27 Temmuz 2009

Dolma & Yoğurt

Arka bahçemizin karşılıklı olduğu apartmandan her gün 3 defa yükselen seslere çok sinirleniyordum. Bahçeye bakan pencere yaşlı bir kadın ve erkeğin yatak odasıydı ve kadın 23 saat yatarken adam arada bir kalkıp eski taş plaklardan türküler dinliyordu. Pencerenin kenarındaki sandalyeye oturup ellerini dizlerinde kavuşturan adam, hiçbir şey söylemeden birkaç türkü dinleyip peşinden yine yatağa gidiyordu. Günde 3 defa, yemek saatlerinde, bu yaşlı çifte bağıran kadına çok sinirleniyordum. Bugün ne diyor bu kadın diye dinledim.
Kadın "Önce dolmadan sonra yoğurttan ye de boğazından geçsin. Karpuzu sonra yersin, bırak şimdi." diye yüksek sesle konuşuyordu. Bıkmadan, usanmadan, yirmi beş - otuz - otuz beş kez söyledi bunu. Her seferinde karpuza yönelip yemek yemeyi reddeden yaşlı kadına aynı şeyi tekrarladı durdu. Sonra "Ben kimim biliyor musun?" dedi. Yaşlı kadın bilmediğini söyledi. Kadın "Ben senin kızınım." dedi. Sonra da "Yoğurttan ye de boğazından kolay geçsin." diye ekledi.
Artık kızmayacağım her yemek saati arka bahçeden gelen yüksek sese.

2 yorum:

winston wolf dedi ki...

sabır,gerçekten tükenenebilen bir şey.

La Santa Roja dedi ki...

bendeki sabır daha da kolay tükeniyor maalesef :(