29 Haziran 2009

Forever Homesick

Doğduğum, büyüdüğüm, 20'li yaşlarımın ilk birkaç yılının geçtiği ve şimdi yaşadığım şehirler hep farklı. İstanbul'da yaşadığım 9 yıl içinde 4.evimdeyim ve 5.sini arıyorum.
Kendimi yersiz yurtsuz hissetmem doğal galiba.
Anası, dadısı, anaokulu, lisesi, çocukken gittiği park, ilk öpüştüğü köşe, ne bileyim ilk sigarasını içtiği kuytu aynı yerde olan insanları çok kıskanıyorum.

Tembellik yadsınamaz bir yönümdür

Bir akşam daha Ebru ile Pilates DVD'si ile bakışıp durduk.
Wrestler izlerken bacağımı kaldırıp indirdim ama, sayılır mı ki :p

27 Haziran 2009

Külah sütyen ve pantolon üstü külot

Michael Jackson'ın öldüğünü duyduğum ilk anda dudaklarımdan dökülen "Madonna çok üzülmüştür" cümlesi çocukluğumun kısa bir özeti olabilir.

Kamil Koç

Elektriği, dolayısıyla asansörleri, klimaları, lambaları ve ups'e bağlı olan bilgisayarlar dışındaki prizleri; telefon hattı, dolayısıyla interneti, maili ve telefonları çalışmayan bir ofise yazıhane demek çok da acımasızlık değildir, di mi?
İnsan haftaiçi haftaiçi 3 gün ofise gidip çalışmadan dönünce bir hoş oluyor :)

23 Haziran 2009

Placebo Konseri konusunda hevesin kursakta kalmasına iyimser bir bakış

İşten koşa koşa gel, duşunu al, üzerini giy, tam saçları kurutacakken bir telefon:
Konser, ekipmanlar sınır kapısına takıldığından yarına ertelenmiş.
Buna da şükür. Gidip mal mal kapıda dikilmek de olabilirdi bu akşamki etkinlik.

Yuvasız Kuşlar Gibin

Bu miniğe bir yuva bulamayan blogger alemine Püü diyorum.

22 Haziran 2009

Otobüs Mehebbeti

- Kanlıca'ya kaç durak kaldı Abi?
- Sayılamayacak kadar çok.

Bazı Abi'ler çok feylezof oluyor.

IK'cılara açık mektup

Saat 16:30. Portecho'dan In This Town dinleyerek eller kollar havaya gerizekalı misali dansediyoruz. Çok sıkıldık. Daha 1 saat var ve inanılmaz tıkalı köprü yolu eve gidişi epey geciktirecek gibi görülüyor. Portekiz'den arayan Graca'ya masamda bulunamadığımı söylettirip sapıtmaya devam ediyorum. İşe de 11'de geldim zaten.
Yeni bir işe ihtiyacım var. Help me.
Şimdi sırada Without You I'm Nothing var. Yarına hazırlık. Jilet getirin.

19 Haziran 2009

Minik Fare gene kafeste

Bulduğum minik kediyi süt annesi bu kadar zaman sonra dövüp emzirmeyi reddetmiş. Daha 3 haftalıkken yaş mamaya geçmek zorunda kaldı miniğim. 1-2 hafta sonra da kuru mamaya geçebilecekmiş. Hala bir yuva yok. Veterinerde demir bir kafesin içinde tek başına oturuyor.
Evinde kedi besleyen çok insanın hayvan sever değil, cins hayvan sever olduğunu düşünmeye başladım. Bu minik kız bembeyaz bir Chincilla, ya da sapsarı bir İran kedisi olsaydı ilk günün akşamı yuvasına gitmişti bile. Yazık...

Behlül kızı öp öp öp

Vallaha da seviştiler sonunda!
Bir diziyi final bölümüyle izlemeye başlamak da ilginç oluyormuş :p

18 Haziran 2009

Naruto vs. Wolverine

Esinlenmenin de bir şeyi var.

Ben kalp yatak

Yatağın sağında ya da solunda yatmak direk çocuklu/çocuksuz olmakla mı alakalıdır? Çocuklu kadınlar illa kapıya yakın mı yatar mesela? Ya da direk sağ/sol seçmecesi midir, böyle beynin o tarafının daha gelişmiş olması hikayesi?
Ben neden koca yatakta kapı tarafında yatıyorum o halde? Natural born mother da değilim ki :)
Not : Saat öğlen 12'de aklıma yatak gelmesi libidomun yüksekliğiyle değil dün gece aptal bir filme takılıp 2 buçukta yattığım için uykuya duyduğum özlemle alakalıdır.

1+1 olsun benim olsun

Evde alerjik astımlı biri varken,
3 adet kedinin mevcudiyeti yüzünden kapı pencere rahatça açılıp ev havalandırılamıyorken,
Kedileri halledip kapı pencereyi açsak dahi evin alt katının bir tarafı yerin altında olduğundan hava akımı sağlanamıyorken,
Gecenin 12'sinde,
Yaprak kıpırdamayan bir gecede,
Evin en kuytu ve havalandırmasız bölümünde,
BADANA YAPILIR MI A BENİM GERİ ZEKALI EV ARKADAŞIM!!!!

