17 Ağustos 2009

10th

Sabah Kocaeli TV'de depremin 10. yıl dönümü ile ilgili programlar yayınlanıyordu. Bindim otobüse, İstanbul'a dönerken sokakları izledim. Kokoş teyzeler sabahın 8'inde dolgu topuklu terlikleri ve taşlı güneş gözlükleriyle sokaklara atmışlardı bile kendilerini. Birkaç genç çift, hiç acele etmeden, aheste aheste el ele yürüyordu sokakta. Kimsenin yüzünde en ufak bir gölge yoktu, bir gözyaşı, bir dalgınlık, hiçbir şey. Sevindim aslında.
İnsan gerçekten de ne olursa olsun yaşamaya devam ediyor.

5 yorum:

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

Buna hep şaşmışımdır. Hani aklımızda büyütürüz ya "şöyle olursa hayatım biter, böyle olursa yaşayamam" diye. Ama olduğu zaman nasıl olduğu bilinmez bir şekilde insan hayatına devam edebiliyor. Acının gölgesi kalıyor içinde ama yine de hayat sürüyor bir şekilde. Belki de insanın içindeki bu devam edebilme arzusudur dünyayı bugün ayakta tutan.

La Santa Roja dedi ki...

Ne olursa olsun hayatta kalma içgüdüsü diye birşey var. Dediğin gibi "ölürüm, biterim, yaşayamam" denen olayları bile unutmasak da geri plana alıp yaşamaya devam ediyoruz bir şekilde. Bu da insanların neslinin tükenmemesini sağlıyor herhalde??

nora dedi ki...

Hiç kolay değil.

Ama evet.

Yaşamaya devam ediliyor.

Unutmuyorsun ama yine de devam edebiliyorsun.

Böyle olmasını aksine tercih ederim doğrusu.

Abi dedi ki...

Nora'ya katılıyorum. Doğru olan bu zaten. Diğer türlü insan ırkı biter ya... O kadar çok kötü şey oluyor ki, hani devam etmesek 100 yılda tükeniriz.:)))

La Santa Roja dedi ki...

nora, diğer türlü yaşayamazsın zaten. Keşke unutmamanın yanı sıra ders de alabilsek...

Abi, bu insanların özenilecek bir tarafı mı laneti mi bilemedim şimdi...