11 Mayıs 2008

Alice the beyni sulanık

Son 5 gündeki çalışma saatlerim:

Salı 08:30-22:15
Çarşamba 08:30-01:00
Perşembe 08:30-17:30 (Kaçtım ofisten)
Cuma 09:00-01:15 (Stüdyoda)
Cumartesi 09:00-04:00 (Stüdyoda) - Evvet, yanlış okumadınız tam 19 saat!

Hayatımın hiçbir döneminde böyle çalışmak zorunda kalmamıştım. Bir de ne takdir, ne teşekkür (tamamen duygusal anlamda :p) Bu saçmalık yüzünden Sayısal da oynayamadım bu hafta, manevi tazminat davası açıp açamayacağımı düşündüm ama olmaz sanırım. Ne biçim bir ülke burası yahu :p

Bugün Anneler Günü ya, bir hoşluk yapayım çiçek göndereyim benimkine dedim. Zaten 3 büyük il dışı olunca hoop 15 ila 20 YTL arası değişen ekstra ücret. Bir de herkes çiçeğe saldırıyor diye fiyatları %200 arttırmışlar, her zamanki gibi. Bir telefon ve e-maille geçiştiricem artık napalım. Aynı Sevgililer Günü gibi, ticari bir gün olduğunu ve para tuzağından başka bir anlama gelmediğini biliyorum ama birşey yapmadan da duramıyorum. Sanki herkesin annesi tonlarca hediye ve çiçek alacak da bizimkinin boynu bükük kalacak gibi hissediyorum sanırım. Duysa neresiyle güler bana canım kim bilir :)
Neyse, hepinizin annesinin Anneler Günü kutlu olsun, anne olan varsa aranızda size duble kutluluk :)

Not: Resim Louise-Elisabeth Vigeé-le Brun adında 1755-1842 yılları arasında yaşamış bir ressamın Madame Vigee-Lebrun and Her Daughter, Jeanne-Lucie-Louise isimli tablosu. İsminden de anlaşılacağı üzere kendini ve kızını resmetmiş madam. İlginç kraliçe Marie Antoinette ile de kanka olan bu ressam hatunumuz ile daha detaylı bilgi de mevcut.
Tablo 1789 yılında yapılmış. Louvre müzesinin hediyelik eşya kısmında para saçarken bir kartpostalı ilişmiş idi gözüme, neden bilmem anne-çocuk ilişkisini mükemmel yansıttığını düşünürüm. Belki bir annenin kendi kızıyla bağını kendi fırçasıyla anlatmasının samimiyetinden, belki yüzlerdeki gerçekçi gülümsemeden, belki de kıvırcık saçın tanıdık gelmesinden :) Boy aynamın ucuna ilişik duran bu kartpostala baktıkça içim ısınır ama özlem de çok fena artar, ağlayasım gelir filan. Böyle de içli ve duygusal bir insanım. Paylaşmak yerinde olacaktır özellikle bu günde.

5 yorum:

samarata dedi ki...

annelik...
offlamalar, uykunun içine edilmesi, kokulu kakalar, hastalıklar, veli toplantısı, mahalle kavgası, doğum günü, oyuncak, kırmızı ayakkabı, sinir stress... elde var.
tatlım elde ne var?
benim annemde benden kalan aralıklı yapılan telefon görüşmeleri, ihmalin verdiği hüzün.
keşke ona yetebilsem. keşke yetebilsek.

si-men! dedi ki...

keşke bu kartı gönderseydin, etkili olurdu belki.

popülerlikte önemsenen günlerden hiç hoşlanmıyorum, insanları kazıklamanın ayrı bir yolu.

yine de anneme çiçek göndermeden duramıyorum :)

PuCCa dedi ki...

3 aydır ilk kez izin yaptım.. haftalık iznim bile yoktu.. Artık yığılıp kalacağım akıllarına gelmiş olmalı ki izin verdiler.. sabah 9 akşam 10.30 çalışıyorum
yakında aihm'ye başvurmayı düşünüyorum :P

Mimi Wonka dedi ki...

siz iş hayatından böyle bahsettikçe benim bu okulu bitiresim hiç gelmiyor yau... korkutmayın beni, nolur :blush

La Santa Roja dedi ki...

mirasyedi olsaydım mimi, bi de işletme'yi uzatan biri olarak dayak yemeyi göze alsaydım, ben hiiç mezun olmazdım. 4 yıl bölüm+1 yıl hazırlık hayatımın en tasasız ve en rahat dönemiymiş. çok özlüyorum yahu :(