31 Ağustos 2009

Kreativ Blogger

"Kreativ Blogger" diye bir ödül dolaşıyor ne zamandır bloglarda. İlk başta moda, makyaj, DIY bloglarında filan görüyordum ki yaratıcılık bence de odur. Sonrasında bloğumun sessiz okuyucularından Poseidon "İlla kreativ mi olacak, okuyorum seviyorum o halde ödülü veririm" diye düşünüp bana da göndermiş sağolsun. Muayen günümde de değilim de biraz oha derecesinde patavatsız olup düşündüklerimi çat çat söylediğim için "Ben yaratıcı blog değilim ki! Hem ben seni tanımıyorum :p" kabilinden tepki vermiş idim. Allahtan alınmadı kendisi, üşenmedi açıkladı niyetini. E yazmak da bir yaratıcılık olduğuna göre bütün blog yazarları bir nevi "Kreativ blogger" değil midir diye çevir kazı yanmasın yapıyorum şu esnada :p Bu tepkimle bir daha kimseden ödül mödül almamayı garantiledikten sonra bu durumda alıp alabileceğim tek ödül olduğundan gerekeni yapacağım. Hem Melozilla'yı bekliyorum gene, zaman çabuk geçer :p
1. Beni ödüllendiren Poseidon'a teşekkür eder, yazılarımı beğendiğini söyleyerek yüzümü gülümsettiği için kendisine müteşekkir olduğumu bildiririm.
2. Beni ödüllendiren Poseidon'un bloğunun linkini zaten verdim her isimde :)
3. Ödülün logosunu yayınladım. Çok hoşuma gitmedi böyle allı güllü ama n'apalım girdik bu işe bir kere.


4&5. "7 Yaratıcı blogger"ı ödüllendireyim. Şu aşamada yaratıcılık algımı biraz açarak blog aleminde herkesin yapmadığını yapmaya çalışan, yenilikçi ve şahsına münhasır arkadaşların linklerini yayınlıyorum.
* Gaykedi
* Cesetizleri
* Salıncakta İki Kişi
* Süt Kutusu
* Korkuluk
* Stil Direktörü
* The Non-Conformist
Görüldüğü üzere çok midesiz bir insanım, her türlü bloğu iyi olduğu sürece okuyabilirim :)
6. Ödüllendirdiklerimi bundan haberdar etmem gerekiyormuş ama kimisi mim sevmez, kimisi çok alakasız olduğundan bunu yapasım yok :p
7. Kendim hakkında 7 ilginç şey yazmalıymışım ki şimdiye kadar bu blogda 777 tane yazdım herhalde :) İlk aklıma gelenleri yazacağım.
* Pazar günleri kahvaltı yaparken magazin programları izlemeye bayılırım, kafamı boşaltmamı sağlıyor. Haftanın başka bir günü, başka bir saatinde tahammül edemem.
* Son derece provokatif bir insanım. İnsanları iyi ya da kötü bir konuda gaza getirip harekete geçmelerini sağlayabilirim. Ama kendim öyle kolay harekete geçemem.
* Otorite elimdeyken şu uruspu patronlardan olurum, yanımdakileri deyim yerindeyse öttürürüm. İş bittiğinde ise pamuk gibiyimdir.
* Benimle ilk defa karşılaşan insanlar çok soğuk, ukala ve burnubüyük olduğumu düşünür; tanıştıklarında ise böyle düşünmeye devam eden kimseyi tanımıyorum. Bir anda samimi olmayanlardanım.
* Yemek seçmediğimi söylesem de bamya, bakla, lahana, pırasa, bütün halde pişmiş soğan, maydonoz, dereotu, tere, roka, ciğer, kokoreç, hurma, karpuz, kısır, kakaolu hiçbirşey, talaş böreği... yemem.
* Topuklu ayakkabılara zaafım var. Çift kapaklı 3 ayakkabılık dolduruyorlar kendileri. O kadar ki babam bu zaafımla başedemediğinde ev hediyesi olarak ayakkabılıklarımı almıştı. Buna rağmen ayda 1 ya da 2 defa topuklu giyerim. Dolabımda olmaları bana yetiyor.
* Kendim pek doktora gitmeyi sevmem, ilaç kullanmaktan nefret ederim ama kedilerimin burnu aksa soluğu veterinerde alırım. Ağızları var dilleri yok gariplerimin, ya ciddi birşeyse korkusunu asla aşamadım, aşamayacağım.

