25 Kasım 2008

Interview Part.2

Şu cevaplara yakın şeyler söylediğim görüşmeden sonra beğenilmiş olacağım ki bugün de direktörleriyle görüşmek için çağırıldım. Lakin salak IK'cılarına uyuz olduğum için gitmeyebilirim. Ya da IK'cılarını şikayet etmek adına da gidebilirim. Kendisiyle aramızdaki dialog aşağı yukarı şu şekilde gelişti:

-Merhaba ben Blabla'dan arıyorum La Santa Roja Hanım, direktörümüzle görüşmek için Salı günü saat 14:00'de sizi bekliyoruz.
-O saatte uygun değilim daha geç bir zamana alabilir miyiz?
-14:30'a alabilirim ancak. Falanca Bey'in bir de 15:30'da görüşmesi var.
-14:00 ile 14:30 arasında bir fark yok. Toplantım olduğu için o saatlerde orada olmam mümkün değil.
-Anlıyorum fakat başka uygun bir zaman yok.
-İyi, o halde muhtemelen gelemeyeceğim.
-14:00'e mi yazayım 14:30'a mı?
-14:00 deyin ama söylediğim gibi muhtemelen gelemeyeceğim.
-Peki, iyi günler.
-İyi günler.
Telefonu kapattıktan sonra ben:
-Orrospu.

Adam gibi IK'cılar, görüşme yapacakları kişiler çalışıyor ya da gün boyu okula gidiyor olduklarında akşam kalıp 6'da 7'de bile mülakat yaparlar. Tayyareden IK'cılar ise "Bitse de gitsek" modunda şakada şukada halleder görevi. Adam gibi şirketler, şirketlerin çalışan seçmesi gibi çalışanların da şirketleri seçtiğini bilip "Şu saatte şurada olacaksın çünkü ben öyle istiyorum" direktifinde bulunmaz. Bu yazının anafikri; bu şirket tayyaredir. Nokta.

5 yorum:

Vladimir dedi ki...

Gerçekten de gıcık bir durum, telefondaki kadının karşısındakini anlamamaya odaklanması tam anlamı ile sinir bozucu.

Buzcevheri dedi ki...

-O zaman ben sizi 14:00'e yazayım.
-Yazma, işim var.
-Hımmm o zaman ben sizi 14:00'e yazayım.
-Yazmayan nah böyle olsun.
-Tamam o zaman ben sizi 14:00'e yazıyorum.
-...

=)

Taylan dedi ki...

Sonucu bekliyorum.

arzu pinar dedi ki...

onlar seni seçmiş, lütfetmişler, randevu veriyorlar. ne haddine kabul etmemek, başka işinin olması. yatıp, kalkıp duacıları olsan yine de dalkavuklukta sınıfta kalırsın bunların gözünde. haddini bildirirler adama.

dünyanın etraflarında döndüğünü sanan ofis kuklalarından çok sıkıldım da.

La Santa Roja dedi ki...

Vladimir, sen-ben-o birer böceğiz, onların istediğini yapmak zorundayız. Ne sanıyoruz ki kendimizi di mi :p
Buzcevheri, sen geç dalganı da o salak IK'cı ile gerçekten böyle bir dialog yaşanabilir :)
Taylan, baktım yazacaklarım bir yorumdan uzun tutuyor, bir sonraki postta gelişmeler :)
Ve Arzu, inan ben de sıkıldım. Ama bu kapitalist düzen kökleştikçe parası olan bütün düdükler onun sanmaya devam edecek. Gelin komün kuralım :p