31 Ekim 2009

Spontan Alışveriş

Dışarı çıktığım ayakkabılar su almaya başlamışsa, yol üstünde bir alışveriş merkezine uğrayıp bir yağmur botu alıp onu ayağına geçirip yola öyle devam etmek çok garip birşey olmasa gerek de satış temsilcisi kız neden öyle şaşırdın acep?
Not. Evet, sonunda ben de balıkçı çakması oldum :p

Brrr

İnat ettim, battaniye içinde oturdum, kazak üstü hırka giydim, ama sonunda dayanamadım, kombiyi dün gece itibariyle çalıştırdım. Kış resmi olarak başlamıştır. Benim gibi sürekli üşüyen biriyseniz kaloriferin dibine kıvrılıp uyuklama devri de ;)

Oynakbeyi

Bunca yıllık cancağızım, barzom, oynak peygamberim diye söylemiyorum; iyi yazıyor sıpa. Buyrun giriş burdan.

29 Ekim 2009

Güm

Kimi kadının sabrı geniştir, şuursuzluğunuza geldiyse onu sonsuz sanabilirsiniz. Bu nedenle hatırlatmakta fayda görüyorum, onu sabrının son demine kadar zorlamışsanız, aniden infilak ettiğinde şaşırmayacaksınız.

27 Ekim 2009

Hastalık geliyorum demez

Öğleden beri 2 adet uçuk çıkardım, acayip üşüyorum ve ateşim var.
O kadar dalga geçtikten sonra domuz gribi olmuş olmayım :p

Arzu Nesneleri Part bilmemkaç

Yeni arzu nesnelerimi gururla kamuoyuna sunarım.

Pissel Mevzular

Ofisteki tuvaletin sifonu bozulduğunda havlu aparatının tepesindeki plastik hazneyi çıkarıp kova olarak kullanınca kendimi McGywer gibi hissetmem, klişelerin baştacı olarak forwardlanan "80'lerde çocuk olmak" başlıklı maile rahatlıkla eklenebilir bence.

26 Ekim 2009

İş-li vs. Diş-li

Ofisteki angarya işleri halleden 55'lik teyzenin Ekim sonu emekli olacağı duyurusu geldi az önce. Öyle önceden haber verip işleri ayarlamak filan yok bizim memlekette. Aha buraya yazıyorum bu işler de benim üzerime kalır. Hani herkesin bir limiti vardır, oraya erişilince mantıkmış, sorumlulukmuş, olurmuş olmazmış iplemeden siler atar ya herşeyi; hah işte oraya bir gıdımım kaldı. Öğrendiğime göre şirketi ikiye böldükleri ve bizi yeni açılan şirkete aktaracakları için Kasım başında hepimiz işten çıkarılıp yeni şirketle sözleşme imzalatılacakmışız. Şimdiki şirketten kovulduktan sonra yenisiyle imza atmayı reddedersem bana tazminat vermek zorunda kalırlar gibi bir fikrim geldi, ortada ne tebligat ne de bir duyuru var çünkü. 2 haftaya sabrımın limiti sonsuzdan 1'e bu hızla yaklaşmaya devam ederse bu şahane fikrimi kullanacağım gibi geliyor bana.

25 Ekim 2009

1

3 haftadan sonra annem babam bu akşam evlerine geri döndüler.
9 yıl önce İstanbul'a ilk geldiğimde nasıl hissediyorsam öyle hissediyorum. Banyoya girip sıcak suyun altında usul usul ağlayasım var.

21 Ekim 2009

Mahalle Baskısı

Mini etek ve desenli çorap giymeye bayılırım. Yurtdışına çıktım mı gider çorap alırım, bir de çanta. Gavurların bol bol bulunduğu bir semtte yaşıyorum. O kadar ki apartmandaki tek normal Türk isimli insan benim. Ama göç her yeri olduğu gibi burayı da vurmuş. Dün akşam eve giderken bana yaşattığınız "eteğini giymeyi unutmuşluk paranoyası" yüzünden hepinizin te mınakoyiim. Baskınıza götümle gülüp eteklerimi giymeye devam edeceğim. Her öküz gibi bakana parmak göstermeye, her laf söyleyeni itin dötüne sokmaya da devam edeceğim. Umarım hepiniz acı çeke çeke, kıvrana kıvrana ölürsünüz. İnsanlardan soğuyorum gitgide yeminle.

Domuz Gribi

Sağlık Bakanlığı'nın Radikal'in Domuz Gribi ile ilgili sorularına verdiği cevapları okuyunca, felaket senaryosu nasıl yazılır, insanlar nasıl manipule edilir, korku nasıl yayılır, bir kez daha kavrıyor insan.