Bitti :)

Ateşle Yaklaşma

Yataktan sürünerek kalkma dönemim bu sabah itibariyle başlamıştır, vatana millete hayırlı olsun. Bunun olası sebepleri :

1. Yaz mevsiminin bu gece 00:00 itibariyle bitiyor olması. Buna rağmen hala tatile gidememiş olmam.
2. Ofisteki arkadaşımın son günü olması dolayısıyla yarından itibaren HERŞEYLE benim ilgilenecek olmamın dayanılmaz ağırlığı. Buna pazarlama planı ve bütçe dahil. Öğk.
3. AK karıları bir yangın merdiveninde sigara içip bir kahveye çıktıkları, peşinden boş bir ofis odasına girip telefonla yarım saat konuştuktan sonra 10 dakika masalarında oturup tekrar sigara çıkıp ay sonunda da çok fazla işleri olduğundan hiçbir şeyin yetişmediğinden şikayet ederlerken; saflık derecesi artık gerizekalılığa vuran şefleri hiçbir bok yapmayıp "elemanını koruyup kollamak" adına onlardan bir iş istediğimde çalışanının çok meşgul olduğunu ve işi outsource etmemi söylerken; direktörlerden birinin oğlunun üniversite kaydı için çocuğu ve annesini şirket şoförü alıp okula götürürken bana "Neden taksi kullandın?" diye sorulurken; hiçbir bölüm adam gibi işini yapmadığı için Pazarlama bölümünde çalıştığım halde ithalat, ihracat, tedarik, satınalma, tasarım bölümlerinin de işlerini takip ederken içine düştüğüm tarifsiz umutsuzluktan da beslenen yorgunluğum.
4. Haftasonu saatlerce dolaşmamıza rağmen sahibinden kiralık 2 tane ev bulabilmemiz; onların da sadece birine bakabilip kaçarak uzaklaşmamızın getirdiği hayalkırıklığı.
5. Melozilla'nın haftasonu gene ortada görünmemesi üzerine artık yıpranan sinirlerim ve evden ayrılık kararımı e-mail'le bildirmemek için kendimi zor tutarken harcadığım efor.
6. AK Melozilla'nın AK kedisini apartman boşluğuna çıkarması yüzünden ayda bir pirelenen kedilerimi korumak için aldığım pire tasmasının keskin, çamterebentine benzeyen iğrenç kokusu yüzünden bulanan midem.
7. İşyerindeki masanın üzerine kocaman gazete yayıp okuyan, kitap karıştıran, arada gözlerini kapatıp kestiren teyzenin bile istifa etmeye karar vermişken benim bunu yapacak lükse sahip olmamamın ve herkesi aynı koşullarda doğurtmayan Tanrı'ya duyduğum kızgınlık.
8. O'nunla birlikte yaşamak konusundaki fikir cimlastiklerimin hep benim aileme takılması ama aslında bunu gerçekten isteyip istemediğime karar veremememin sıkıntısı.
9. Para harcamamak adına şimdiye kadar hiçbir zaman yapmadığım birşeyi yapıp kendimi tutmam, vitrinlere bakmadan geçip gitmem, e-bay'e girmemem vs vs.
10. Beni sevmekten ve iyiliğimi istemekten başka bir gayeleri olmayan ailemin "mutlu" anlayışına sığan bir hayatımın olmaması ve istediğim bu olduğu halde onların kafalarındaki mutlu hayatı asla yaşamayacak olmamın iç huzursuzluğu.