Nefes alıyoruz ve 10'a kadar sayıp katil olmaktan kurtulmaya çalışıyoruz. Ev arıyoruz.

17 Haziran 2009

Mickey Mouse

Ben bu adama hastaydım bir de. Zaman erkeklere daha mı acımasız ne? Mickey Rourke olmuş Mickey Mouse.

16 Haziran 2009

Bir gidin çay koyun ya

Ayağımın altına yapıştıracakmışım. Yok artık.

7 basamak

7 basamakta alışverişi bırakmak :

1. Kredi kartlarının ekstrelerine ve kalan limitlere bakın.
2. Hesap bakiyenize bakın.
3. Takvime bakıp aybaşına kaç gün kaldığını hesaplayın.
4. Ayakkabılıklarınızdaki sıkışıklığa göz atın.
5. Gardolabınızdaki sıkışıklığa bakın.
6. Kozmetik dolabınızdaki fazlalıkları attıktan sonraki kalabalığa bakın.
7. Kumbaranızı boşaltıp yükte ağır pahada hafif ganimetinizi cüzdanınıza doldurun, o hafta bundan başka para harcamamaya çalışın.

İşte alışverişi bıraktınız!

15 Haziran 2009

Otobüs Manzarası

4 yıl sonra ilk defa şehirlerarası otobüse bindim. Öyle dandik bir firma da değildi hani, ismi lazım değil baş harfi Metro.

Yoldan gelen araçtaki boş koltuğa binmek üzere paramı ödedim. Otobüs perona yaklaştığında içeri girip boş koltuk aramaya başladım. Orta kapının bir önündeki koltukta tek başına oturan 22-23 yaşlarındaki elemana "Burası boş mu?" dedim. Çocuk dilini yuttu, konuşamadı. Ağzını açtı balık gibi, kapadı. "Boş mu?" diye yineledim, kafasını salladı. Tam koltuğa geçecekken orta kapıdan leş gibi sigara kokan ve son nefesini otobüs içine üfleyen azıcık daha büyükçene bir tip "Hayır boş değil" diyerek çat oturdu koltuğa. Arkaya doğru ilerledim, az sonra kendisinden bahsedeceğim ağırcana hostes ablanın yer göstermesiyle "bayan yanı"na oturdum.

Yukarıdaki paragraftan Adriana Lima gibi birşey olduğum sonucuna varılmasın. Ortalamanın üzerinde bir tipim ve dikkat çekebilen renkler taşıyorum bünyemde. (Turuncu saç, mor pantolon, siyah-beyaz benekli çanta vb.) Yine de kimsenin nefesini kesip kekeme yapacak potansiyelde olduğumu sanmıyorum. Olaya anlam verememem yerime oturup çevreyi süzmeme kadar sürdü. Zira kısa kol tişört ve görünen saç telli iki insan ben ve yanımdaki kızcağızdı. Meğer ağırca hostes abla bizi birbirimize uygun görmüş.

Şaka maka otobüs Kabil'den geliyor olsa böyle olurdu herhalde. Molla kılıklı dedeler, çember sakallı deliganlılar, başörtülü teyzeler ve çarşaflı ablalarla doluydu araç. Ağırca hostes abla ben yerime oturur oturmaz bir bardak kolayı burnuma uzatıp gitti, havalandırmanın ayarıyla oynayan veletlere gelip kızdı, ellerine vurdu, babalarına nasihat etti, çöpleri toplamak için bir poşetle dolaşıp herkesin çöpünü kendisinin poşete atmasını istedi, benden önce o koltukta oturan kişinin alıp yemeden bıraktığı bisküviyi "Yiyecek misin bunu?" diye burnuma uzattı, kolonyayı suratıma suratıma sallayınca etil metil dinlemeden mecburen avuç açtırdı. Toplam 1 saat 45 dakika süren yolculukta bunlar oluyorsa 6-7 saatliğine tahmin edemedim ben de.

Sonuç? Uzun yolda uçağa devam, kısa yol için de inadı kırıp en kısa zamanda bir araba alınmasına karar verilmiştir.