Türkiye’de son tahminlere göre kaç kişinin domuz gribine yakalanması bekleniyor?
Yapılan simülasyona göre, domuz gribi virüsü hiçbir önlem alınmazsa, Türkiye’de enfekte olması beklenen insan sayısı 21 milyon.
Kaç ölüm bekleniyor?
21 milyon domuz gribi vakasından 8.8 milyonunun hastaneye başvurması bekleniyor. Başvuranlardan 96 bini hastaneye yatırılacak. Bunların da 15 bin 500’ü yoğun bakım hizmeti alacak. Bu süreçte 5 bin 300 kişinin ölmesi bekleniyor. Aşılama gibi önlemlerle enfeksiyon sayısı 1.8 milyonla sınırlı tutulabilecek. 7 bin 500’ü hastaneye, bunların da 1200’ü yoğun bakıma yatırılacak. Bu durumda 400 ölüm bekleniyor.
Aşının ilk denendiği ülkelerden biri neden Türkiye, geçen yıldan beri dünyada etkiliyken neden şimdi ilk defa Türkiye'de ortaya çıkmış gibi tantana yapılıyor, neden medyanın başka işi gücü yok da sabah domuz gribiyle kalkıp gece domuz gribiyle yatıyoruz, bunları hiiç sormayalım. Devletimiz bizi düşünüp aşılatıyor, bense hainlik etmeden duramıyorum bak, cık cık...

20 Ekim 2009

Kalemi bağlı Alice

Hazır evde uyumadan bir gıdım önce internete girmişken hemen yazmak istedim. Ofisteki saçma güvenlik sistemi hiçbir blogspot ve wordpress uzantılı adresi açtırmıyor, takip ettiğim blogları Reader üzerinden okuyorum ama fotoğraflar görünmüyor. Sayfalar açılmadığından yorum yapamıyor, yaptığınız yorumlara da cevap yazamıyorum. Ama sanmayın ki arada bir kontrol edilmiyorsunuz. Ensenizdeyim. Duyurulur. Hizayı bozmayın.

Teker teker gelin hüleyn!

Miniğimin dikişleri alındı, fakat veterinerin söylediğine göre dikiş ipi alerji yapmış, bu yüzden dikiş yerleri kabuk bağlamış, 3 gün daha hunisi takılı duracak. "Drima ile mi diktiniz, katküt nasıl alerji yapabilir?" diye sordum ama şaka yaptığımı sanıp güldü kadın. Oysa son derece ciddiydim.
Farkında olmadan çok fena günler geçirdiğimi farkettim dün. Melozilla ile tartışmam, ev arayışım, ev bulunca onu yaptırmak için harcadığım para ve emek, bunca emekten sonra hala elden geçmesi gereken bir ev, bir dolu eksik, akan tavan, suyunu çeken param, Mina'mın hastalığı ve bakım süreci, iş yerindeki ağır ötesi tempo, ofiste gelen giden gavurlar, onlarla birlikte yapılan günübirlik seyahatler... Bütün bunlarda ne bir tek arkadaşım yanımda oldu, ne sevgilim geçinen adam. Varsa yoksa ailede var. Onları öpüp sevin, herşeyden önemli ve önde tutun. Haklarını ödemek asla mümkün değil.

19 Ekim 2009

Olan Biten

lifetrainee'nin işten ayrılmasından sonra, hayatımda ilk defa, öküz gibi çalışıyorum ama yine de işler yetişmiyor. Daha önce söylediğim gibi, aslında cidden hızlıyımdır ama düşünün işte o kadar çok iş var. 3 kişilik işte. Evde de Mina Hanım'ın bakımıyla uğraşıyoruz; şuruplar, haplar, kremler, kafasındaki huni yüzünden mama kabına yaklaşamadığı için ağzına verilen ıslak mamalar... Bugün dikişlerini aldırmaya gideceğiz sonunda. Hunisi de yarın çıkacak. Umarım günde 23 saat uyumayı keser bunlardan sonra.
İçeride toplantı odasında bir Hindistanlı ve bir İngiliz var, toplantıya girmem gerek. Yalnız gitmeden şunu söyleyim, bu kadar yoğun bir tempo bende alerji yapar, bakalım ne zaman kaşınmaya başlayacağım.

14 Ekim 2009

Azimli Genç!

Sanırım taşı deldim.
Benim fendim yasakçı IT'yi yendi.

Try try little fly

Mail2blogger diye birşey deniyorum.
Blog hayatı kararmış bir bireyin son çırpınışlarıdır. Bakarsınız ayranı tereyağına döndürüp kurtulurum.

10 Ekim 2009

Minik

Minik meleğim Mina, rahim kanseri imiş.
Veteriner hayatında böyle bir şeyi hiç görmediğini söyledi.

8 Ekim 2009

Brand New

Ta-şın-dım!
Bir daha 10 yıl yerimden kıpırdamamayı düşünüyorum ama. Her taşınma bir öncekinden daha da zor oluyor. Tanrı evini bırakıp gelen anne babadan razı olsun!
Ama çok şahane oldu herşey yahu :)