28 Ağustos 2009

Makyaj&Güzellik - Yar Saçların Lüle Lüle

Benim gibi turuncu ve kıvırcık saçlara sahipseniz onları her daim pırıl pırıl ve lüle lüle tutmak için bayağı bir uğraşmanız gerekiyor. Duştan çıktıktan sonra bana bu konuda yardımcı olan ürünler:


1. Karman çorman olan saçı açmak ve yarısını yolmadan tarayabilmek için Schwarzkopf Gliss Sıvı Saç Kremi.
2. O derece karışık değilse saçı açmak konusunda Gliss kadar güçlü olmayan ama hafif durumlarda işe yarayan, aynı zamanda da saç rengini koruyan L'oréal Elséve Sıvı Saç Bakım Kremi.
3. Gliss kullandıysam saç rengimin canlılığını korumak için L'oréal Elséve Anında Bakım. Boya zamanı yaklaşırken bunu pek kullanmıyorum gerçi, nasılsa akmış renk akacağı kadar :)
4. Bir yere giderken duş alıp hazırlanıyorsam, yani 1-2 saat sonra saçlarımı tekrar yıkayacaksam Amway Satinique Volumizing Mousse. Bunu ancak böyle bir durumda kullanma nedenim bu köpüğün saçları ilk sürüldüğünde ve birkaç saat boyunca harika yaparken üzerinden biraz zaman geçtiğinde saçlarımı sertleştirip bukleleri bozması.
5. Amway'le tanışmadan önce aynı amaçla kullandığım L'oréal Studio Boucl' Perfect Bukle Belirginleştirici Köpük.
6. Diğer tüm durumlarda kullandığım, pek sevdiğim, saçlarımın derdinden anlayan, Elidor 7x24 Turuncu renkli şişenin yandan yemiş yeni ambalajı olan Elidor 7x24 Hareketli Bukleler.
7. En üste cila olarak da Elidor Işıldayan Parlaklık Serumu. Hakkaten işe yarıyor.

Yazarken yoruldum yahu! Uygulama ise o kadar da zor ve zaman alıcı değil. 5 dakika önce 1-6-7'yi uyguladım ve toplam 4 dakika filan sürdü. Saç işi zor vesselam...

Makyaj&Güzellik - Fırçalar

Lisede birkaç önemli olay dışında hiç makyaj yapmadım. Mezuniyetime giderken bile annem elinde ruj evin içinde peşimden koşturdu, azcık renk vereyim gel diye. Velhasıl kelam bu işe şimdiki nesil gibi 15'imde girişmedim. Kendi kardeşimden biliyorum, 15'inde glosslar, allıklar, rimeller alınmaya başlanmıştı. Neyse efendim, demem o ki makyaj fırçalarının önemini de ilk başlarda bilemedim. Far paletlerinin içinden çıkan sünger aplikatörlerle idare ediyordum ki ne gereksiz işkenceler çektiğimi şimdi düşününce anlıyorum. 2 fırça o markadan, 3'ü bu markadan yapmamak için e-bay'e girip bir fırça seti alayım dedim. En sonunda beğendiğim set 21 parçalık, deri kılıfı içinde bir heyula oldu.


Doğal kıllardan yapıldığı için likit ürünlere (kapatıcı, likit fondöten vb.) pek değmemesi gereken bu set, $20 gibi birşeydi yanlış hatırlamıyorsam. Set alırken dikkat etmeniz gereken en önemli şey içinde sizin için gereksiz olan fırçaların sayıca çok olmaması. Ben en çok far fırçası kullandığım için böyle birşey tercih etmiştim. E-bay'den benim alışveriş yaptığım satıcının linki burada. Bol bol fırçası var, biri sanırım sizin içindir :)

Makyaj&Güzellik - Sarı&Yeşil Göz Makyajı

Madem dereye giriyoruz, paçaları da sıvayacağız. Elimin hamuruyla makyaj bloğuymuşçuluk oynayacaksam kurallarını da uygulamam gerekiyor. O yüzden bu ne be demeyiniz. Süper makyaj yaptığımı asla söylemedim :p


Bunlar da kullandığım ürünler. Bir de nasıl yaptığımı anlatmam gerekiyormuş.