10 Haziran 2009

iPhone 3Gs

iPhone'u sevmem ama sevenlerle de bir problemim yok. İşbu nedenle yeni modelin çıktığını, eski modelin fiyatının yarıya düştüğünü duyurmakta beis görmüyorum. İlk modele göre çok daha hızlı sörf yapabilen bu arkadaşın adı iPhone 3Gs (Speed'in s'si), aynı zamanda ilk modeldeki bir eksiğini giderip video da çekebilmeye başlamış. Amerika, Kanada ve Avrupa'da 19 Haziran'da satışa sunulacak bu yeni arkadaşın fiyatı $199-299 olacakken eski model de $99'a inecek. Tabii ki biz Türk'lerin en öncelikli görevi vergi adı altında politikacıları, ebelerini, dedelerini doyurmak ne kelime, çatlatmak olduğu için bu fiyatları göremeyeceğiz. Maaşımızın %30'unu çat diye elimize bile ulaşmadan direk vergi olarak kesmeleri kafi gelmediğinden, %18+%20 indirek vergi de yetmediğinden bu telefonu kullanmak için de her ay faturaya yansıyan %18+%25'i verip dünyanın en pahalı elektriğiyle de şarj etmemiz gerek.
Kameraymış, internetmiş, telekomünikasyonmuş neyine senin be Türk??!

9 Haziran 2009

Ricci

Severim bu kızı Adams Ailesi'nden beri. Ama bu, ayak parmaklarıyla izci selamı verebilir olmasını çok komik bulmama engel değil. Ama tutup dalga da geçmem. Zaman zaman fena bir insan olabilsem de özümde iyiyimdir :p

8 Haziran 2009

Fotoğraflar yalan söylemez!


"Angelina Jolie çok çirkinleşti, artık güzel kategorisinde bile değil" deyince tipik kız tribi diyorsunuz bir de. Stan Smith çenesine, Wildenstein Gelini dudaklarına, David Spade alnına bakıp kim hala güzel diyebiliyor ki?

Fare'nin süt annesi!

Son haberler gelmeden birşey yazmak istemedim, ama mutlu bir haftasonu geçirdik ailecek. Cumartesi günü bebeği yeni doğum yapmış bir annenin yavrularının arasına kattık, anne kabul edecek mi dövecek mi diye beklerken yavrunun gidip diğer yavrulara sokulup uyuduğunu görüp rahatladım. Tam eve dönecekken son kez bakayım ne alemde dedim, kafesin üzerindeki örtüyü kaldırıp baktığımda bebek de beni gördü, hemen kalkıp kafesin kenarına gelip miyavlayıp patilerini bana uzatmaya çalıştı. Çok üzüldüm, bu görüntü de 2 gün gözümün önünden gitmedi ama dün akşama doğru gelen haberle annenin bebeği kabul edip emzirdiğini öğrendiğimde rahatladım. 1 ay kadar anne ile kalacak yavru, 1 ay sonra da yeni yuvasına uçacak. Yardımcı olmaya çalışan herkese çok teşekkürler.

5 Haziran 2009

Bir fare gördüm sanki!


Minik faremiz tek başına geçen 1 günü atlattı. Bugün 2.gün. Bugünü de atlatırsa yarın süt annesinin yanına gidecek!!
Sonrasında bir yuva lazım ama küçük sıçana. Haber edin sağa sola olur mu? Çok dayanıklı ve inatçı bir pisi bu. Sevilmeyi hakediyor.

4 Haziran 2009

Ufacık Tefecik Pisicik

Ben bir halt yedim.

Kapının önüne bir koli içinde bırakılmış annesiz yavru kediyi aldım veterinere götürdüm. 1 haftalık filanmış, gözlerini zor açıyor. Fareye benzeyen bir yaratık. Ciyak ciyak miyavlıyor. Erkek mi dişi mi olduğu anlayamadı veteriner, o kadar küçük herşeyi yani. Biberonla Kitty Milk'i içirince haline kılığına bakmadan büyük kedi gibi gurlamaya başlıyor. Islak pamukla pıtısını silince çiş yapabiliyor. Sıcak su doldurduğum şişeye sokulup deliksiz uyudu tüm gece. Evdeki canavarlar da giremedikleri odadan gelen tiz ses ve benim o tiz sese gösterdiğim ilgi yüzünden küstüler, tüm akşam uzaktan bakmakla yetindiler.
Şimdi saat 1. Sabah 7'de sütünü içirdiğime göre 6 saattir aç. Ve 5 saat daha aç kalacak. İşe getirmeyi düşündüm ama çok ötüyoo! Var mıdır 1 haftalık kapkara, sadece ağzının kenarında sarı tüyleri olan bir bebek isteyen?

2 Haziran 2009

Ne işimiz var elalemin sitesinde!

02.06.2009 @Radikal :

Atatürk'e hakaret içeren video nedeniyle 5 Mayıs 2008'de yargı kararıyla kapatılan Youtube'un yöneticileri, bir yılda hiçbir gelişme olmayınca Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'dan randevu istedi.
Türkiye’nin kendi video paylaşım sitesini kurmasını öneren Yıldırım, “Ne işimiz var elalemin sitesinde?” dedi.

"Türkiye kendi kendine yeten bir devlettir" düsturunun boku nasıl çıkarılır, okuyunuz görünüz.

1 Haziran 2009

Dingin Alice

Hayat galiba o kadar da zor değil.
Bazen onu rahat bırakıp kendi yoluna girmesini izlemek gerek.
Her zaman değil ama ;p