foie gras. Özel bir yöntemle beslenen kazların ciğerlerinden yapılan ultra lüks ve pahalı bir yiyecek. Hani şu ekmeğin ucuna bıçakla azıcık sürülüp yenen cinsten...

.jpg)