Göz kapağıma 2 önceki postta gösterdiğim yeşil krem farı, far bazı niyetine sürdüm. Göz kapağının pınara yakın olan kısmına Coastal Scents paletimden sarı farı, orta kısmına Inglot parlak yeşil farı, kenarına (crease bölgesi gibi bir ismi vardı?) da yine aynı paletten koyu yeşil rengi sürdüm. Kaş kemiğinin üstüne Stila üçlü fardaki en açık altın rengini kullandım. Bir sonraki postta atacağım fırça takımımdan bir takım fırçalarla bu renkleri bir güzel karıştırdım. Göz altlarımdaki "Gece yatmaz sabah kalkmaz"lıktan kaynaklanan morluklarımı gidermek için şu yeşil ruja benzeyen Maybelline Cover Stick'i, üzerine de Clinique concealer'ı sürdüm. En üste de cila niyetine azcık Maybelline fondöten geçtim. Alt göz içine Pastel beyaz göz kalemi, alt ve üst kirpik çizgisine de Lancome siyah göz kalemini çektim. Hala adam gibi rimel alamadığım için L'oreal Telescopic rimelle idare ettim. Oldu da bitti maşallah!

PS. Manuel focus yaptığım için azcuk flu olmuş malzemeler fotoğrafı. Affedin beni.

Makyaj&Güzellik - Online Alışveriş

Strawberrynet canımız ciğerimiz...
Dİ!
Aylık indirimleri kimi makyaj ürünlerini makul, hatta ucuz fiyatları çekse de parfüm alırken artık Strawberry'yi kullanmıyorum. Aşağıda kullandığım parfümlerin karşılaştırmalı fiyat listesini gösteren bir tablo yaptım.

Yeni uğrak noktamız FragranceX!

Makyaj&Güzellik - Far Bazı

Yeni çıktı bu meret, far bazı diyorlar. Farların altına sürülen ve renklerin daha parlak, belirgin ve kalıcı olmasını sağlayan krem formunda ürünler. Kimisi renkli nemlendiricisini sürüyor göz kapağına far bazı olarak, kimi kapatıcısını, kimi fondötenini, kimi de bu iş için yapılmış özel ürünleri.
Aşağıda görmüş olduğunuz minikler Watsons'ta kasanın yanında duran 0,99 TL'lik krem farlar.


"Amaan ucuzmuş" diyerek aldığım, pek renk vermediğini gördüğümde kendilerinden vazgeçtiğim ürünlerdi. Gün ışığında flaşlı ve flaşsız çekimle renkleri de işte böyle:


Makyaj bloglarında far bazlarından sıkça bahsedilmeye başlandığında benim de aklıma bu minileri kullanmak geldi. Denedim, sonuç çok başarılı. Pek renk vermese de yeşil tonlarındaki farların altına yeşili, pembe/mor tonlarının altına moru vb. şeklinde kullanıyorum. Elinde böyle kullanmadığı krem farlar bulunan ya da ucuz da olsa far bazına para vermek istemeyenlere duyurulur.

Makyaj&Güzellik - Organizasyon

Makyaj malzemelerimi, takılarımı, tokalarımı organize etmek, elimi attığımda istediğimi bulabilmek için belirli aralıklarla yerleşim değişiklikleri yaptım bugüne kadar. Yok Ikea'dan ahşap çekmece, yok bitmiş bayram şekeri kutuları, yok sağdan soldan alınmış sepetler, kutular, çantalar... Düzen manyağı olduğum için herşeyi ayrı ayrı, düzgünce yerleştirmeyi hiç beceremedim ama. Yıllar sonra, Ikea kataloğunda gördüğüm birşeymiş benim ilacım. Karşınızda, bedavadan azcık pahalı, Antonius!


Hiç ölçmeden aldığım bu 4 Antonius şifonyer çekmecemin içine "Çatt!" diye oturdu ama siz benim kadar ballı olmayabilirsiniz, bir ölçmekte yarar var. Gerçi şifonyer standart Koçtaş şifonyeri, ona göre yapmıştır elin gavuru herhalde.

Bir derdim de komidin çekmecemin sonsuzluğu uzanan karanlığında duran ojelerimi bir arada görmediğim için gidip aynı renkleri bir daha, bir daha almamdı. Bir Flormar 328, Pastel 52, Flormar rakı beyazı her evde bulunması gereken renkler olduğundan, 1-1,5 TL para sayılmadığından ve bazen minik amneziler yaşadığımdan farkettim ki çekmeceye 3 tane 328, 2 tane 52, 4 tane de rakı beyazı stoklamışım. Ayrıca elimdeki renk skalasını tam görmediğimden hep aynı renkleri sürüp sürüp çıkıyormuşum. Onun çözümü de İkea'da, keza İkea evimizin herşeyi. Çook arasam da bu miniğin linkini bulamadım, ama İkea'da çocuk raf sistemleri arasındaydı, fiyatı da 10 TL gibi birşeydi. İçindeki bölmeler ayarlanabiliyor, daha büyük ya da enine/boyuna farklı yerleştirilmiş bölmeler elde edebiliyorsunuz.


Benzer renkleri de bir araya koyunca şahane olmamış mı ama! :)

Cuma Teması 5

Ben masusçuktan makyaj&güzellik bloğuymuşum bugün. Hıhı evet.

27 Ağustos 2009

Hot in Pot


İyi bakın, böyle bir manzarayı kolay kolay göremezsiniz.

Hay makus talihime!

Başımdaki bela bir değil bin değil ki arkadaş! Cep telefonumu cebime koydum 5 dakika önce, evden çıkmadan bir tuvalete gideyim dedim. Sonraki duyduğum ses : Cumburlop!
Hemen kapattım (hala açıktı), bataryayı, sim'i, hafıza kartını söktüm, kuruladım, pirinç dolu kavanoza koydum. Şu internet de olmasa nerden bileceğiz pirinci filan ya.
Şimdi müthiş bir ikilem içindeyim. Bütün sitelerde açmadan servise götürün diyor ama açasım var :p Kapanmamıştı bile alet yahu!
Ahanda arkadaş bu:

Perşembertesi Teması

Geçen haftaki depresif halimle güme giden Cuma Teması için kendimi affettirmek üzere çalışmalara başladım. Böyle bir gece önceden post hazırlamak da hiç yaptığım birşey değil, anlayın o derece şaşaklı geliyorum yarına :p
Beklentileri de iyice arttırayım da rezil olayım iyice. Ah ben ahh :)

Kaçak

Sevgili ev arkadaşım Melozilla, pazar günkü zırvalığının ardından hala şahsımdan kaçmakta. Bir problem olduğunda böyle gece eve gelmemeleri filan da ilk defa görüyorum. Hayır, bir gün geldiğinde evi boş bulacak, o olacak sonunda. Evden ayrılacağımı bile bildiremedim henüz kendisine :p
Bir de ağustos ağustos çorap+spor ayakkabı birlikteliği feci birşeymiş. Ayak pişiği diye birşey varsa ondan olabilirim. Sistitime can feda.

26 Ağustos 2009

İnan!

Sayısal'ın bana çıkmayacağına inananlar olduğunu görüyorum aranızda.
Bu farkediş birkaç gündür ankete verilen cevap sayısının +1/-1 aralığında gezmesinden doğmuştur. İnanın ey cemaat! Dua filan edin birşey yapın. Zira çok ihtiyacım var, anlıyor musun beni.

Süper LSR!!!

Türk milletinin pisliğinden, pasaklılığından bir tür süper güç geliştirdim. Uzaktan gelen bir insanı gördüğümde parfüm/deodorant kullanıyor mu kullanmıyor mu, çok az bir yanılma payıyla tahmin edebiliyorum. Böylece derin bir nefes alıp onu tutarak o zat/zatlar yanımdan geçerken ve rüzgarlarını da alıp giderken kokularından kurtulmuş oluyorum.
Üzerinde kocaman "S" olan kıyafetler giymeyi planlayabilirim.

And the Oscar goes to..!!

Bu havada sistit olabilmeyi başarmış olan bana kocaman alkışlar istiyorum!!!
Dün "Ayaklarım üşüyor" cümlesini kurup akabinde klimaları daha da açan yine bana daha da şiddetli alkışlar istiyorum!!!
Dikenli tel ne ki iki tarafı da kör bıçak ne ki...

25 Ağustos 2009

Mascara Wars

DiorShow vs. Lancome Hypnose vs. Lancome Fatale ?

24 Ağustos 2009

Huzur tüm iyiliklerin anasıdır.

Din esintili eski bir sigorta reklamı vardı, bildin mi adamım?
"Evdeki huzur, zenginlik budur."
Ne de güzel söylemiş bıyıklı amca.

Saygısız LSR

Mekan : La Santa Roja'nın Evi
Tarih : 23 Ağustos 2009, Pazar
Saat : 13:00
Sahne : La Santa Roja'ya sabahtan uğrayan kamyon, eski müzik setini bırakmıştır. Sevdiceği salonda, setin kurulumuyla uğraşırken kendisi de mutfakta kahvaltı hazırlamaya başlar.
Olay Kurgusu : Hoparlörler doğru bağlandı mı diye kontrol etmek için açılan müzik setinin ses ayarını 8 (Yazıyla sekiz)'e getirir La Santa Roja. Müzik setinin maksimum ses kapasitesi 50'dir. Mutfağa gidip domates yıkayıp salata yapmaya başlar. Salonla mutfağın arasındaki mesafe 3 (yazıyla üç) metre olduğundan müziğin sesi mutfağa bile gelmemektedir. Bu sırada ortaya bağıra çağıra çıkan Melozilla, meyve suyu almak bahanesiyle mutfağa gelir. Bu arada La Santa Roja ile aralarında şu konuşma geçer:
M : Ya hayret birşeysiniz, sabahın köründe bangır bangır müzikle uyandım! Hayatımda sizin kadar saygısız insanlar görmedim!!
L : Melo, ses yüksek değil. Dolayısıyla rahatsız olacağını düşünmedik. Keşke gelip uyarsaydın, kısardık.
M : Uyandıktan sonra ne farkeder!!!
L : Küfretmemek için yutkunur, susar ve M.'nin yüzüne "Senin mına koyiim" manasında bakar. Bu esnada bağırarak, ağlayarak, şarkı söyleyerek, kapıları çarparak, birşeyleri kırıp dökerek... kendisini belki 100 defa gecenin 3'ünde, 4'ünde uyandıran M.'ye haketmediği kadar anlayış gösterip her seferinde insanca uyarmasının pişmanlığını yaşamaktadır.
M : Hayret birşey yahu!!! Çok saygısızsınız!!! Hayatımda böyle birşey görmedim!!!
Söylene söylene alt kata inen M.'den bir sonraki 3 saat haber alınmaz. Yediği bokun suçluluğuyla odaya kendini kapatmıştır. Bir müddet sonra sevdiceği ile La Santa Roja evden çıkar.
Bir sonraki sahne : Aynı günün akşamında eve geri dönen La Santa Roja, netbook'unu kucağına alıp yatarak 1+1 ve 2+1 ev aramaya başlar. Bir müddet sonra eve dönen M., hiç harcamadığı kadar zamanı salonda geçirip La Santa Roja'nın salona gelmesini bekler. Bu esnada siniri halen geçmemiş olan La Santa Roja sakinleşmeyi bekleyerek salona gitmemektedir. Giderse M.'nin ağzına sıçacağından gitmemeyi ve akşam akşam asabını bozmamayı tercih eder. Gece 1'de La Santa Roja hala salona gelmediğinden M. kalkıp yatar.
Sonuç : Akşam LSR eve gittiğinde M.'ye "Kendine 1 ay içinde ev bul" der.

21 Ağustos 2009

Klişe Habercilik

21.08.2009 @ Radikal :
Yerin yüzlerce metre altında ilk sahur

Zonguldak'ta, maden ocağında çalışan işçiler ramazan ayının ilk sahurunu yerin metrelerce altında domates, biber, soğan, zeytin ve peynirle yaptı.

Ramazanda yer altında sahur yapanların görüntüleri, 31 Aralık'taki "Seneye görüşürüz"den bile daha bayat ve klişe!! Yapmayın artık bunu!! Ayrıca adam madenci, yerin altına sulu köfte mi götürsün?!